Gerek olağan dönemlerde gerekse olağanüstü dönemlerde Üniversitelerdeki gelişmelerin toplumun diğer katmanlarındaki gelişmelerden farklı yürüdüğü bilinmektedir. Gerek yüksek öğrenim ortamının şartları gerekse üniversite yaşındaki insanların aktiflikleri olaylara karşı duyarlılıkları ve refleksleri farklılaştırabilmektedir. Bu durum bilindiği için de önlemler alınmaya çalışılmaktadır. Bütün bu önlemlere rağmen zaman zaman üniversitelerde olayların çıktığı karşı görüşlü öğrencilerin diyalog yerine daha sert tavırlar sergiledikleri görülmektedir.
Bundan iki hafta önce üniversitelerdeki saldırı ve çatışmalarla ilgili bir yazı yazmıştık. Bu yazının yazılma amacı şüphesiz çıkabilecek değişik olaylara karşı ilgili kesimleri ve muhatapları uyarmaktı. Ancak görünen odur ki gözle görmeyene kadar önlem almayan bir toplum ve yönetim anlayışına olan sadakatimiz bir türlü bitmiyor!
Ülkenin batı ve kuzey yakalarında Türk- Kürt eksenli öğrenci tartışmaları ve çatışmaları yaşanırken nispeten bölgemizdeki üniversiteler sakin görünmekteydi. Ancak geçen hafta bölgenin can damarı halindeki Dicle Üniversitesinde Peygamber efendimizin doğum günü kutlamaları ile gerekçelendirilen ve olayların çıkmasına neden olan gelişmeler yaşandı. Kamuoyuna yansıyan veya yansıtılan şekil ise Hizbullah- PKK sempatizanlığı çatışması. Olayın bu yönlü krimilize edilmesi ayrı bir eleştiri konusudur ancak bizim şu anda üzerinde durduğumuz konu bu olayların olmaması ve en kısa sürede bitmesi talebidir.
Demokrasi kültüründe insanların kendilerini ifade edebilmeleri bir haktır. Bu hakkın kimsenin elinden alınmaması temel prensiptir. Bu konuda ortaya çıkacak olan sorunların ise mümkün olduğu sürece diyalog ile aşılması gerekmektedir. Uzlaşma sağlanamayan konularda ise olay çıkmasına neden olmaktan ise etkinliğin bekletilmesi daha uzlaştırıcı ve mantıklı yol olarak görülmelidir. İnsanlar ellerine aldıkları bir çomağı doğru kullanmak durumunda ve sorumluluğunda olmalıdırlar. Elde çomak var diye arı kovanına sokmanın pek mantıklı olduğu söylenemez. Hele hele varlığını ispat etmek amacı ile şiddetle ortaya çıkma mantığı sağlıklı sonuçlara ulaşan bir mantık süreci değil. Kutlu doğum haftası kutlamaları ismi altında olaylara sebebiyet veren girişimleri programlamanın ne kadar doğru bir yaklaşım olduğu ayrıca her kes tarafından sorgulanmalıdır.
Bölge büyük bir hassasiyet dönemi geçirmekte adeta ateş üstünden iple geçilmeye çalışılmaktadır. Herkes sağlıklı bir şekilde çözüm sürecinin başarısına odaklanmışken dini açıdan büyük önem arz eden isimler kullanılarak etkinlik gösterisi düzenlemenin doğru bir yaklaşım olup olmadığı ilgilileri tarafından değerlendirilmelidir diye düşünüyoruz.
Buna rağmen insanların etkinlik düzenlemelerini engelleyemeye çalışmak da doğru bir mantık olarak kabul edilemez. Etkinlik düzenleyenlerin fikrine kimse katılmak zorunda değil. Salona isteyen gider isteyen gitmez. Giden anlatılanı dinler ister benimser ister benimsemez. Tavır, yaklaşım, eda yanlış olsa da bazı hassas dönemlerde hoşgörü çıtasının yükseltilmesi gerekir. Yapılan yanlışlara yanlışlıklarla cevap verildiği sürece olayların uzayıp yanlış mecrada büyümesinden başka bir manzara ile karşılaşmaktan başka bir olgu gelişmez.
Sonuç olarak üniversitelerde eğitim ve öğrenimin sürdürülmesi gerektiği açıktır. Üniversiteler çatışma merkezleri değil bilim yuvalarıdır. Yönetimlerin eğitim ve öğrenim politikalarını belirlerken buna dikkat etmeleri gerekmektedir. Üniversiteler bilimsel kurumlardır ve bu kurumlar iktidarların fikirlerine göre değil bilimin gereklerine göre yönlendirilmelidir. Üniversite yönetimleri bulundukları yerlerin hassasiyetlerini göz ardı etmemelidirler. Bu hassasiyetler göz ardı edilirse başta yönetimlerin istemediği ve kimse tarafından da benimsenmeyen olayların çıkmasına da zemin hazırlanır. Diyarbakır’da Peygamber efendimiz ile ilgili Türkiye’nin en büyük mitinglerinden biri gerçekleştirildi ve her partiden insanlar bu etkinliğe katıldı. Hiçbir olay da çıkmadı. Kimse tepki de göstermedi. Dolayısıyla bu konuda toplumda bir konsensüs olduğunu söylemek mümkün. En büyük mitingde olay çıkmaz da küçük bir konferans için bu kıyametler kopuyorsa konunu bu çerçevede de incelenmesinde fayda bulunmaktadır.
Dicle üniversitesi bölgeni en önemli üniversitelerindendir. Bu nedenle burada herkesin hassas davranmasında fayda bulunmaktadır. Çoğunluk boğdurucu olmamalı azınlıkta olan görüşler de durumlarına göre hareket etmeyi görev bilmelidir. Biline bir sözü tekrar ederek yazımızı bitirelim. Derler ki;”Herkes kekliğe düşman keklik kavmine düşman!”
Olayların en kısa sürede bitmesi ve tekrarlanmaması dileğiyle…
Next