Anayasa; bir ülkenin milletini, kendisini ve rejimini koruma ve kollama yöntemlerini belirleyen, tanımlayan aradaki ilişkileri düzenleyen ana metin olarak tanımlanan temel yasal normdur.
Bu nedenle de herkesin anayasaya uyma mecburiyeti söz konusudur. Ancak takdir edilmelidir ki eğer bir anayasa yukarıda belirttiğimiz asgari müşterekleri yönlendirecek bir içeriğe sahip değilse ve bu eksikliği siyaset ve sosyal yaşamın hemen hemen bütün katmaları tarafından kabul ediliyor ve acilen değiştirilmesi gereken temel metin olduğu kabul görüyorsa ve bunu birinci öncelik olarak millete açıklayan bir başbakan ise bu durumda sayın başbakanın anayasaya uymadılar suçlaması ile tutuklu bulunan Kürt siyasetçilerine yönelik eleştirisi haksızlıktır.
Sayın başbakan ki hepimizin başbakanıdır Batman ziyareti sırasında yapmış olduğu açıklamada yoluna asılan “Halkın İradesi yargılanamaz” pankartına atfen; “Milli irade ile seçilenler yargılanamaz diyorlar doğrudur ancak milli irade ile seçilenler anayasaya uymak zorundadır” demesi çok da şık bir söylem olmamıştır.
Neden?
Birincisi; ülke olarak bizim de kabul ettiğimiz evrensel insan hakları ve hukuk normlarına göre herkesin savunma yapma hakkı meşruluğunu korurken, anadilde veya istenilen dilde savunma yapmak doğal bir hak iken, herkesin eşit bir şekilde adil yargılama hakkına sahip olması gerekirken Kürt siyasetçilerinin yargılandıkları özel yetkili ağır ceza mahkemelerinin durumunu ve statüsünü görmezlikten gelerek, tutukluların savunma haklarının ellerinden alındığını dikkate almadan, yargı kararı ile sabitleşmeyene kadar her vatandaşın suçsuz olarak kabul edilmesi gerektiği ilkesini göz ardı ederek, Kürt siyasetçileri anayasaya uymamakla suçlaması adil bir yaklaşım değildir.
İkincisi; bu ülkede özel değil adil yargılama yapılması gerekirken ve bu yasaları değiştirme olanağı sayın başbakanın başkanlığını yaptığı siyasi partinin çoğunluğunda mümkün iken sayın başbakan hiçbir girişimde bulunmamıştır. Hele hele görevi başındaki Belediye başkanları alınıp kelepçeli halde millete teşhir edilirken ne kendisinin ne de kabinesindeki içişleri bakanının sesi çıkmamıştır. Bu konuda yapılan eleştiriler karşısında “hükümetin değil yargı kararının gereği olarak” bu operasyonun yapıldığını belirtmişlerdir.
Yargını bu türden kararlarını hükümetini zor durumda bırakmak amaçlı olduğunu ima eden açıklamalar yapılmışken, eleştirdiği yargı bile daha mahkûmiyet kararı vermemişken, kitleler önünde bu tutukluları suçlu ilan etmek çok da adil bir davranış olmamıştır.
Kaldı ki bildiğimiz kadarı ile bu siyasetçilerin iddianamelerinde anayasal düzeni değiştirmek gibi bir suçlama bulunmadığı gibi suçlama KCK yapılanması içerinde bulunmak olarak gösterilmektedir. Bunu yargıda ne şekilde sonuçlanacağı da belli değildir.
Durum böyle olunca suçluluğu sabit olmayan binlerce kişiyi suçlu göstererek mahkemeye adres bildirmek anayasaya ne kadar uymakla eşleştirilebilir sayın başbakanın ve okurların takdirine bırakılacak bir konudur.
Sayın başbakan anayasaya uyulup uyulmama meselesinin bu ülkede nasıl değerlendirildiğini “kubbe ve minare” meselesinden dolayı iyi bilen insanlardan biridir. Bu bölgede minare ve kubbeden bahsetmek bile insanı içeri atmaya yetiyorken bu tür açıklamaları kendisinden duymak gerçekten insanı üzüyor.
Siyasi açıklamalar, siyasi rekabet, siyasi eleştiriler elbette yapılacaktır. Ancak konu adalet ve adil olma olunca sayın başbakandan beklentilerin daha fazla olduğunu da belirtmek gerekir.