Beli ki sessizlik içerisinde işlerin takip edilmesi birilerinin işine gelmiyor. Ülkenin kaos ortamından çıkma ihtimali bile onları ürkütüyor. Kürtler üzerinden yıllardır hassas bir şekilde yürütülen çıkar sarmalı tehlikeye girince vatan millet edebiyatı ile sağa sola yumruklar savrulmaya başlanıyor. Bundan bir hafta önce Samsunda Ahmet Türk’e yumruk attıran zihniyet geçen gün Bakan Yıldız’a da yumruk attırmayı marifet görmüştür. İlginç ve enteresan olanı ise atılan bu yumrukların Türk Milletine mal edilmesidir. Bu zihniyetin bu ülkenin çıkarlarına hizmet etmediği gün gibi aşikar iken yapılanları nasıl yorumlamamız gerektiği konusunda ise hassasiyetle düşünmemiz gerekmektedir. Birincisi bu tür saldırıların provokasyon amaçlı olduğunu hatırdan çıkarmamak gerekmektedir. Bunları provokasyon olarak gördüğümüzde ise etkilerini azaltmak için çabalamak, milletin galeyana gelmesini önlemek gerekiyor. İkincisi amaç her ne kadar provokasyon ise de tedbiri elden bırakmamak ve olup biteni duyarsızlıkla seyretmemek gerekir. Bu tür işlerde profesyonel olan zihniyetin elinden gelini ardına koymayacağını da hatırdan çıkarmamak lazım gelir. Ülkenin ne kadar hassasiyeti varsa bunların tamamının kullanılmak isteneceğinden kimsenin şüphesi olmasın. En beklenmedik yerlerde en beklenmedik gelişmelerin olması da mümkündür. Barış ve Demokrasi Partisinin kapısına kurşun bırakan zihniyet, mezar taşlarını yerinden söken zihniyet, lider, Bakan ayırmadan yumruk sallayan zihniyet aklınıza gelebilecek her türlü saldırıyı gerçekleştirmeye müsaittir. Algılanmalıdır ki her yumruğa bir kurşun her kurşuna bir yumruk sarmalı ile ülkenin kayıptan başka çıkarı olmaz. Çatışmalar, silahlar hep ölüm kusar. Ölüm hiçbir şeye çözüm getirmemiştir ve hiçbir sorunu da çözmez. Şiddet ancak haklılığı olmayanın, konuşacak sözü, gösterecek yüzü olmayanın uygulamaktan çekinmeyeceği bir yöntemdir. Şiddetten medet bekleyenler umduklarını görmedikleri zaman yaşayanlardan alamadıkları hınçlarını ölülere yöneltirler. Mezarlıklarda bile ölülerin yan yana yatmasına tahammülü olmayanları, kinlerini mezar taşlarını kırarak gösterenleri böyle algılamak gerekir. Son günlerde yaşadıklarımız ve bu ülkede sergilenmek istenenler düşünen herkesin çok dikkatli hareket etmesine sebep olmalıdır. Söylenen her sözün, atılan her adımın, yapılan her hareketin iyice düşünülüp, hesap ve kitabının çıkarılıp sergilenmesi gerektiği hatırdan çıkarılmamalıdır. Otuz yıllık süreçte çatışmalı geçen her günün kimin ekmeğine yağ sürdüğünü, kimlerin bu ülkede palazlandığını, hangi değerlerin nasıl ve ne şekilde suiistimale uğradığını iyi hesaplamak gerekir. Bundan daha da önemlisi çatışmasızlık ortamının kimleri rahatsız ettiğine bakarak ne yapılması ve ne yapılmaması gerektiğini iyi hesaplamak gerekir. Yanlış hesap Bağdat’tan döner demişler. Yanlış hesap yapan Bağdat olsa o da yıkılmaktan nasibini alır. Bunu unutmamak gerekir.