Ülkede uygulanan Tarım politikaları meyvelerini vermeye başladı. Kendi kendine yetme özelliğine sahip olan ülke, ne yazık ki bazı sektörlerdeki açıkgözlerin sermayelerine sermaye katma gayretleri sayesinde bu özelliğini yitirerek el aleme avuç açar duruma getirilmiş bulunulmaktadır.

 

Ülkenin sanayileşmesi dünyada ki rekabet açısından elbette vazgeçilmez temel unsurdur. Ancak Sanayi alanında üretime hız verilirken, kendi kendine tarımsal alanda yeten bir ülkenin madara durumuna düşürülmesine de gerek yoktur.Arazisi var,suyu var,insanı var ,imkanı var ülkenin ancak, politik tercih nedeniyle memleketimin insanı Brezilyanın,Arjantin’in mısırına muhtaç! Bu kabul edilebilecek bir mesele değil.

 

Bunun kabul edilecek bir mesele olmadığını Çiftçilerin Kahramanmaraş ta yaptıkları çiftçi eyleminde de gördük. Mitingte yapılan konuşmalar kadar yazılan sloganlarda önemliydi. Açık göz bir vatandaş taşıdığı pankarta “ Anamız evde yoktu. Babamızı aldık geldik” yazmıştı. Hani insanın sorası geliyor neden acep diye? Sayın Başbakana yönelik bir mesaj gibi algılanmasın sakın! Doğal olarak Milletin anası ile ilgilenirsen karşında Babalarını bulursun onlarda babayı gösteriyorlar işte. Buyurun ayıklayın bakalım % 130 oranında fiyatını artırdığınız pirincin taşını!

 

Peki, çiftçiler haklı mı haksız mı? Gerçekten söyledikleri doğrumu yanlış mı? Hükümete sitem ederken, sıkıntılarını dile getirirken, Anaları yerine babalarını alanlara getirirken yanlış mı yapıyorlar? Hemşerimiz tarım bakanı Sayın Eker kızmasınlar ama maalesef Çiftçi haklı görünüyor. Bunu onların söylediklerinden değil rakamlardan anlamak mümkün.

 

Gübrenin fiyatı hem üre de hem dabanda ortalama olarak yüz de yüz artmış bulunmakta.

 

Mazot fiyatları son yapılan zam ile birlikte 3 YTL seviyesine gelmiş bulunmakta.

 

Verilen pirimin sisteminin değişmesinin yanında oranı üçte bir oranında azaltılmış durumda (Özellikle Mısır destekleme pirimi)

 

Buna rağmen fiyatların yukarı değil aşağı yönlü hareketinden bahsetmek mümkün. Buna ülkenin enflasyon artış hızını da eklediğinizde çiftçinin içinde bulunduğu zor durumu anlamak mümkün olabilecektir. Yıllardır sesini duymadığımız bu kesimin alanlarda traktörleri ile turlamalarından bir anlam çıkarıp çalışmaları başlatmak gerekmektedir. Uygulanan tarım politikaları sayesinde tarım sektöründen ekmeğini çıkaramayan küçük çiftçi ve topraksız çiftçiler soluğu kent merkezlerinde aldılar. Peki, sonuç büyük şehirler varoşlarla çevrildi. Diğer şehir merkezleri ise köy kent ızdırabı yaşıyor. Ne göç eden memnun ne göç alan. Vatandaş sıkıntı içerisinde, Belediyeler sıkıntı içerisinde, Ülke sıkıntı içerisinde…

 

Son açıklanan verilerde enflasyon üretici fiyat endeksine göre yüzde üç’ün üzerinde görünüyor. Bunun tüketime yansıması elbette bu rakamın üzerinde olacaktır. Yani

 

Ekmek fiyatları artıyor

 

Yağın tenekesi 90 YTL

 

Pirincin fiyatı 6 YTL

 

Şeker fiyatları artıyor

 

Mazot fiyatları artıyor

 

Bu gidişat hayra alamet değil. Ülkeyi politik olarak yönetenlerin Yolunmuş kaza döndürülmek istendiğini bizlerde görüyoruz ancak zamanında doğru söyleyip sonradan şaşanların da kendilerini yoklamaları gerektiğini düşünenlerdeniz. Ülkenin kurumları ile uğraşmaktan ziyade sorunlarının çözü ile uğraşılsa daha isabetli sonuçlara ulaşmak mümkün olabilecektir.

 

Bu ülke insanının sükûneti sağlayacak siyasi politikalara ihtiyacı var. İktidar da muhalefet de bunu görmek zorunda. Savaş zamlar doğurur, acı doğurur, öfke doğurur, gözyaşı doğurur. Savaşların ve çözümsüzlüklerin sevinç doğurduğu görülmemiştir. Son doğan çocuğun adı Zam oldu yeni doğumlar olmaması dileğiyle…