Son haftanın önemli gündem maddesi değerli okurlarca da bilindiği üzere Belediye tarafından kurulan Orhan Doğan Eğitim Destek evinin kapatılması ile ilgili meseleydi.
Öncellikle üzerinde durduğumuz konu burada eğitim desteği alıp üniversiteye hazırlanan bine yakın öğrencinin eğitim çalışmalarının sekteye uğramamasıydı.
Sayın valimizin eğitim konusundaki hassasiyetini biliyoruz. Aynı hassasiyetin Belediye yönetimi ve Milli eğitim Çevresinde var olduğunu da biliyoruz ancak bu hassasiyetlere rağmen nedense hiç tasvip etmediğimiz malum kapatma meselesi ile karşı karşıya kaldık.
Sonuçta Batmanda aklıselim galip geldi ve yöneticilerimiz ortak bir noktada buluştu. Bu ortak noktanın öğrencilerin gelecekleri için yapılan fedakârlıktan oluştuğunu da belirtelim. Bu nedenle eğitim destek evinin eğitim çalışmalarını sürdürmesi konusunda alınan karar için bütün yöneticileri kutluyor ve teşekkür ediyoruz.
Bu konu ile ilgili olarak bazı hatırlatmaları da yapmayı uygun görüyoruz. Birincisi, herkes şunu çok iyi anlamalı ki bu karar öğrenciler için yapılan bir fedakârlıktan ibarettir.
İkinci olarak, Bürokratik mekanizmaya bir hatırlatma yapma ihtiyacı hâsıl olmuştur. Yöneticilik yapmak demek, sorumluluk almak demek, olabilecek sıkıntı ve krizleri önceden görebilme yeteneğine sahip olabilmek demektir. Yaşamın düzenli yürümesi için alınan kararların uygulaması aynı mantığa hizmet etmek zorundadır. Evet prosedür neyi gerektiriyorsa yapılması lazım burada hem fikiriz ancak zaman mevhumu denilen bir kavramdan da haberdar olmamız gerekmektedir. Kış ortasında yazlık elbise dağıtmanın ihtiyaca cevap olmaması gibi yaz ortasında vatandaşa çizme hediye etmek de iş görmez. Kışın yapılması gereken işleri kışın yazın yapılması gereken işleri yazın yapmamız lazımdır ki hem kendimizi hem de bizden sorumlu olanları zor durumda bırakmayalım. Buna paralel olarak uygulamaları takip ederken görevimizi ihmal etmemek ve gerekli hassasiyetleri göstermek durumundayız. Eğer bir prosedürün yerine getirilmesi gerekiyorsa bu yerine zamanında getirilmelidir. Konunun hassasiyeti nedeniyle işi zora sokup kriz çıkartmanın bir yararı yok. Kimsenin de buna hakkı yok.
Üçüncü olarak yanlışı gördüğümüzde eleştirmeyi biliyorsak doğruyu gördüğümüzde takdir etmeyi de bilmemiz gerekir. Bu konuda yöneticilerin, siyasetçilerin ve kamuoyunun izlediği metot sayesinde doğruda uzlaşmaya varılmıştır. Bu kararın alınmasında gerek iktidar tarafı gerek il yöneticileri ve gerekse Belediye yönetiminin olumlu bir sınav verdiğini belirtmemizde fayda var. Keşke ilimizdeki bütün sorunlar bu aşamalara gelmeden ortak aklın gerekleri yerine getirilerek çözüme kavuşturulabilse.
Kentin ve hemşerilerimizin geleceği için siyasal fikrimiz ne olursa olsun uzlaşma imkânları ve ortak çalışmanın yolları denenmelidir. Bu halka hizmet etmenin başka yolu yok. Elbette siyaset mekanizması kendi içerisinde bir rekabet içerisindedir. Bizler bunu en iyi bilenlerdeniz ancak siyasal rekabet vatandaşa daha iyi hizmet sunma amacı ile yapılırsa daha karlı çıkacağımız kesindir.
Son örnekte de ortaya çıkmıştır ki Sivil Toplum örgütleri her zaman canlı tutulması gereken kurumlardır. Bu kurumlar sayesinde ortak aklı bulma, ortak kararlar alabilme, ortak çıkarlar peşinde koşma ve ortaklaşma daha rahat gerçekleşebilmektedir.
Sonuç olarak biraz zorlanmış olsak da olumlu bir karara varıldığı için ve bine yakın öğrenci kardeşimiz eğitim imkânlarını sürdürecekleri için oldukça mutluyuz. Dilerim öğrencilerimiz de kendileri için yapılan bu tür fedakârlıkların kıymetini bilir ve kendilerini derslerine daha fazla yönlendirirler. Uzlaşı çağrılarını dikkate aldıkları ve öğrencilerin mağduriyetinin giderilmesi için fedakârlıkta bulunan AKP ve BDP Milletvekilleri ile İlimiz valisi Ahmet Turhan ve Belediye Başkan vekili Serhat Temel’e de buradan teşekkür ediyoruz.
Next