Çok yorgunum, beni bekleme kaptan
Seyir defterini başkası yazsın
Çınarlı, kubbeli, mavi bir liman
Beni o limana çıkaramazsın…
                                                   Nazım hikmet
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti 21 yıldır verdiği “Basın özgürlüğü ödülünü” bu yıl 166 yıl hapis cezası alan gazeteciye de verdi. Ödüller sahiplerine 24 Temmuz’da, Dolmabahçe Sarayı’nda takdim edilecek. Ancak ödül sahipleri büyük olasılıkla ödüllerini kendi elleriyle alamayacaklar. Neden belli cezaevinde oldukları için.
TGC eski Başkanı Nail Güreli, TGC Başkan Vekili Turgay Olcayto ve Genel Sekreteri Sibel Güneş, Türkiye Gazeteciler Sendikası Başkanı Ercan İpekçi, Radikal Gazetesi yazarı Altan Öymen, Türkiye Barolar Birliği’nden Teoman Ergül, Türkiye Yayıncılar Birliği’nden Çetin Tüzüner, İletişim Araştırmaları Derneği’nden Prof. Dr. Nurçay Türkoğlu, Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yasemin Giritli İnceoğlu, Maltepe Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Peyami Çelikcan, İletişim Mezunları Derneği’nden Yrd. Doç. Dr. Esra Arsan’dan oluşan heyetin 7 Temmuz’daki toplantısında belirlendi.
Üç kategoride verilen ödüllerin Halkı bilgilendirme amacıyla yaptıkları haberler nedeniyle hapis cezası tehdidi altında olan ve cezaevinde bulunan gazeteciler adına İrfan Aktan, İsmail Saymaz ve Vedat Kurşuna verildi.
Öncelikle bu ödülün sevindirici olduğunu belirtmek gerekmektedir. Ancak Türkiye Gazeteciler cemiyeti ve ödül jürisinden beklenen tavır bu alandaki baskılar karşısında ödüllendirme ile karşı çıkma algısı yerine daha etkili yöntemlerle konuya hassasiyet göstermeleridir.
Basının anayasal anlamda hür olması, basın meslek ilkelerinin varlığı, hükümetin demokratik açılımı veya demokratik teamülleri ne yazık ki lastik gibi çekilebilen yasalar nedeniyle insanların ömürlerinin üç katı kadar hapis cezası ile cezalandırılmalarına engel teşkil etmiyor. 166 yıl ceza yedikten sonra dünyanın bütün ödüllerine alsanız da özgürlüğünüzü kazanamadıktan sonra bir işe yaramıyor.
TGC’nin ödülünü alan gazetecilerden biri Vedat Kurşun. Azadiya Welat gazetesinin sorumlu yazı işleri müdürü. 166 yıllık hapis cezası ile rekor kıran gazeteci. Başbakanın hükümeti tarafından Kürtçe gazete çıkıyor özgürlük tam tamamdır gelin görün diye örnek verdikleri gazetenin yazı işlerinden sorumlu şahıs. Türkiye’de inatla muhalif dilde yayın yapan, objektif kriterleri farklı algılayan bir yayın organının çalışanı.
Gördüklerini yazmaktan tereddüt etmeyen bir basın istiyorsak, Şiddet içermediği sürece fikir özgürlüğünden bahsetmeyi ilkesel olarak kabul ediyorsak ya bu söylemlerden vazgeçmemiz lazım ya da bu işi böyle yapanlara böyle cezalar vermememiz lazım.
Bu konuyu biraz da yargı belirlemelidir. Bir yönetim erk’i olan yargının özgürlükleri sınırlandırma konusuna yol gösterici olmalıdır. Nitekim bu konuda örnek kararların da alındığı bilinen bir gerçek.
Yargı ve yasaların verdiği 166 yıl cezaya yukarıda belirtilen jürinin basın özgürlük ödülünü vermesi çok iyi değerlendirilmesi gereken bir mesaj değil mi?