Ak Parti hükümetinin başarısız olduğu alanların başında memur, işçi ve emeklilere karşı biraz acımasızca kemer sıkma politikasıdır.
            Hesaplanan enflasyon oranları nedense gerçeği yansıtmıyor. Temmuz ayında verilecek % 2,5 oranındaki zam gerçekten çok gülünç. Bu zam oranı ile memur ne yapsın? 13 TL zammı memur nasıl ve nerede harcayacak? Hangi alışveriş merkezinde, hangi tatil köyünde harcayacak?
            Bununla beraber Haziran ayından itibaren bir çok memur % 20’lik vergi dilimine girdi bile. Dün bordrosunu gösteren bir öğretmenimiz maşından mayıs ayına nazaran haziran ayında 40 TL daha fazla gelir vergisi kesildiğini söylemiştir. Yani verilecek bu zam cebe girmeden gitmiştir bile. Bu nasıl adaletsizlik. Memur ve işçi zaten vergisini en düzenli ve mecburen ödeyen kesimlerdir. Birkaç ay sonra da bu oran % 27’ye çıkacak.
            Ülke ekonomisi büyümede rekor kırarken, bu büyümenin esnafa, memura, işçiye, emekliye yansıması hiç de olumlu olmuyor. Oysa gelir dağılımının adaletli olması, herkesimin bu pastadan eşit oranda pay alması gerekmez miydi? Sağlık, ulaşım, eğitim alanlarından gerçekten hayati yatırımların yapıldığı bir gerçek. İnsanımızın % 50’ye yakınının hayat standartında önemli değişimler olduğunu da kabullenmek gerekir. Ama AB üyeliği yolunda ilerleyen bir ülkede hala açlık sınırında yaşayan binlerce insan, hala asgari ücrete mecburi olarak talim eden milyonlarca insan var.
            Halkın önemli bir kısmı fakirlik düzeyinde yaşarken, bir memurun bir aylık maaşını bir gecede bahşiş olarak eğlence merkezlerinde harcayabiliyor. Herkes parasını istediği yerde istediği kadar harcayabilir, ama bu paraların kaynakları gerçekten mubah ise ve gerçekten bu kişiler bir memur kadar vergi veriyorlarsa, diyebileceğimiz bir şey olamaz. Lakin hepimiz biliyoruz ki, alınteri ile kazanılan kazanç kolay kolay boş yere harcanmaz.
            Ak Parti, gerçekçi olarak sokağın ve halkın nabzını tutmalıdır. Milletvekilleri daha gerçekçi olmalı. Halkın geçim sıkıntısını Başbakana doğru bir şekilde yansıtmalıdırlar. Bugün tüketici kredisi kullanmayan, aylık kredi kartı borcunu tam olarak ödeyebilen kaç memur var? Kredi kartı tutsağı haline gelen toplumdan her türlü kötülük beklenebilir.
            Memurunu açlığa ve yoksulluğa mahkum eden hükümetlerin ömrü uzun olmaz. Tansu Çiller dönemini hatırlayanlarımız çoğunluktadır. Ak Parti aynı akıbete maruz kalmaması için işçi, memur, emeklinin sesine kulak vermelidir. Bizden söyelemesi.