2009 yerel seçimlerinin yaklaşmasıyla birlikte her geçen gün siyasi heyecan artıyor. Önümüzdeki yerel seçimler nedeniyle gözler özellikle Diyarbakır ve Batman gibi bölge açısından oldukça önemsenen merkezlere çevrilmiş durumda. Özellikle  AKP lideri ve Başbakan Erdoğan yerel seçimlerle ilgili konuşmalarında sürekli DTP’nin tartışmasız kalesi olarak kabul edilen bu şehirlerin alınması için partililere adeta ‘saldırın’ emri veriyor.

       AKP ve DTP her ne kadar yerel seçim çalışmalarını başlattıklarını açıklamamış olsa da iki partinin de çalışmalarını çoktan başlattığı aşikar. İki parti de farklı söylemlerle bölgeye gidiyor; ama çalışmalarının asıl hedefini yerel seçimlere yönelik çalışmalar oluşturuyor. Son günlerde iki parti de birbiri ardına bölgede siyasi hareketlilik yarattı. Önce DTP  “kuraklık mitingi” çerçevesinde bölgede halka seslendi ve açık bir şekilde seçmenlere AKP’nin bölgeye gelip onlardan oy isteyeceğini, ve onların buna aldanmamaları gerektiğini dile getirdi. DTP’nin kuraklık mitinginin hemen ardından ise AKP lideri Erdoğan hemen hemen tüm bakanlarıyla GAP paketini açıklayacağı söylemiyle Diyarbakır’a  gidip, kalenin surlarının dayanıklılığını test etti ve kaleyi fethetmenin planlarını yapma fırsatı buldu.

        Erdoğan var gücüyle Diyarbakır’a ve Batman’a saldırı emri verdi. DTP grup başkanı Emine Ayna ise; yerel seçimler için Batman ve Diyarbakır’da çalışma yapmayacaklarını; çünkü bu iki şehrin sarsılmaz kuvvette olduğunu , gözlerini farklı illere diktiklerini ve o illerde çalışmalarını yapacaklarını söyledi. AKP ve DTP bölgede siyasi çıkışlar yaparken seçmenler elbette ki sadece siyasi vaatlerle yetinecek değildir. İki partinin de geçmişteki çalışmalarını göz önünde bulunduracaktır.

         AKP ve DTP’nin bölgedeki bazı avantaj ve dezavantajlarına bakacak olursak: AKP’nin en büyük avantajı iktidar olmanın olanaklarını elinde bulunduruyor olmasıdır; fakat bir dezavantajı var ki o da hiç önemsenmeyecek bir şey değil. Bu dezavantaj kısa süre önce yapılan ve AKP’nin tam destek verdiği sınır ötesi operasyon. Nitekim Kürtler –geçen genel seçimde AKP’ye oy verenler de buna dahil-bölgede bir savaş hali oluşmasına tamamen karşı. DTP kanadına baktığımızda ise en büyük dezavantajı AKP’nin aksine doğal olarak iktidar araçlarından yoksun olmasıdır. Avantajı ise Kürtlerin siyasi taleplerini az veya çok dillendiriyor olması ve Kürt meselesinin kan dökülmeden çözümüne atıfta bulunuyor olmasıdır. Öte yandan DTP’nin önümüzdeki genel kongresi yerel seçimler açısından da büyük önem arz etmekte. Ahmet Türk’ün meclis grup başkanlığından istifa etmesi seçmenleri şimdiden kaygılandırdı; çünkü Ahmet Türk’ün siyasi anlayışını takdirle karşılayan önemli bir çoğunluk bulunmakta. Bölgedeki siyasi durum şimdilik böyleyken özellikle iki partinin de göstereceği adaylar merakla beklenilmekte; çünkü adaylara büyük iş düşüyor.

         Şimdiden  demokratik bir şekilde seçimin geçmesi, barışın kazanması ve bölgenin kalkınması temennisiyle…