Bugün cumhuriyet kurulmamış olsaydı bir biri ile çatışan, fikir ayrılığına düşen, karşı kamplarda yer alan insanların çoğu aynı saflarda cumhuriyet dışı yönetim şekliyle omuz omuza mücadele eden insanlar olabilirlerdi.

Bu yargıya olduğumuz yerde varmıyoruz elbet. Çünkü çok iyi biliyoruz ki bugün çatışanların, fikir ayrılığı yaşayanların babaları, dedeleri ortak düşman ve savunulan vatan kavramları olunca omuz omuza mücadele etmişlerdi.

Oysa cumhuriyet halkın kendi kendini yönetmesi olarak kabul edilmiştir.

Tek fikir

Tek kişi,

Tek anlayış memlekete hâkim olmasın diye alternatif anlayış biçimi olarak benimsenmişti.

Cumhuriyet ilerici,

Cumhuriyet demokrat,

Cumhuriyet adaletli,

Cumhuriyet şeffaf yönetim şekli olarak kabul edilir.

Türkiye cumhuriyetinin yönetim şekli cumhuriyettir denildiğinde bin yıllık devlet yönetim şekli terk edildi diye bütün mebuslar kararı ayakta alkışlamışlardı.

Doğudan,

Batıdan,

Kuzeyden,

Güneyden geldiklerine bakılmaksızın.

“Türkiye Cumhuriyeti demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletidir.” Cümlesi Anayasaya yerleştirilince devletin nasıl idare edilmesi gerektiğinin yol haritası da çizilmiş olmaktaydı.

İlerleme yolunda taşlar tek tek, düşünülerek yerleştirilmiştir ancak uygulama cumhuriyeti daha da ileriye götürmemize mani olmuştur.

Cumhuriyetin demokratikleşmesi, laikleştirilmesi ve sosyal hale getirilmesi için verilen ya da verilmek istenen çabalar yine cumhuriyet adına hep törpülenmiş, horlanmış, ötekileştirilmiştir.

Sosyal devlet ilkesi ya ekonominin devlet adına tekelleştirilmesi olarak algılanmış ya da liberalizm adına toplumun geniş kesimleri sermaye yaratma adına açlığa, işsizliğe, sefalete terk edilerek yok edilmek istenmiştir.

Demokratik gelişmeler ya da Cumhuriyetin demokratikleştirilmesi çalışmaları cumhuriyeti sabote edici girişimler olarak algılanmıştır.

Laik devlet anlayışı devletin bütün inançlara karşı eşit mesafede durması olarak açıklanmış ancak uygulamada bu hassasiyetlere dikkat edilmemiştir. Bazı inançlar desteklenmiş bazıları dışlanmıştır. Egemenleştirilen inançlara laiklik adına sınırlandırmalar konulmak istenmiştir.

Oysa ülkede bir şeylerin değişmesinden yana olanların çoğunluğuna yakını cumhuriyeti her halükarda savunanlardır.

Birbirlerini en sert şekilde eleştirenlere bakarsanız aslında aynı kulvarda, aynı hedefe farklı yollardan gidenler olduğunu görürsünüz.

Cumhuriyetin ne olduğunu bile tam olarak bilmeyenlerin kurup kabul ettiği yönetim şeklini bugün bilenler daha ileriye taşımak için aynı kararlılığı göstermek zorundadırlar.

Bugün 29 Ekim cumhuriyet bayramı.

Bu bayram, bu ülkede yaşayan herkesin bayramı.

Yapılması gereken cumhuriyetin bütün değerlerini sahipleyen bir anlayış ile ülkeyi barış ve kardeşlik ortamına kavuşturmaktır. Cumhuriyeti, demokrasiyi, adaleti siyasal parti simgesi olarak kabul eden bütün kesimlerin çatışmaları, fikir ayrılıklarını bir araya bırakarak ülkenin ortak değerleri üzerinde uzlaşı aramalarıdır.

İnsanlarının bir birine güvenmedikleri, kamplaştıkları ülkelerde;

Ne cumhuriyet cumhuriyet olur,

Ne demokrasi gelişir

Ne de adalet yerini bulur.