Demokratikleşme ve hukukun üstünlüğü kavramları ülkelerin düzenlerini, insanların yaşamlarını direkt olarak etkileyen unsurlar oldukları için bunları sadece kavramsal ifadelerle, metinlere yazmakla gerçekleştirme görüntüsü vermek yetmiyor, yetmez.
Demokrasi ve Hukukun üstünlüğü günümüzde temel insan Hakları kavramı ile bütünleştiğinden ya da birini diğerinden ayrıt etmek mümkün olmadığından dolayı bu alandaki eksiklikler ya da uyumsuzluklar kendisini çok çabuk gösterir.
Söylenen ile pratik, yazılan ile uygulama birbirine uymadığı zaman olay göstermelik bir tiyatro oyununa dönüşür.
Yazılan ile uygulamanın aynı olmaması durumunda hak ihlaline uğradığını düşünen kesimlerin başvuru mercii ise tartışmasız hukuk sistemidir. Bu nedenle hukukun üstünlüğü ve bağımsızlığı yaşamsal öneme sahiptir. Adalet kavramının yüce olması gerçeğinin altında insanların hak ihlallerine çare olduğunu düşünmeleri yatmaktadır.
Güçlü yönetimler, güçlü sosyal yapılar adaleti sağladıkları müddetçe, eşitlikçi bir yaklaşım sergiledikleri sürece, her yerde aynı hukuku ayırımsız uyguladıkları sürece bu güçlerini koruyabilmektedirler.
Bir ülkenin hukuku, o ülkede yaşayan milletin ya da milletlerin ortak iradelerinin temsilliyeti ile özdeş olarak kabul edildiğinden yargıya olan güven bu kadar yüksektir. Yargının bağımsızlığı ve hukukun üstünlüğü kavramı bütün kesimlerin zengin fakir, ezen ezilen, inanan inanmayan, siyah beyaz bütün insanlar için aynı olduğu için kutsalliyet arz eder.
Bir ülkede tek tip bir hukuk varsa, bir ülkede özgürlükler Anayasal güvenceye bağlanmışsa, bir ülke demokratik ilkeleri yönetim tarzı olarak benimsemişse, devletin hiyerarşik yapısını belirlenmiş kriterlere bağlamışsa uygulamada da buna uymak zorundadır.
Bu zorunluluk o ülkenin hem iç hukukunun bir gereği hem de altına imza attığı uluslar arası antlaşmaların bir zorunluluğudur.
Hukuk, demokrasi, İnsan Hakları gibi konularda canınızın istediği zamanda canınızın istediği gerekçeleri öne sürerek yanlışlara meşruiyet kazandırmaya çalışarak ihlaller veya eşitsizlikler gerçekleştiremezsiniz.
Devlet olmanın, egemen olmanın bir unsuru ülkeye hâkim olmaksa eğer diğer unsuru da egemen olduğunuz sınırlar içerisinde aynı uygulamaları gerçekleştirmektir.
Tek ülke, Tek bayrak, tek dil kavramlarından ziyade Tek hukuk, tek uygulama, eşitlik, özgürlük gibi kavramları ön palana çıkarmakta fayda vardır.
Demokratik bir ülke olma yönünde azımsanamayacak ilerlemeler kaydettiğimiz inkâr edilemeyecek bir gerçek. Hele hele ülkenin bazı bölgelerinde oldukça ileri düzeyde uygulamaların varlığı da ortadadır. Ancak bu yetmez önemli olan aynı uygulamaların ülkenin tamamında yürütülmesidir. Alanya sahillerinde nasıl ki mayo ile dolaşmak geleneklerimize aykırı olduğu halde çok normal olarak algılanıyor, kabul ediliyor ve bizi rahatsız etmiyorsa Batmanda kimin hangi etkinlikte nasıl giyindiği de bizi rahatsız etmemelidir. Karadeniz bölgesinde, Marmara bölgesinde, Ege bölgesinde nasıl insanların pikniğe çıkmalarında, dağlara tırmanmalarında, gezip tozmalarında herhangi bir sınırlandırma yoksa ve oranın Ormanları, dağları, bayırları yasak bölgeler ilan edilmiyorsa Güneydoğuda, Doğu’da da uygulama aynı olmalıdır.
Kısacası ülkenin batısında hangi hukuku uyguluyorsak ülkenin doğusunda da, Kuzeyinde de, Güneyinde de aynı hukuku uygulamak zorundayız. Uygulama eşitsizliğini hiçbir nedene dayandırarak meşru gösteremezsiniz. Ülkenin yönetiminden sorumlu olduklarını düşünenler ülkede yaşayan insanların özgürlüklerini kısarak bunu gerçekleştireceklerine, yasaklamalarla bunu sağlamaya çalışacaklarına farklı yöntemleri bulmak zorundadırlar.
Kaldı ki Ülke yönetiminden sorumlu olan merciler demokratik ülkelerde yasama ve yürütmedir. Yargı kendisini diğer unsurların yerine koyamaz koymamalıdır. Koyarsa siyasallaşır ve eşitliğini kaybeder. Güvensizlik unsuru olur. Bir ülkenin yargısına olan güven yitirilirse o ülkenin yönetimine de, diğer kurumlarına da saygı kalmaz. Güçlü olan istediğini yapar imajı yaygınlaşır. O ülkede huzur ve güven kalmaz. Ülke adına verilen sözlere de atılan adımlara da güven kalmaz.
Bir ülkede tek hukuk ve tek uygulama geçerli olmak durumunda. Yargı insanların şalvarına da mayolarına da örtülerine de karışmamalıdır. Ne adına giyilirse giyilsin. Yargı ve mensupları bu bölgede kendilerine devlet adına güven duyulan nadir kurumların başında geliyor. Aman dikkat diyoruz bunca yoldan sonra bu güven de kaybolmasın.
Next