TAŞLAR AÇILIMA MI ATILIYOR?

      Büyük umutlarla başlayan, hakkında çok konuşulan Kürt /Demokratik Açılım Süreci bugünlerde yaşadığımız olaylarla sekteye uğrama ile karşı karşıya. Zaten başından beri bazı kesimler için ölü doğmuştu.

      CHP ve MHP’nin tavırları kısır politik çekişmenin önüne geçemedi. DTP ise başından beri temkinli yaklaştığı açılımın mutlu sonla bitmemesi için de sanki gizlice dua ediyordu. Sonunda istediği oldu galiba. Sanırım DTP, Türkiye partisi olmak konusunda pek istekli değil. Oysa bu süreci daha olumlu yönetip, kendisine destek vermeyen diğer Kürtlerin ve hatta Türklerin de kısmen desteğini alabilirdi. Şahinler bir kez daha galip geldi ne yazık ki!

      İmralı sorununu demokratik açılım sürecinden ayrı tutmak mümkün değil miydi? Yoksa İmralı sorunu olmasaydı yine de DTP açısından bu açılım bitirilecek miydi? Barışa kavuşmak, akan kanı durdurmak, anaların gözyaşlarını dindirmek bu kadar mı zor? Ülkenin, Türklerin ve Kürtlerin huzura kavuşması için birilerinin fedakârlık yapması gerekmez mi? Cumhuriyet tarihinin en cesur açılımını harcamak bu kadar kolay mı olmalıydı?

      Şüphesiz ki hükümet açılımı açmada geç kalmıştır. Bu süreçte somut adımlar daha hızlı atılmalıydı. Ne yazık ki, her iyiliğin karşısına dikilmeyi marifet sayan muhalefet sayesinde bu da mümkün olamadı. Bu açılıma en büyük desteği vermesi gereken barış ve demokrasiye en çok ihtiyacı olan, yıllardır baskı ve yıldırmalara direnen DTP olmalı değil miydi? Başbakan her türlü riski göze alarak, derin devleti ve Ergenekon yapılanmalarını da karşısına alarak bu süreci başlatabilmişse, DTP de Kürt halkının daha huzurlu bir geleceği için buna destek olması gerekmez miydi?

      Şehirleri yaşanmaz hale getirmek kime ne kazandıracak? Bu şehirlerde yaşayanlar Kürtler değil mi? Demokratik ve sivil tepkiler gerçekten tükendi mi? Gençlik heyecanını yaşayanlara sahip çıkmak, teskin etmek mümkün değil miydi?

      İzmir’de yaşanan olayları kınarken, bölgemizde yaşananları hoş mu karşılayacağız? Siyasi linçleri kim yaparsa yapsın kime karşı yaparsa yapsın lanetlememiz ve karşı olmamız gerekir.

      Acaba diyorum, yıllar sonra bugün, bu sorunu çözmede yetkili olanlar, böyle bir fırsatı kaçırdıkları için pişman olacaklar mı? Serdar Ortaç on yıl önce Ahmet Kaya’ yı linç olayından dolayı bugün pişmanlık duyduğunu medeni bir şekilde söyleyebilmektedir. Kürt aydınları, milletvekilleri, belediye başkanları gerçekten bu sorunu çözmek için ellerinde fırsat varken bu fırsatları yeterince kullanabiliyorlar mı? Halkın güvenini kazanmak kolay olmadığı gibi, kaybetmek de mümkündür.

      Unutmamak gerekir ki, Barış her zaman savaştan daha zordur. Bazen kaybediyor görünmek, kazanmanın anahtarıdır. Halkımız barışı çok özledi. Bu özlemi hem Kürtlere hem de bütün ülkeye yaşatmak için Hükümet ve DTP elinden gelen gayreti göstermelidirler.