Malum barış sürecinin gelişmesi ile birlikte toplumsal uyuşma çalışmaları çerçevesinde bir takım çalışmalar başlatıldı. Başta Türkiye Küçük Millet Meclisi olmak üzere birçok STK ve aydından bu yönlü çağrılar geldi ki bu girişimi bizlerde desteklemekteyiz.
Bu anlamda DTK heyetinin Karadeniz çıkarması karşı bir provokasyon hamlesi ile püskürtülmüş ve çalışmalar konusunda endişeler oluşmuştu. Bu çalışmanın ikinci ayağı ise Diyarbakır- İzmir eksenli gelişti. Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir’in de içinde bulunduğu bir heyet İzmir e Büyükşehir Belediyesi konukları olarak uğurlandı ve ağırlandı. İlk adım başarı ile tamamlandı ikinci adım ise İzmir’deki misafirlerin Diyarbakır’a gelmeleri ile sürdürülecek.
Bu arada ülkenin batı yakasında işler nasıl gidiyor diye yerinde görmek amacı ile İzmir’e uğradık. Gazeteciler cemiyetini ziyaret ettik, yazarlarla konuştuk, CHP milletvekili ile sohbet ettik vatandaşın nabzını kontrol ettik. Nelerle karşılaştığımızı sizlerle paylaşmak istiyoruz şimdi de.
Bir; ülkenin batı yakasında doğu yakası ile ilgili olarak (bilinenlerden farklı) kafalardaki endişe ve önyargılardan farklı bir olguya rastlamak mümkün değil. Halen özellikle katı CHP’li kesim olarak adlandırabileceğimiz kesim, Kürtlerin hak taleplerini bölücülük olarak görme anlayışında ve Kürt kimlik tanımlamasını “üst kimlik talebi” gibi görme ve algılama refleksine sahipler.
İki; Kürt meselesi başta olmak üzere ülke sorunlarının çözüm modelinin sosyal demokrasinin gelişmesinden veya geliştirilmesinden geçtiği bilinmekle birlikte AKP’nin kuşatması karşısında nasıl bir açılım sergileyeceklerine dair fikir geliştirememek gibi bir sorunları bulunmaktadır. Söyleyecekleri sözlerin yanlış anlaşılacağı endişesi ve bu yanlış anlaşılmanın var olan oyları da götüreceği gibi bir kanaatle hareket ettiklerinden dolayı Kürt meselesi konusunda büyük bir hassasiyetleri bulunmaktadır.
TSK üyelerinin toplu tutuklamalarını sivil bir darbe olarak niteleyen kesimlerin varlığına rağmen genel görüş tutuklananların haksızlığa uğradıkları ve fikirleri nedeniyle tutuklandıkları yönünde bir izlenime sahip olduk. Buna rağmen darbe destekleyicisi durumuna düşmemek için oldukça temkinli davranan bir CHP yaklaşımının söz konusu olduğunu belirtmek gerekiyor. Aynı dertten muzdarip olanların ise tutuklu bulunanlar olduğunu ve sahiplenilmedikleri için oldukça sitemkâr olduklarını da konuşmalardan anlamak mümkün.
Genel olarak değerlendirildiğinde en azından diyalog kurduğumuz sosyal demokrat kesimin endişelerini cumhuriyetin kuruluş ilkelerinin elden gitmekte olduğu konusuna kilitlendiğini, AKP’nin sadece devleti değil sistemi de ele geçirmeye çalıştığını ve bunun içinde elindeki bütün baskı unsurlarını kullandığı kanaati hakim.
Bu durumda başta Doğu ve Güneydoğu bölgeleri olmak üzere ülkenin doğusunda başarılı bir çıkış yapabileceklerine olan inançları tükenmiş durumda. Yani özetle Kürt bölgesinden tası tarağı toplamayı kabullenmiş bir anlayışın kendini benimsettiğini söylemek mümkün.
Öyle anlaşılıyor ki buradaki insanlarımızla sosyal demokrasinin temel kriterlerinin geliştirilmesi noktası dışında şu andaki durumda ilerleme kaydetmek çok da kolay bir durum olmayacaktır.
Batı yakasının diğer bir sorunu ise yönlendiriciler ile kitlelerin arasındaki kopukluk. CHP iktidarda olduğu halde kendi inandığı değerler için bile kitlesini sokağa çıkarma ve taleplerini kamuoyuyla paylaşma noktasında oldukça büyük bir tereddüt yaşıyor.
Genel olarak bakıldığında İzmir’in diyalogların başlatılması konusunda hedef il olarak belirlenmesi isabetli olmuştur. Çünkü en azından Sosyal Demokrasi ilkesi konusunda adım atılması noktasında İzmir ile uzlaşma sağlanmadıkça diğer taraflarda başarıyı yakalama şansının olmadığı kesin.
Oysa kordon boyunda yapılan nefis bir gezintinin verdiği moralle ülke sorunları konusunda kafa yormanın pek ala mümkün olduğu ve İzmirlilerin bunun farkında olmadıklarını düşünüyorum.
Next