Seçim dönemlerinden önce kürsüye çıkan politikacılar vatandaşlardan kendilerini seçmelerini isterken vurguladıkları temel öğelerden biri de ülkenin istikrarı meselesidir. Derler ki “eğer bize destek verir ve bizi tek başımıza iktidar yaparsanız, biz size ve ülkeye istikrar, düzen, adalet, huzur ve refah getireceğiz. Ancak bunları yapabilmek için mutlaka tek başımıza iktidar olacak düzeyde bir güce sahip olmamız lazım ki gerekli yasal düzenlemeleri yapalım ve kısa sürede sizleri huzura kavuşturalım.”
Vatandaşlar da doğal olarak bu söylenen sözlere itibar ederek durum değerlendirmesi yapar veya farklı seçeneklere yönelir.
Bu durumun bizde de böyle olduğunu unutmamak gerekiyor. Hatırlarsak iktidar partisi seçimlerden önce 2023 projesini gerçekleştirmek için vatandaşlardan sürekli istikrarın devamı vurgusu ile oy istemekteydi. Hatta 7 Haziran seçimlerinde vatandaşın kendilerini birinci parti yapmasına karşılık koalisyon yolunu göstermesi nedeniyle bu tercihi beğenmemiş, istikrar ve huzur adına (!) seçimlerin yok sayılmasına ve tekrarlanmasına yönelik çalışmalar yürütmüş ve sonuçta 1 Kasımda yapılan seçimlerde de oyların % 49’luk bölümünü alarak tek başına iktidar olmuştu.
Şimdi soru şu tek parti iktidarı söylendiği gibi istikrar getirdi mi?
Diyeceksiniz ki bir partinin tek başına iktidar olması ile tek parti iktidarı aynı şey değil. Birinde demokrasi ve çok parti var diğerinde tek alternatif var. Yani vatandaş ikinci bir tercih hakkına sahip değil!
Görünüşte öyle!
Peki, her ne kadar mecliste ve seçim yarışında başka partiler var ise de eğer bu partilerin başarıları veya varlıkları yok sayılmak isteniyorsa, bu partiler siyasi rekabetin bin bir türlü kılıfa uydurularak düşman cephenin temsilcileri olarak görülüyorsa, aldıkları başarılar bir partinin karar verme sayısının yeterliliğinden ve bulunduğu konumların etkinliğinden dolayı yok sayılıyorsa ve bütün bunlar vatan, millet, Sakarya edebiyatı ile de dillendiriliyorsa o zaman bu duruma ne diyeceğiz?
Ülkemizde iktidarda bulunan adalet ve kalkınma partisi kurulduğu 2002 yılından sonra girdiği ilk seçimlerden sonra iktidarı elinde bulunduran siyasal parti. Çıraklık, kalfalık ve ustalık dönemi olarak adlandırdığı dörder yıllık iktidar dönemlerini kullanan siyasal parti. Devlet kurumlarının tamamında istediği değişiklikleri yapmış, istediği yasayı çıkarmış, istediği uygulamaya hayata geçirmiş olan ve vatandaştan destek almış olan siyasal parti. Ülkenin kaderi her ne kadar parlamenter bir sistemle idare edildiğimizi sansak da cumhurbaşkanının iki dudağının arasından çıkan sözlere bağlı. Bu siyasal partinin en çok yakındığı konu ise askeri darbeler ve CHP’nin tek parti dönemindeki uygulamaları ve ortaya çıkarmış olduğu statükocu durumdur.
Peki, şimdi soralım: Şu anda yaşadığımı ortamda ülkede istikrar var mı?
Vatandaşın %49’luk destekle iktidara taşıdığı siyasal parti çoğunluğu huzur ve refahı getirmiş midir?
Ülkemizde adalet, hukuk, eşitlik konularındaki sıkıntılar getirilmiş midir?
Sokaklarda haftalarca orta yerde duran ve alınamayan cenazelerin durumunu nasıl karşılayacak ve değerlendireceğiz?
Kazalarımızda (ilçelerimizde) ayları geçen sokağa çıkma yasaklarına takılan ve burunlarını çıkardıklarından kurşunların hedefi olan vatandaşlarımıza istikrar, huzur ve adaletten nasıl söz edeceğiz?
Boylarından büyük kurşunlara hedef olan çocukların cesetlerine ve ruhlarına bu vebali nasıl izah edeceğiz?
Buzdolabında cesetlerini kokmasın diye sakladığımız o çocuklara biz büyükleriniz olarak istikrar sağlansın diye mi sizi bu hale getirdik diyeceğiz?
Hadi diyelim bu cenahtakiler etnik yapılarından, dini inançlarından, bölgesel farklılıklarından dolayı bu saldırılara maruz kaldılar ya ülkenin batı yakasındaki insanlara huzur ve istikrar verebildik mi?
Mesela ekonominin neresini düzelttik?
Doların 3 lirayı geçtiği, faizin çift rakamlarda seyrettiği, enflasyonun hızla yükseldiği, işsizliğin önlenemediği, insanların çocuklarına bakamadığı için intihar ettiği bu ülkede başbakan köprü inşaatında düğün dernekten bahsediyor!
Varsa yoksa evlenin ve çok çocuk sahibi olan deniyor!
Niye?
o çocuklara bakılacağı için mi yoksa başka alanlarda ölsünler diye mi?
Biz bu ülkenin doğusunda çocukların yaşamını koruyamaz,kurşunlara hedef haline gelmelerini önleyemezken, istikrar diyen bizi seçerseniz ülkeyi düzlüğü çıkarır demokrasiyi hakim kılar adaletle yönetim sergileyeceğiz diyen kimdi?
Yaşadıklarımız bize açıkça göstermektedir ki bir ülkede istikrar sahibi olmak için gerekli olan tek partinin iktidarı değil ülkenin adil ve dürüst yasalarla idare edilmesidir. Ülkeye iyi niyetle hizmet edilmesidir. Yöneticilerin özde demokrasiyi sindirmiş olmalarıdır. Yönetim felsefesinin bel altı değil bel üstü geliştirilmesidir.
Aksi takdir de parti sayısını hiç önemi kalmaz. Dün yakınılan CHP zihniyeti bugün aynen devam eder. Statükodan kaçarken kendinizi tam da uygulayıcısı olarak görürsünüz. Dün atlarla giriliyordu diye yakındığınız camilere bugün silahlarla girilmiş olur. Dün yaşanan sürgünlerin aynısı bugün sizin idarenizde gerçekleşmiş olur. Dün önleyeceğim dediğiniz darbeleri bugün siz farklı formatlarda uygulamak zorunda kalırsınız. Bu durum “benden” “bize” geçmediğiniz sürece de böyle devam eder. Ülke kan ağlar, analar kan ağlar, çocuklar ölür ve kimse istikrardan söz edemez.
Next