Türkiyenin gelişimi ve ilerlemesi için model ve umut olan Adalet ve Kalkınma Partisi üç dönem iktidarda kaldıktan sonra neden geriledi?
2023 hedefleri konusunda oldukça umutlu olan bu partinin yeni Türkiye imajı neden vatandaşlar tarafından onaylanmadı?
Adalet ve Kalkınma Partisi Kürtleri neden gözden çıkardı veya Kürtler neden büyük bir umutsuzluktan sonra bu partiden ayrılmayı seçtiler?
Parti içinde var olan ancak bir türlü açıklanmayan çatışmaların bu gerilemedeki rolü nedir?
Komşularla sıfır problemle yola çıkan bu partinin uyguladığı dış politika ve restleşmelerin bu gerilemede rolü ne kadar etkili oldu?
Paralel yapı ile mücadele, Ergenekon, balyoz gibi davaların bu gerilemedeki rolü nedir?
Çözüm süreci bu denklemin neresinde?
Yerel örgütlenme ve teşkilatlanmadaki değişikliklerin rolü etkili oldu mu?
Soruların sayısı ve boyutuna değiştirme elbette mümkün ancak şimdilik bu kadarı bile AKP’deki gerilemeyi bize anlatabilir.
Adalet ve Kalkınma partisi yola çıktığında ve hükümet olduğu iki dönemde yani çıraklık ve kalfalık dönemlerinde eksikliklerine rağmen ortaya koyduğu kararlı duruşu sayesinde halkın takdirini kazanan parti oldu.
Bunda elbette diğer siyasi partilerin doğru dürüst program çıkaramamalarının ve halkın gözünde itibarlı olamamalarının etkisi vardı. CHP ve MHP’nin ortaya koyduğu resim güvenden yoksun ve köhnemiş sistem savunuculuğundan başka bir şey değildi. Buna baraj denilen ucube de eklenince AKP boş meydanda kendisiyle rakip bir parti olarak Türkiyeyi yönetmeyi sürdürdü.
Ancak bu her şeye muktedir parti ve hükümet her istediğini gerçekleştirdiğini gördüğünde ve her gittiği seçimi kazandığında yapılan yanlışların önemsenmediğini düşündü.
Çağdışı kalmış, darbelerden umut besleyen halkın taleplerini dikkate almayan sistem ve bürokrasi partisi ve anlayışına dönüşmüş partiler karşısında halkın eğilimine önem veren ve halkı önemseyen parti olan AKP ve lider kadroları ustalık döneminde kendilerinin oluşturduğu sistemin esiri olmaya başladılar.
Darbe sistemine karşı çıktığı için desteklenen
Halkın değerlerine önem verdiği için önemsenen
Yatırımlar yaptığı için el üstünde tutulan
Ekonomide ilerleme kaydettiği için peşinde koşulan AKP son dönemde eski yapıların yaptıklarına taş çıkartır bir imaja sahip oldu.
Özellikle iktidardan nemalanan kesimlerin inanılmaz zenginliklerine karşı tabanı oluşturan kesimlerin sürekli fakirleşmesi, işsizliğin giderek artması, yatırımların azalmaya başlaması, milli gelir dağılımındaki adaletsizlikler halkın tepkisini çekmeye başladı.
Örneğin iktidara yakın sendikaların yapmış olduğu toplu sözleşmelerde tabanlarının talepleri yerine iktidarın emirlerine göre hareket etmesi bir tepki oluşturdu. Memur Sen konfederasyonunun memura reva gördüğü yıllık 123 TL’lik artış ve %3’lük zamlar bunun göstergesi. Üstelik bu sendika başkanlarının sonraki seçimlerde iktidardan milletvekili seçilmeleri de işin tuzu biberi oldu. Bu örnek diğer sektörler için de gösterilebilir.
AKP son dönemde halktan aldığı destekle istediğini yapabileceği kanısına vardı. Cumhurbaşkanlığı seçiminde aldığı %52’lik oy oranı ile Çankayaya çıkan Sayın Cumhurbaşkanı kendini tek lider olarak görmeye ve istediğini yapabilecek güce eriştiğini hesapladı. Bu kanı nedeniyle hem sistem değişikliğini hem de Kürtleri dışlayarak istediğini koparabileceğini hesapladı ve hesap ters döndü.
Bütün “güç bende” imajı halkın tepkisini çekti. Yapılan kamuoyu araştırmalarında partisinin hızla eridiğini gören Sayın Erdoğan tarafsızlık ilkesini yok sayarak alana indi ve siyasi parti lideri gibi seçim meydanlarında diğer siyasi partilere karşı mücadele etti. Bu durum doğal olarak halkın onayını almadı. Bu sayede AKP birinci parti olarak konumunu korudu ancak hükümet olma gücünü de yitirmiş oldu.
Ezilenlerin, hor görülenlerin, sesi çıkmayanların partisi olarak yola çıkan AKP ile bugün ezen, hor gören, seslerini çıkaranları bastıran AKP aynı parti değil. Fakirlerin, yoksulların, kimsesizlerin sesi olan parti artık güçlülerin, zenginlerin, çıkarcıların partisi olmuş imajı yaygın. Olumsuzlukların ortadan kalkması için destek gören parti şimdi bu olumsuzlukların odağı olan parti durumuna düşürüldü. Arada doğruyu söyleyenler ise şamar oğlanına çevrildi. Sonuç işte mevcut tablo oldu. Şimdi AKP oturup yaptığı yanlışları nasıl telafi edeceğini düşünmek zorunda. Bunun için de geçmişte ne yaptığına bakarsa zaten doğru yolu bulacaktır.
Next