Hep söylenir ya “yanlış hesap Bağdat’tan döner” diye şimdi yanlış hesap Bağdat’ta kilitlendi ve bu yanlış yüzünden de bölge birbirine girdi. Malikinin diretmeleri, Saddam şahsında Sünni kesimin haklarının görmezlikten gelinmesi, kendini kurtarma çabalarına bir de kazanı karıştıran maşalar eklenince ortaya IŞİD terörü çıktı ve şimdi ayaklayın pirincin taşlarını ayıklayabilirseniz tabi.
Nasıl ki yanlış yapılan hesaplar IŞİD terörünü ortaya çıkarmış ise bunların yaptıkları yanlış hesaplar da sonlarını getirecek. Şu anda pratikteki adımlar karşısında direnen güç Kürtler. Kürtlerin uluslar arası arenada hak talepleri ve direnişleri bir duyarlılık yaratmış durumda ancak uluslar arası camianın ve büyük devletlerin beklentilerinin ve hedeflerinin Kürtlerin beklenti ve hedeflerinden farklı olduğunu da hesaba katmak gerekiyor. Yani egemen devletlerin hesaplarını Kürtlerin çıkarlarına göre yapacaklarını düşünenler varsa yanlış hesap yapıyorlar bilinsin. Hiçbir süper devlet durun önce Kürtlerin taleplerini karşılayalım sonra gerisine bakarız demez. Çünkü bu güne kadar böyle bir durum söz konusu olmamış. Onların öncelikleri daha evvel kabul etmiş oldukları devlet düzenlerini kendilerine göre yeniden dizayn etmekten ibaret.
Ancak bu durum kurbanlık koyun gibi bıçağın altına boyun eğmeyi gerektirmiyor. Bu nedenle de Kürtler haklarına ve kazanımlarını sahip çıkmak zorundadırlar. Bu yapılırken elbette uluslar arası camiayı ve egemen olan devletleri görmezlikten gelemeyiz. Bu ülkelerin iktidarlarını etkilemek ve IŞİD terörünün yarattığı insanlık dramını ve soykırımı gözler önüne sermek gerekiyor. Bu durum sadece Kürtlere özgü bir durum değil. IŞİD terörü ile aynı düşünmeyen bütün farklı etnik ve dini anlayışlar da aynı dertten muzdarip ve yok olmakla karşı karşıya bulunmaktadırlar. Onların egemenlik alanında yaşayanların keyif aldıkları sanılmasın. Taş üstünde taş gövde üzerinde baş bırakmayan bu çetelerin uygulamaları karşısında direnmeden teslim olmayı yeğleyenlerin korkularını ve hallerini de anlamak gerekiyor. Bu nedenle bu konudaki hesabı da yanlış yapmamak gerekiyor.
Bütün bun yanlış hesaplar içerisinde iki yanlışın bir doğru etmediğini bilmek ve yanlış hesabın yanlışlarından bir yanlış hesap çıkarmamak gerekiyor. Kobanideki durum ile alakalı olarak Kürtler tepkilerini ortaya koymak, desteklerini sunmak üzere alanlara çıktılar. Buraya kadar bir sıkıntı yok. Ancak haklı ve meşru olan eylemlerin sokakta kontrolden çıkması ile ortaya çıkan manzaranın yanlış olduğunu da belirtmek gerekiyor. Burada güvenlik güçleri ile ortaya çıkan durumdan bahsetmiyoruz elbet. Güvenlik güçlerinin müdahalesine yol açan ve insanların ölmesine neden olan yanlış hesaplardan ve çıkışlardan bahsediyoruz.
Bu hesabın doğrusu bu eylemlerin kimseye ve başta eylem yapanlara bir zarar vermesini önleyerek veya en azından elden gelen maksimum çabayı sarf ederek sürekli bir duyarlılık yaratmaktan ibaret olmalıydı ve olmalı. Pazartesi gece yarısından sonra başlayan eylemler bu konudaki duyarlılığı ortaya koymak için iyi bir başlangıçtı. Ancak daha sonra etrafı kırmalar, yakıp yıkmalar işin yanlış hesap bölümünü oluşturdu.
Bir başka yanlış ise devletin güvenlik güçlerinin olayları kontrol etme yönteminde. Gelinen aşamada mantıklı ve gözle görülür adımlar atılmadığı sürece Kobanideki duruma sessiz kalınmayacağının anlaşılmış olması gerekirdi. Bütün dünyada Kürtler bir katliamın önüne geçmek için alanlara inmiş iken bu kriz durumunu yönetememek elbette doğru bir hesap olmamıştır. Bu yetmezmiş gibi bir de eylem yapanları daha da sertleştirecek metotların ortaya konulması ve yapılan karşı eylemler bardağı taşırın durum oldu. Tavır ve davranışlar sınırların dışında olan olayları merkeze almaya yetti de arttı.
Yanlış hesaplar üzerine kurulmuş bir planda yanlışlara yanlışlar ekleyerek süreci götürüyoruz. Bu durum doğru bur durum değil. Bayramda yaşanması gereken manzaralar bunlar olmamalıydı.
Buna rağmen yanlış hesapların Bağdat’a gitmesine artık gerek yok. Çünkü Bağdat artık yanlışın merkezi! Yanlış hesaplar peşinde koşanlar planlarını hakkaniyet ve meşruiyetle karşılaştırmalı ve ona göre adımlarını atmalıdır. IŞİD yenilecek bundan emin olabilirsiniz. Ancak bu gün onlara el altından veya attıkları sloganlarla destek verenler yaptıkları bu yanlış hesaplarına çok üzülecekleridir.
Doğrusu kimin hangi yanlış hesabı varsa çok geçmeden bundan vazgeçmesi ve doğruları aklıselim ile kabul etmesidir. Kimse kimsenin hakkına göz dikmemeli, kimse kimseyi yok saymamalı ve her kim birliğe nifak sokuyorsa bilmeli ki bir gün kendisi de hakkaniyete muhtaç olacaktır. Çünkü yanlış hesap her zaman yanlıştır ve doğru ile karşılaştığında kaybetmeye mahkûmdur.
Next