İran ortadoğunun en köklü devletlerinden bir. 1979 tarihinden bu yana da İslami cumhuriyetle yönetilen bir ülke. Bu yapısı itibariyle değişik bir yönetim anlayışına sahip. Rejim değişikliğinden sonra Irakla uzun süren bir savaş deneyimi yaşadı. Dolayısıyla insanların acı çekmesinin ne demek olduğunu iyi bilen bir ülke olması gerekir.

Sahip olduğu rejimi sürdürmesi ve yaygınlaştırmasının tek yolu da insanların kafalarında olumlu bir imaja sahip olması gerektiğidir. Öyle anlaşılıyor ki bu ülkenin böyle bir sorunu yok. Kafasına eseni yapacak ve bu kendisine kar kalacak.

Mevcut siyasi iktidarın kendi kafasındaki muhalefete bile tahammülünün olmadığı ortada. Onlara karşı gelmek kutsallığı bozmak gibi bir algılayışla karşılanıyor.

Asmak, kesmek, öldürmek siyasi iktidarı elde bulundurmanın yöntemi olarak yürütülüyor. Can düşmanı olarak gördüğü ABD’nin uyguladığı yöntemleri uygulamaktan da geri durmuyor.

İnsanları düzmece bir yargılama ile yargılayıp idam ediyor. Allahın verdiği canı almaktan hiç çekinmiyor.

İdam cezaları ve infazları ile ilgili olarak son dönemlerde artarak süren şikâyetler alınıyor. İnsan Hakları kuruluşları İran’da idama mahkûm edilen tutsaklar tarafından göreve davet ediliyor.

Bu konu ile ilgili olarak insan Hakları savunucularına gönderilen iki mektubu paylaşalım.                                                                                                                                                                             İhsan Fetahiyan’ın mektubu,                                                                                              “Ben Kirmaşan’da insanlığın çocuklarından biri olarak dünyaya geldim ve burada yaşama başladım. Ben burada zulüm ve zalimi hissettim. Bu nedenle, bu durumdan çıkmak için çok yol kat ettim. Ben varlığım ve kimliğimden yoksun bırakılmıştım, bu nedenle sınır dışına çıkmak zorunda kaldım………….

Kendi topraklarımı bir kez ziyarete gittim ama yakalandım. Bana yapılan vahşi işkenceler ve bana karşı gösterilen tavırdan bunun sonunun ölüm olduğunu anladım. Bu ağır işkence ve içinde kaldığım tecrit koşullarından sonra 10 yıllık hapis cezasına çarptırıldım. Ama Sine savcıları cezayı idama çevirdi.

Sine savcıları ile son karşılaşmamda, kanuni değil, siyasi olan bu cezayı uygulayacaklarını söylediler. O vakit bu cezanın siyasi olduğunu anladım.

Eğer zalim ve egemenler beni öldürmekle Kürt ve Kürdistan sorununu ortadan kaldıracaklarını düşünüyorlarsa, bu kof bir hayaldir. Hiçbir zaman ben ve benim gibi binlerce gencin ölümü ile bu amaçlarına ulaşamayacaklardır. Her ölüm beraberinde yeni bir yaşamı getirir.”                                                                                                                        

İnsan Hakları Örgütlerine:                                                                                                  Adım Zeyneb Celaliyan,

27 yaşında Kürt kadınıyım, siyasi tutuklu olarak İran hapishanesinde yatıyorum.

Hakkımda verilen ölüm cezası İran Yüksek Mahkemesi tarafından onaylandı. Şu anda çok kötü koşullar altında yaşıyorum. Sürekli bir işkence ve kötü muamele altındayım, beni savunmak için bir avukatım bile yok.

Yargılandığım mahkeme ise sadece birkaç dakika sürdü. Mahkeme bana, “Sen Allah’ın düşmanısın, çok yakında tüm Allah düşmanları gibi idam edileceksin” dedi. Hâkimlerin tümü mahkeme sürecinde idam edilmem lehinde oy kullandılar.

Ben, annem ve ailemden hatır istemek için hâkimden izin istedim. Hâkim ise bana “kapa çeneni” diyerek isteğimi reddetti.

Tüm insan hakları savunucularından, kadınlardan bana yapılan haksızlığa karşı çıkmalarını ve yardımcı olmalarını istiyorum”

İhsan Fetahiyan idam edildi.

Zeynep celaliyan ise idam edilmeyi bekliyor.

Bu çağrıya uyarak İran devletinden ve yönetiminden insanları idam etmekten vazgeçmeye çağırıyoruz.

İnsanları öldürmekle rejimlerin ayakta tutulmasının mümkün olmadığını hatırlatıyoruz.

Hiçbir gerekçenin insanın yaşam hakkını ortadan kaldırmak için bahane edilemeyeceğini düşünüyor ve savunuyoruz.

Bu nedenle de İran devletini ve yönetimini bir kez daha evrensel insan Hakları ilkelerine uymaya ve saygı göstermeye davet ediyoruz.