Türk Kürt kardeş midir? Herkesin en merak ettiği soru bu “Kardeşlik”. Türkler ve Kürtler nice zamandır beraber yaşıyor, farklı dil ve adetlere sahip iki ırk yıllardır ortak kültür kurmuş ve o kültür etrafında yaşamaya çalışıyor.
Türkler ve Kürtler kardeştir, sözü yeri gelmiş mitinglerde dövizleri süslemiş yeri gelmiş spor müsabakalarında taraftarların açmış olduğu pankartlara yansımış. Türk Kürt kardeş midir, işte asıl soru şu “kardeş” midir?
Buna farklı bakış açılarıyla yorum yazanlar olduğu gibi bunu insanlığın çeşitliliği gibi görenlerde olmuştur.
Dünyada sayısız ırk yaşıyor, tek toprak tek dil muhakkak ki dünyanın abis yerlerinde bile yoktur. Çeşitlilik insan fıtratından kaynaklanıyor. Yaşamın yerleşmiş ikilemleri arasında görüş ayrılıkları yaşanabileceği gibi bir bütünlük döngüsünün de yerleşmiş olabileceği kanısı da hakim olmaktadır.
Türk Kürt Kardeş midir? Fizyolojik ve bütünsel anlamda gerçekten kardeş midir?
DİLSEL ANLAMDA
Türkler ve Kürtler yıllardır beraber yaşadı, fakat dil bakımından Türk ve Kürtler farklılıklar yaşıyor… Doğu bölgesinde Kürtçe daha hakim iken Batı kesiminde ise Türkçe daha hakim. Her iki bölgeden de geçişlerde farklılıklar ve dil uyuşmazlıkları sonucunda iletişim kopukluğu yaşanıyor.
Genel anlamda ise her iki Irk birbirinden kültür harmanlaması yapmış bulunuyor.
Türkiye gerçekten Kürtlere sahip çıkıyor mu, Kürtler Türkiye’ye sahip çıkmış mı soruları her iki kesimde de öz eleştiri bakımından sorgulanması gerekir.
ETNİK FARKLILIKLAR
Türkiye etnik farklılıkları yaşamalı ve bu mozaik oluşumlara alışmalı, farklılıklarla yaşamak devletlerin süregenliğini artırır. Kürt Kürt’tür, Türk Türk’tür demekle mi yetinmeliyiz yoksa bunları daha iyi anlayıp yaşam mı katmalıyız?
Kürtlerin siyasi anlamda arayışları olmuştur ve hala devam ediyor, Türklerin de bu siyasi arenada kazanımlar sunmak için çabaları hakeza olmuştur.
Asıl soru ve çıkmaz labirent sarmalı burada karşımıza çıkıyor, ne yapmalı ve çözüm olarak Türk Kürt Kardeşliği” devam edecek mi etmeyecek mi?.
Gerçekten bütünlük açısında inceliyor olsak bu kardeşlik bozulmak üzere mi?
Fikir sorunları nedeniyle kardeşliğin arası mı açıldı?
Ne oldu da son zamanlarda Türk Kürt kardeşliği üzerine insanlar ellerinde dövizlerle bu kardeşliği vurgulama gereği duydu.
Dışlanan birileri mi oldu ki tedirginlik hissi üzerine birileri kardeşlik mi hissettirmeye başladı?
Türk Kürt Kardeş mi, asıl soru bu ve verilecek cevap… ?
Türkler ve Kürtler nasıl bir yaşam istiyor bu kardeşliği aşağıda yazdığım seçenek üzerine mi kurmalı yoksa daha farklı bir yol mu belirlemeli, burada söz sizlere düşüyor. Türk Kürt kardeşliği üzerine fikirlerinizi sunun nasıl bir yol izlenmeli? Ne yapmalı, ne yapılmalı?
