Süleyman Şah türbesi Türkiyenin ülke dışındaki tek toprak parçasıydı. Ancak çakıl taşı edebiyatı yapanlar türbeyi kendi elleri ile boşaltıp havaya uçurduktan sonra orada dalgalanan bayrağı paketleyip ülkeye geri döndü. Şu an itibariyle artık Suriye toprakları içerisindeki Türkiye Cumhuriyeti toprağı yok! Sevinilen nokta ise türbeyi koruyan askerlerin bir şehit ile kurtarılmış olması!
Cumartesiyi pazara bağlayan gece yapılan bir operasyonla Suriye topraklarını girildi ve türbede mahsur kalan 44 askerin kurtarılması için harekete geçildi.60 Tankla girilen ve hava kuvvetleri ile desteklenen silahlı kuvvetler sabaha kadar süren operasyon soncunda askerleri alıp türbeyi havaya uçurduktan sonra geri döndü.
Şimdi asıl meseleye gelmeden türbe hakkında biraz bilgi paylaşalım; “Süleyman Şah Türbesi, 20 Ekim 1921 tarihinde Türkiye ile Fransa hükümetleri arasında imzalanan Ankara Antlaşması'nın 9. maddesi ve 24 Temmuz 1923 Lozan Antlaşması'nın 3. maddesi gereğince Caber Kalesi ve türbe müştemilatı ile beraber Türkiye Cumhuriyeti toprağı olarak kabul edildi ve Türkiye'ye burada muhafız bulundurma ve bayrağını çekme hakkı tanındı.
Suriye Hükümeti, Fırat Nehri üzerinde 1968 tarihinde başlattığı Tabka Barajı'nın 1973 yılında tamamlanacağını ve barajın su toplamaya başlamasıyla Caber Kalesi ve Süleyman Şah'ın türbesinin tamamen sular altında kalacağını ileri sürerek Türk Hükümeti'nden türbenin yerini değiştirmesini ya da türbenin Türkiye'ye naklini talep eden bir nota gönderdi. Türkiye de buna karşılık Suriye'ye bir nota verdi ve Keban Barajı'nın kapaklarını kapatarak Fırat Nehri üzerinden Suriye'ye su akışını engelledi.
Karşılıklı bu restleşmenin ardından Türkiye bölgeye Devlet Su İşleri'nde görevli uzmanlar ve mimarlar gönderdi ve türbenin nereye taşınabileceğinin tespit edilmesini istedi.
Ankara ve Şam arasında uzun süren müzakerelerin ardından bir anlaşma imzalandı. Anlaşmaya göre türbe ve karakol, 1973 yılında müştemilatı ile birlikte, Halep'e 123, Şanlıurfa'ya 92 km uzaklıktaki Fırat'ın doğu kıyısındaki Karakozak köyündeki 10 bin 096 metrekarelik yeni yerine taşındı.”(basından)
Ve asıl mesele!
Türkiye her ne kadar bugüne kadar Suriye rejimine horozlanmış bulunsa da asıl kaybını IŞİD çetesine karşı vermiş oldu. Hem can kaybı var hem toprak kaybı. Ama işin içinde bir de hile var. O da çetenin Türkiyenin askerlerini geri çekmesine ve türbeyi kendi eliyle uçurmasına müsaade etmiş olma görüntüsü.
Çünkü bundan bir yıl önce örgüt yaptığı açıklamada türbeyi uçuracağını açıklamış ve bizim mangalda kül bırakmayan yöneticilerimiz buna müsaade etmeyeceklerini bildirmişlerdi.
Ne oldu?
Eğer silahlı kuvvetlerin görevi ülke topraklarını korumak ise ve Süleyman Şah Türbesi de ülke toprağı ise- ki öyleydi- o zaman daha bir kurşun bile sıkılmamışken o topraklar neden çeteye teslim ediliyor?
Denilecek ki işin içinde oyun var bizi savaşın içine çekmek istiyorlar!
Velev ki öyle olsun. Bizi savaşın içine çekmek istiyorlarsa istesinler o zaman ne değişecek. Savaştan kaçan 2 milyon insanı ülkesine kabul eden, muhalif güçlere silah ve lojistik yardımlarda bulunan, TIR’larla silah ve mühimmat gönderen bir ülke zaten savaşın içinde değil mi?
Üstelik bütün bunları bırakalım. Birileri senin toprağına göz dikip saldırma hazırlığı yapıyorsa,
Askerlerini kuşatma altına alıp hareket etmelerini engelliyorsa,
Seni tehdit edip kaçırtmaya çalışıyorsa bu zaten savaş davetiyesi değil mi?
Irakta kaçırılan konsolos daha geçen gün yaptığı açıklamada bu çetenin kendilerini palangaya vurduğunu açıklamadı mı?
Bir yurttaş olara açıkça söylemek gerekiyorsa silahlı kuvvetlerin yapmış olduğu operasyon karşısında yüzüm kızardı. Çünkü beklentim gidip oradan çetenin elinden asker kaçırmak değil oraya gidip o askerlere arka çıkmak ve o toprak parçasını savunmaktı. 50 Tankı oraya kadar yürütüyorsanız bari o alanın korunmasına katkı sunsaydınız. İşiniz oradaki toprağı savunmaktı oradaki nöbetçileri alıp geri kaçmak değil!
Üstelik haberler doğruysa bir de türbe IŞİD taktiği uygulanarak havaya uçurulmuş!
Nerede kaldı bir çakıl taşı edebiyatı?
Bu işin içinde bir işlerin çevrildiğinden şüphe ettiğimizi ifade edip kayıtlara geçirelim.
Çünkü ortaya çıkan manzara hiç mi hiç inandırıcı bir manzaraya benzemiyor.
Kardak kayalıklarında kıyametler koparan bir ülke kendi elleriyle kendi toprağını çeteye bırakıp bayrağını katlayıp geri dönemez!
Ya bize gerçekleri anlatın ki anlayalım ya da toprak savunma anlayışınız buysa bir zahmet artık böyle bir politika yürütmeyin ve o koltukları boşaltın sayın yöneticilerimiz. Fuat Avni’nin kim olduğunu bulamayıp tehditleri savururken giden toprağın hesabını kim verecek?22.02.2015
Next