24 Nisan Ermenilerin 1915 tarihindeki olaylar nedeniyle soykırım günü olarak kabul ettikleri ve andıkları gün. Osmanlı imparatorluğunun son döneminde meydana gelen bu olaylarda ülkede yaşayan yaklaşık 2 milyon civarındaki Ermeni yurttaşın yaklaşık 1,5 milyonluk bir bölümünün göç ve saldırılar sonucunda yaşamlarını yitirdiği gerekçesi ile bugün yani 24 Nisan Ermeni soykırım günü olarak anılmaktadır. Bugüne kadar birçok ülke soykırımı tanımıştır. Hatta bazı ülkelerde bugünü soykırım günü olarak kabul etmemek bile suç sayılmaktadır. Buna karşılık Türkiye yaşanan olaylarda yaşamlarını kaybedenlerin durumunun bir soykırım olmadığı tezini sürdürmeye devam etmektedir.
1915 olaylarının 98. Yıldönümünde tarafların aynı tezleri iddia ettiklerini de belirtmek gerekmektedir. ABD halen 24 Nisan 1915 olaylarında yaşamlarını kaybeden insanların durumunu soykırım olarak değil “Büyük kırım” olarak adlandırmaktadır. Bu durumun Ermeniler tarafından hoş karşılanmadığını belirtmemiz gerekir. Türkiye’de ise İHD gibi insan Hakları kuruluşları bu olaylarda yaşamlarını kaybedenlerin durumunu “Soykırım” olarak kabul etmektedir.
20 Nisan cumartesi günü Batman Belediyesi konferans salonunda Bart ve Mazlum Der Batman şubesinin ortaklaşa düzenledikleri “Dünden Bugüne Ermeniler” konulu bir konferans düzenlendi. Konferansa konuşmacı olarak AGOS Gazetesi yayın yönetmeni Murat (Rober) Koptaş katıldı.
Bölgemizdeki Ermeni olayları hakkında bilgi sahibi olduğumuz halde Türkiye genelindeki durum ile ilgili olarak Rober Koptaş’ın verdiği bilgilerin aydınlatıcı olduğunu belirtmemiz gerekir.
Kendi anlatımlarına göre Türkiye’deki Ermeni meselelerinin gelişimi şöyle özetlenebilir. 1830’larda başlayarak gelen bir süreç söz konusudur. Osmanlı topraklarında yaşayan Ermenilerin sayısı Ermenilere göre 2,5 Osmanlı kayıtlarına göre ise 1,5 milyon civarındadır. 1900’lere gelindiğinde ortalama olarak Osmanlı toprakları içerisinde yani bugünkü Türkiye toprakları içerisindeki bölgelerde yaklaşık 2 milyon Ermeni yaşamaktadır. 1908 tarihinde Ermenileri temsil eden dernekler Abdulhamidin tahtan indirilmesi için ittihat ve terakki partisi ile işbirliğine girmiştir. Karşılığında ise eşit haklara sahip olacaklardır ancak 1912 balkan savaşlarından sonra ortaya çıkan yeni durumlar Ermeniler ile İttihat ve Terakki Partisi arasındaki ilişkilerin bozulmasına neden oldu ve Ermeniler hedef haline getirildi.1915 olayları sırasında ülkede bulunan Ermenilerin göç ettirilmesi politikası başlatılmıştır. Ülkenin değişik yörelerinde bulunan Ermeniler Suriye’ye sürülme kararı ile karşıya kalmışlardır. Bu göçler sırasında meydana gelen öldürmeler de yaklaşık olarak 800 bin civarında Ermeni’nin yaşamlarını yitirdikleri belirtilmektedir. Bu rakam Ermenilere göre 1,5 milyon olarak belirtilmektedir. Sonuç olarak Türkiye’de yapılan ilk nüfus sayımında 13 milyon olarak tespit edilen ülke nüfusunun 2,5 milyonluk bir kesimini Ermeniler oluşturduğu halde bugün Türkiye’deki ermeni nüfus oranı 50-60 bin civarındadır. Bu durum Ermenilerin ne durumda oldukları konusunda da bir bilgi vermektedir. Bu durum Ermeniler tarafından soykırım olarak ifade edilmektedir.
Ermenilerin büyük bir baskı ile karşı karşıya kaldıkları ve yerlerinden yurtlarından sürüldükleri noktasında tarihsel gerçeklikler artık inkâr edilemez bir durumdadır. Bugün beklenen ise Türkiye’nin bu durumu kabul etmesi ve özür dilemesidir. Ancak kafalarda tereddüt yaratan konulardan birisi de bu özrün gerçekleşmesi durumunda arkasından tazminat ve toprak taleplerinin gelip gelmeyeceği meselesidir. Bu durumun da karşılıklı görüşmeler sonucunda netleşmesi mümkün olabilir.
24 Nisan 2011 tarihinde Ermeni asıllı er Savag Şahin Batman’ın Kozluk ilçesi Gümüşörgü karakolunda öldürüldü. Önce intihar denildi ardından süren soruşturma neticesinde vurulduğu belirlendi. Bu durum Ermeni vatandaşların hala ayrımcılığa tabi tutuldukları imajını oluşturmaktadır. Bu konuda ilerleme sağlanması için ayrımcılıkla mücadele konusunda katı yaptırımların getirilmesi bir zorunluluk olarak karşımızda durmaktadır.
Geçmişte yaşananları telafi etmenin geri çevirmenin imkan dâhilinde olmadığı açık ancak yaşananların tekrar etmemesi için herkesin tarihi sorumluluğunu yerine getirmesi de gerekmektedir. Azınlıklar bu ülkenin zenginliği olarak görülmeli ve sahiplenilmelidir. Dünyanın hiçbir yerinde insanların etnisiteleri ve dini inançları nedeniyle soykırıma tabi tutulmadıkları bir dünya özlemiyle…
Next