Nobel Tıp Ödülü henüz açıklandı.

2026 Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü, OPTOGENETİK (Işıkla Beyni Kontrol Etme) alanında çalışan bilim insanlarına verilecek.

Karl Deisseroth, Georg Nagel ve Peter Hegemann.

Deisseroth, Amerika Birleşik Devletleri Stanford Üniversitesi’nde profesör; Hegemann, Almanya’daki Humboldt Üniversitesi’nde profesör ve Nagel, Almanya’daki Würzburg Üniversitesi’nde profesördür.

Ödüllü çalışma, Stanford Üniversitesi, Max Planck Biyokimya Enstitüsü ve Max Planck Biyofizik Enstitüsü’nde (her ikisi de Almanya’da) gerçekleştirilmiştir.

NOBEL ÖDÜLLERİ TARİHİ

Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü 1901’de ilk kez verildi.

Tıp ve biyolojik bilimlerdeki yenilikler nedeniyle şimdiye kadar 232 kişiye 116 kez verildi.

Yıllar içinde Nobel Ödülü alan bilim insanları insülin, penisilin, kan grupları, DNA’nın moleküler yapısının keşfi; nöronların nasıl çalıştığı, sıtmanın nasıl yayıldığı, mide kanserinin nedeni olan bir bakteri; Helikobakter pylori; insan papilloma virüslerinin rahim ağzı kanserindeki rolü gibi biyolojik süreçlerin anlaşılması; ayrıca tüp bebek tedavisi ve tüberküloz için ilk antibiyotik gibi tedaviler gibi özellikler ve çığır açıcı mekanizmaların açıklanması veya öncülüğü nedeniyle ödül kazandılar.

Son yıllarda ödül sahipleri, 2023’te COVID-19 için mRNA aşısının geliştirilmesine yol açan araştırmalardaki rolleri, 2024’te DNA’mızı çözmeye yardımcı olan küçük RNA molekülleri olan “mikroRNA”nın keşfi ve geçen yıl yani 2025’te bağışıklık sisteminin kendini nasıl düzenlediğini veya çevresel (periferik) bağışıklık toleransını konu alan araştırmalarındaki

OPTOGENETİK VE NOBEL TIP 2026

Optogenetik, bilim insanlarının hücreleri ışık kullanarak açıp kapatmalarına imkan tanır.

Bunu rodopsin adı verilen ışığa hassas proteinleri kullanan optogenetik, beyin hücreleri gibi hücreleri hassas bir şekilde hedefleyerek ne yaptıklarını anlamayı sağlar.

Optogenetik tekniği, beynin aktivitesini bilim insanlarına daha önce imkansız olan şekillerde açarak sinirbilimde devrim yarattı.

Deisseroth’un daha önce yayınlanan makalelerinde açıkladığı gibi; beyin o kadar karmaşık ki; “sinirbilimciler beynin gerçekte ne yaptığına dair derin bir kavrayışa sahip değiller; belirli beyin hücrelerindeki belirli aktivite kalıplarının nihayetinde düşüncelere, duygulara ve anılara nasıl yol açtığına dair bir anlayışa sahip değiller.” diye belirtir.

İşte bu nedenle şimdi optogenetik, belirli nöronların ve sinir yollarının yeme, sosyalleşme ve saldırganlık gibi davranışları nasıl yönettiğini ortaya koymaktadır.

Bireysel hücrelerin kontrol edilmesi ve izlenmesi, Parkinson ve epilepsi gibi nörolojik hastalıklara da ışık tutmuştur.

Yine İsveç’teki Karolinska Enstitüsü’nde seçkin bir profesör ve Nobel Komitesi üyesi olan Abdel El Manira, ödül duyurusunda optogenetiğin etkilerinin sağlıklı beyin hakkındaki anlayışımızın ötesine uzandığını ifade etti ve belirtti; “Ayrıca, körlük, depresyon, bağımlılık ve bunama gibi durumlar için önemli sonuçlar doğurabilecek belirli beyin devrelerinin nasıl bozulduğunu ortaya çıkarmaya da yardımcı oldu.

Ancak bu olağanüstü ilerlemelere rağmen, beyin hâlâ sayısız gizem barındırıyor ve öğrenilecek ve keşfedilecek çok daha fazla şey var; optogenetik ise bu zorlukların üstesinden gelmek için bize güçlü bir araç sağladı.”

Bilim alanındaki bu rolleri nedeniyle bilim insanları ödüle layık görüldüler.

Optogenetik çalışmaları, yine 1962 Nobel ödüllü moleküler biyolog Francis Crick’in ışığın belirli hücreleri kontrol etmenin anahtarı olabileceğini öne süren fikrine dayanıyor, diye açıkladı El Manira.

Devamla “Bu parlak bir fikirdi, ancak tamamen akıl almaz görünüyordu,” der.

Bunun nasıl işleyebileceğini daha iyi anlamak için araştırmacılar, ışığa doğru yüzerek tepki veren Chlamydomonas adlı algleri incelediler.

Bir dizi deneyle Hegemann ve Nagel, rodopsin proteinlerinin bu süreçte merkezi bir rol oynadığını keşfettiler.

Deisseroth ise daha sonra bulguları memelilerdeki nöronlara uyguladı.

OPTOGENETİK VE SAĞLIK

Geleceğe baktığımızda, bilim insanları optogenetiğin tedavi amaçlı uygulamalara sahip olabileceğine inanıyor.

Mesela bazı erken klinik deneme çalışmaları, optogenetik tedavinin, gözdeki ışık algılayıcı hücrelerin ölmesine neden olan genetik bir ilerleyici görme kaybı türü olan (retinitis pigmentosa) hastalarında görmeyi geri kazandırmaya yardımcı olabileceğini öne sürüyor.

Her yıl Ekim ayının ilk haftası Nobel Tıp ve Fizyoloji ödülleri için heyecanlı bir bekleyiş oluyor.