Daha on yıl öncesine kadar Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinin temel geçim kaynaklarından biri de tütüncülüktü. Kırsal kesimde yaşamını sürdüren vatandaşlarımızın çoğu geçimini tütüncülükle sağlardı. Bu hem şehirlere göçü engelliyordu hem de insanların üretime katılmasına sağlıyordu.
Tütün üretimi ile ilgilenen ailelerde ailenin bütün fertleri iş gücü olarak katkı sundukları için herkesin çalışması da sağlanmış oluyordu. Yani aileler kolektif olarak güç birliği yapmakta, herkesin emeğinin karşılığını aldığı bir üretim gerçekleştirilmekteydi.
Ülkemizde anayasal güvence altında olan sosyal devlet kavramı sermayeci kesime hoş görünmediği için Özelleştirme ve devletin küçültülmesi sloganları ile ülkenin en az gelişme gösteren bölgelerin geçim kaynakları olan tütüncülük de göze batmaya başladı. Ülkemizde tütüncülüğün yaygın olarak üretildiği bölgelere ve illere bakarsanız ülkenin en fakir kesiminin bu bölgelerde olduğunu da görürsünüz. Örnek bölgemiz. örnek ege bölgesinde Manisa’nın ilçeleri.
Bu sektörde çalışan insanlarımız, devlet desteğinden yoksun bırakılarak özel sektörün insafına bırakılmış bulunmaktadır. Ege bölgesinde nispetten özel sektör gelişme gösterdiğinden dolayı buradaki vatandaşlarımızın ürettikleri tütünü satma imkânları vardır. Bu üretilen tütün cinsi ile de ilgili aynı zamanda. Ancak Bölgemizde böylesi bir şansa sahip olmak maalesef söz konusu değil.
Görünen odur ki devlet tütüncülük özerinden ailelerin bütün fertlerine verdiği desteği kesip, koruculuk üzerinden ailenin erkeklerine vermeyi bir politik tercih olarak benimsemiştir.Oysa bu yaklaşım ne kadar tehlikeli ve yanlış olduğunu ilerideki süreçte çok daha net olarak görülecektir.
Şimdi sermaye sahiplerinin göz diktikleri temel konu binlerce kişinin aç kalması değil, işsiz kalması değil Tekel elinde bulunan arsa, bina ve tesislerin devletin elinden en ucuz şekilde nasıl alınacağıdır.
Devletin küçültülmesi işine bir diyeceğimiz yok ancak devletin varlıklarının sermaye sahiplerine peşkeş çekilmesine sonuna kadar itirazımız var. Sermaye sahipleri gayri safi Milli hâsıladan aldıkları pay oranında vergilerini verseler kaynaklarını, üretime yönlendirseler hem kendilerine hem devlete hem de vatandaşa daha çok hizmet etmiş olacaklardır. Tütün üretiminin durdurulması ve alımının desteksiz bırakıldığı bölgelerdeki tesisler fabrikalara dönüştürülüp iş imkânı yaratılsa %20’lere varan işsizliğin düşürülmesine de katkı sunulmuş olurdu.
Tütün üretimine verilen desteğin kesilmesi ve vatandaşlarımızın bu alanda işsiz bırakılması yanlış bir tercih olmuştur. Anlaşılan odur ki artık tütünü Türkülerimizde yaşatacağız. Hani şu fabrika kızı türküsünde olduğu gibi…
Bir mavi otobüs gelirdi
Seni alır giderdi
O mavi otobüs var ya
Seni alır giderdi
Kaldırımlar kaldırımlar var ya
Seni alır giderdi
O mavi otobüs var ya
Seni alır giderdi.
Fabrikada tütün sarar sanki kendi içer gibi
Oturmuş da hayal kurar bütün insanlar gibi
Cama cama
Cama çıkma sevdiğim.
O fabrikanın önü var ya
O kalabalık insanlar var ya
Seni alır giderdi.
Saat 6’yı 10 geçe var ya
O mavi otobüs var ya
O insanlar var ya
Seni alır giderdi.
Fabrikada tütün sarar sanki kendi içer gibi
Oturmuş da hayal kurar bütün insanlar gibi
Cama cama
Çıkma cama sevdiğim.
Next