Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından yaptırılan yeni Cumhurbaşkanlığı Sarayı yani kamuoyunda bilinen adıyla AK Saray’ın 1 katrilyon 370 trilyonluk maliyeti çok tartışıldı. Tayyip Erdoğan’ın yola çıkarken ve halkta da en fazla etki uyandıran sloganı belki de ‘’Kimsesizlerin kimsesi’’ olma iddiasıydı. İktidarının ilk yıllarında yoksullara yönelik sosyal politikaları geliştirmesi ve sağlık sisteminde yaptığı reformlarla bu yönde adımlar da attı fakat AK Parti'nin güç gösterme veya dik durma edasıyla yaptıkları çıktığı yoldaki duruşu ile tezat bir durumda...
Erdoğan için ilk dönem başarılı geçen bir dönemdi ve halkta da karşılığını buldu %34 %46 ve %49 şeklinde artan bir seçim grafiği yakaladı. Son dönemde aldığı %49’luk oydan sonra ise başlayan rehaveti, yaptığı konuşmalarından yola çıkarak anlamak mümkün. Başlarda yoksulun ve hor görülen dindar kesimin sesi olarak çıkan Erdoğan ve halktan biri imajını yavaş yavaş kaybedip zenginlerle patronlarla kolkola giren bir Erdoğan figürü ortaya çıkmaya başladı...
Soma’daki 301 işçinin ölümünün ardından hükümet yetkililerinin olayı ‘Kader’ veya ‘Mesleğin doğası gereği’ diye geçiştirmeye çalışmaları AKP iktidarının halkçı özelliğini terk edip bu iktidarı dönemi boyunca oluşturduğu zengin kesimin yanına doğru kayışının en açık ispatı niteliğindeydi...
İktidara geldiğinden beri kendisine İslami çizgiyi yol olarak seçtiğini söyleyen bir partinin iş kazalarını böyle geçiştirmeye çalışması İslam ile ters düşen bir yaklaşımdır oysa ‘’Bir iş yaptığınız zaman Allah (c.c) o işi sağlam ve güzel yapmanızı sever’’ buyuran bir Peygamberin dinine mensup kişilerin bu işverenlerden hesap sorması, işlerini neden sağlam ve güzel yapmadıklarını sorgulaması gerekirken üstünü kapatmaya çalışarak 301 insanın ölümünü adeta olağan bir olay gibi göstermesi çizgi dışı bir hareket niteliğindedir...
En son yapılan AK Saray da açık bir israftır. Yaklaşık 20 milyon insanın 1000 TL ve daha az gelirle yaşadığı bir ülkede 1 katrilyon 370 trilyonu sadece bir binaya harcama israftan başka bir şey olamaz. Daha iyi anlamak açısından asgari ücretle çalışan bir kişinin 114 bin yılda alacağı maaşa eşit bir para diyebiliriz.
Muaviye döneminden saray ile ilgili tarihi konuşma;
Muaviye döneminde Ebuzer El Gıfari, Muaviye’nin sarayına gider. Sarayı inceler ve sarayın ihtişamı karşısında oldukça sinirlenir. ‘’Yoksullar inlerken sen bu sarayda tepinecek misin? Bunun hesabını öte tarafta nasıl vereceksin ey vali? Ey Muaviye! Bu sarayı halkın parasıyla yaptırdıysan hırsızlıktır, haksızlıktır. Eğer bu sarayı kendi paranla yaptırdıysan israftır , haramdır. Derhal yık bu sarayı… ‘’ der.
Ebuzer ve Muaviye arasında geçen bu diyalog; Ebuzer'in yokluğunu, çizgiyi, gerçeği ve birçok durumu gözler önüne seriyor...
AK Saray model değiştiren bir yapının olağan bir yapıtıdır bu nedenle garipsememek lazım...
Yarınınızın, bugününüzden daha iyi olması dileğiyle, hoşçakalın...
Next