Türkiye bu ara Özgecan Aslan şahsında kadına yönelik şiddetle birlikte toplumda meydana gelen şiddet olgusunu tartışırken iç güvenlik yasası nedeniyle şiddettin şimdi de meclise taşındığına tanıklık ettik.
Toplumsal gerginlik ve şiddet bir toplumu yıkama götürecek olgulardır ve özellikle yönetim ve karar merkezinde bulunan kişilerin bunlardan uzak durması gerekiyor. Lakin görünen odur ki bir kesim, gerginlik ve şiddet politikasından medet umar hale geliyor ve bu durumu kurtarmak için de elinde bulundurduğu meclis çoğunluğuna sığınarak kendine yasal koruma kalkanı oluşturmaya çalışıyor.
Toplumun hemen hemen her kesiminden hükümetin çıkarmaya çalıştığı ve adına iç güvenlik yasası dediği ancak içeriği itibariyle güvenlikten ziyade güvensizlik veren yasaya karşı tepkiler yağıyor. Ancak ne hikmet ise başta sayın başbakan olmak üzere hükümet ve AK Parti yetkilileri bu yasayı çıkarmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Hatta öylesine kararlıdırlar ki halkın vekillerini dövmekte, başlarını yarmakta, kaburgalarını kırmakta bile bir sorun görmüyorlar ve bütün bunları Türkiye Büyük Millet Meclisini boks ringine dönüştürerek yapıyorlar.
Geçen Salı günü mecliste yapılan görüşmeler sırasında meydana gelen tartışmalar sonucunda HDP’nin kadın milletvekilleri Sebahat Tuncel ve Pervin Buldan konuşma sırasının kendilerinde olduğunu iddia ettikleri için AKP milletvekili Mustafa Elitaş ile tartıştılar ve bundan sonra dananın kuyruğu koptu. Çünkü mecliste şiddet konuştu.
Şiddet nasıl konuştu derseniz onu da aktaralım. AKP milletvekilleri HDP ve CHP milletvekillerini dövdüler. Kafalarını yardılar, kaburgalarını kırdılar!
Kafası yarılan milletvekili HDP’li Ertuğrul kürkçü. Kürkçü;1948 Bursa doğumlu HDP Mersin milletvekili yani 67 yaşında bir insan. İnsanın karşısında durup yüzüne tokat atsa hiçbir şey için olmasa bile sadece yaşı hürmetine ses çıkarılmayacak bir insan. Ama bu insanın kafası yarıldı.
Peki kim yaptı bunu?
Cevabını yine kendisinden alalım: , "Adının Oktay Saral olduğunu öğrendiğim bu milletvekilinin gece boyunca meclis’teki saldırının linçin devam ettiği bütün süre boyunca, bütün vekillere her yerde saldırdığına da tanık oldum. Aykut Erdoğdu’yu tokmakla yarayan da oydu. Mahmut Tanal’a saldıran da oydu. AKP’nin saldırı kıtalarının başını çeken vekil oydu"
Peki, Oktay Saral kim? Onu da aktaralım. 1967 doğumlu Trabzon doğumlu AKP İstanbul milletvekili. Yaşı 48. Mecliste karıştığı kavgalarla tanınıyor. Oktay Saral, Türkiye'nin gündemine geçen yıl da yine TBMM'deki bir kavgayla gündeme gelmişti. Geçen yıl Ocak ayında da Saral, yine TBMM'de çıkan bir kavgada, attığı yumrukla CHP'li Bülent Tezcan'ın kaşını açmıştı. Saral'a, Tezcan'a attığı yumruk nedeniyle, TBMM Genel Kurulu'nda yapılan oylamanın ardından "kınama" cezası verilmişti.
Peki, olaya karışan sadece iki AK partili milletvekili deseniz değil cümbül cemaat herkes kim varsa kendini sahaya atmaktan geri durmamış. Kimin gücü kime yetmişse dövmüş.
Peki, ülkede kim güçlü?
Elbette kamu gücünü ellinde bulunduran devlet ve onun kolluk güçleri.
Hazırlanan yetki yasası kimin gücünü ve yetkisini artırmayı amaçlıyor?
Zaten güçlü olan devletin kolluk güçlerinin ve dolayısıyla hükümetin.
MHP’nin de CHP’nin de HDP’nin de karşı çıktığı bu yasa neden ısrarla çıkarılmak isteniyor? Hükümetin böyle bir yasaya neden ihtiyacı var?
Neredeyse bir iç savaş bastırma planı olarak çıkarılmak istenen bu düzenlemenin arkasındaki gizli hesap ne?
Sanırız hükümet yine bir şeyler planlamanın yada yapacağı bir takım uygulamaların ortaya çıkaracağı toplumsal tepkilerin önlemlerini alma derdinde.Yoksa böyle bir telaş ve kavgayla hem de seçime giderken muhalefet eden milletvekillerini döve döve neden bir düzenleme yapsın?!
Bu durumda meclisteki dayakçı milletvekillerine bir sözümüz var.
Vekillerimizi dövmeyin. Vekillerimizi döverseniz yanlış yaparsınız. Hele hele kadın vekillerimizi asla dövmeyin ve buna kalkışmayın. Hem bize hem ülkemize yazık edersiniz.
Bu ülkenin huzurunu halkı ve vekillerini döverek kaçırmayın. Büyük dileğimiz sayın başbakanın bu dayakçı milletvekilleri hakkında gereğini yapması ve ülkeyi rahatlatmasıdır. Bu olmazsa ne olur? Bunun da cevabını zaten HDP milletvekili Sırrı Süreyya Önder vermiş;"Sayın Elitaş gelecek, kamusal alanda grubumuzdan özür dileyecek. Gittiğimiz her yerde terörist olarak değil, seçkin, saygın, demokrat, halk temsilcileri olarak muamele görüyoruz. Bu sözü bize değil, Başbakanı'na sorsun, 'sen niye bu teröristlerle görüşüyorsun?' diye, ona göre de haysiyetli bir tavır belirlesin. Çocuklara kimin ne yaptığını, kendi başbakanının polis burada hiçbir şey kullanmadı' deyip, ikinci gün polis kurşunuyla öldürülmesinin hesabını önce kendi vicdanında versin. Hiçbir vekilimize şiddet amaçlı bir kılıç mesafesinden fazla yaklaşmayın, pişman olursunuz."
Next