Tüm Türkiye’de bir ekonomik çöküş ağırlığını korumakta. Son dönemlerde bu çöküş, kendini ağırdan ağıra hissettirdi. Piyasada adeta yaprak kıpırdamıyor. Memur perişan, esnaf siftah etmeden kepenk indiriyor, malumunuz yaşanan kuraklık çiftçiyi adeta yok etti.
İnsanlar tamamen maaşını ve gelirini bankalara göre endekslemiş durumda. Kimi aldığı arabadan kimi satın aldığı daireyi maaşına güvenerek bankalara borçlanmışâ€¦ Hele hele kredi kartlarından borçlanan vatandaş ne yazık ki nefes alamaz durumda.
Evet ne olacak şimdi… Hepimiz meraktayız.
Geçen hafta Diyarbakır’da Başbakan Erdoğan’ın çıkarması vardı. 10’un üzerinde Devlet Bakanı, Milletvekilleri, ekonomi uzmanları, Türkiye’nin önde gelen işadamı ve medya temsilcileriyle Güneydoğu yatırım paketini açtı. Erdoğan’ın bu paketi geçmiş hükümetlerin paketlerinin 18.si oldu. Paket dolu dolu amma!
İşte paketteki bazı kaynaklar…
Cazibe merkezleri
Teşvik politikaları
Kobi destekleri
Teknoparklar
Tıbbi kaynaklar
Tarım
Eğitim
İstihdam
Sağlık
Sosyal hizmet ve yardımlar
Kültür-sanat-spor
Sulama-ulaştırma vs.
Güneydoğu’yu cazibe merkezi haline getireceklerini belirten Başbakan Erdoğan’ın da paketi umarız hayata geçirilir.
Öteki paketler gibi boş çıkmamasını temenni ediyoruz.
Aksi halde ekonomisi zaten çökmüş olan piyasa doğrulamaz hale gelir.
… Zaten içten içe kriz yaşayan Türkiye’nin bir an önce ‘paket’lerle düzlüğe çıkması gerekiyor.
Bu arada Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir’e yüklenen Erdoğan, yaşanan olumsuzluklardan kendini hiç de sorumlu görmüyor. Örneğin Diyarbakır’da konuştuğunu Ankara’da unutuyor. Cumhuriyet resepsiyonunda bile DTP Genel Başkanı Ahmet Türk’ün elini bile tutmazken neden Baydemir in kendisinin yanında yer almadığından yakınır.
Hem adım atmıyorsunuz, hem de destek bekliyorsunuz.
‘El’ sıkmak bu kadar zor mu?
Şu anki ekonomik çöküntüde en büyük payı Başbakan’ın kendine çıkarması gerekiyor.
Tabi ki paketleri de kendisi sunuyor…
El sıkmak bu kadar zor geliyorsa paketler nasıl işe yarayacak doğrusu merak ediyoruz…
Ancak yine de biz iyimser düşünmek istiyoruz…
Next