Aşağıda yazdığım fikir mi benimsenmeli yoksa benimsetilmesi gereken alternatif farklı arayışlar mı olmalı? Batmanda yıllardır terör sorunu yaşamış bir kent, bu şehirde yaşayan Kürtler ve Türkler ne düşünüyor, aslında herkesin özellikle Kürt ve Türklerin fikir sunması gerekiyor. Ne istenmeli çözüm için soruna nereden başlanmalı. Konuşun fikirlerinizi sunun, çekinmeyin anlatın; dilinizi, örfünüzü, sıkıntılarınızı aktarın, Kürtler ne düşünüyor ve Türkler ne diyor….
SORUNLARI KONUŞARAK MI ÇÖZMELİYİZ?
Türkiye; etnik köken ve din ayrımı gözetmeyen tüm insanların gönüllü birlikteliğinin ülkesidir. Bir millet olmak için aynı etnik kimliğe sahip olmak için aynı etnik kimliğe sahip olmak gerekmez. Ortak tarih ve sosyo-ekonomik entegrasyon, ülke ve vatandaşlık kavramları etnik farklardan daha önemlidir.
Türkiye, etnik kökeni ne olursa olsun “bir arada yaşamayı başarmış bir ülkedir. Türkiye’de Türkler ile Kürtleri su ve zeytinyağı karışmamış aksine “Birlikte yaşama iradesi “, Türkiye’de varlığını hep sürdürmüştür. Bundan sonra da sürdürecektir/sürdürebilir.
Sanatçı Yılmaz Erdoğan, Milliyet sanat dergisinde yayınlanan bir röportajında;” Kürt kültüründen ne aldıysam, Türk kültüründen de o kadar beslendim. Benim kimliğimdeki etnik unsurlar, nereden gelmişse, başım gözüm üstüne demişimdir ve onun üzerine bir hayat kurmuşumdur. Dolayısıyla içimdeki Kürt ile Türk arasında herhangi bir problem yok. Kürtçe uzun havadan da, Türkçe bozlaktan da derinden etkileniyorum” diyerek “birlikte yaşama iradesine” güzel bir örnek vermiştir/ veriyor.
Elbette “etnik kimlik” önemli, ama ülke; vatandaşlık, tarihi beraberlik sosyolojik uyum müşterek kader gibi kavramlar daha önemli. Irak ırak’tır. Türkiye’de Türkiye… Elbette realist olarak Türkiye’nin yararına olan 70 milyonun yararınadır düşüncesini benimseyenlerde vardır.
Çok kültürlü olan Türkiye hepimizin ülkesidir. Türk’ü, Kürt’ü, Çerkez’i, Laz’ı Rum’u, Yahudi’si, Ermeni’si, Süryani,’si… Hep birlikte bu topraklarda barış ve kardeşlik içinde yaşamayı çoktan hak etmişlerdir. Gün artık AB sürecinde yol alma günüdür. Gün, silahlara veda ederek demokratikleşmeye gerçek anlamda sahip çıkma günüdür. Türkiye’nin de Türkiye’de yaşayanlarında tek doğrusu budur bu olmalıdır.
Bir toplumsal sorunu bahane ederek şiddete başvurmak ya da şiddet ortamını meşru göstermeye çalışmak hiçbir şekilde kabul edilmeyecek yaklaşım olarak görülmeli. Bütün sorunlar anayasal devlet ve demokratik cumhuriyet içinde çözülmelidir.
Sorunlar konuşularak çözülmeli ve çözüleceğine kanaat getirmeliyiz. Hiç bıkmadan, usanmadan konuşalım, konuşmaktan çekinmeyelim. Barışa ancak daha fazla demokrasi, daha fazla özgürlük ve insan haklarına da, daha fazla saygı yoluyla ulaşabiliriz. Bu yolda kine, öfkeye yer olmamalıdır. Türkiye’de kan ve gözyaşının durmasını isteyen sağduyu sahibi herkes, şiddet ve teröre; silaha kararlılıkla “hayır” demelidir.
Not : Bu yazı daha önce 04/12/2007 tarihinde yayımlanmıştır
Next