Malum havaların ısınması ile birlikte su tüketimimiz de artacak.Ancak bin bir emekle evlerimeze kadar gelen suyun önemini bildiğimiz de söylenemez.Yazın su sıkıntısı çekmemek için öncelikle suyun önemini anlamak gerekiyor.Yeryüzündeki tatlı su kaynaklarımız hakkında yazılmış bir yazıyı sizlerle paylaşmak istiyorum.Halil Doğan´a ait yazıyı okuduktan sonra su konusunda tekrar düşüneceğinizi umuyorum.İyi hafta sonları…
“Bu gün dünyamızı saran suyun, en büyük gereksinimiz olduğunu ve temiz su kaynaklarının giderek, kirletildiğini görüyoruz. Buna bağlı olarak kaynakların da hızla tükendiği bir durumla karşı karşıyayız. Su deyince insanın aklına ilk gelen şey herhalde temizlik ve Ondan sonra su içme ihtiyacı gelir. Ama bu gün dünyada ki tüm canlıların en çok ihtiyaç duyduğu şey su dur. Diğer bir ifadeyle su;hayatın ve canlıların kaynağıdır. İnsan kullanımı, ekosistem kullanımı, ekonomik kalkınma, enerji üretimi, ulusal güvenlik gibi suyun gerekli olduğu birçok sektör vardır.
Su kaynaklarının akılcı ve sürdürülebilir kullanımı mekânsal ve sektörler arası planlama
ve karar verme süreçlerinin eşgüdüm ve
entegrasyonu ile başarılabilir
. Su kaynaklarının yönetiminde iki temel husus ortaya çıkmaktadır: bunlardan biri su kaynaklarını korumak, diğeri sürdürülebilir bir şekilde su kaynaklarının kullanımını yönetmektir.
Su miktarı, toplam suların ancak %3.5´i kadardır.
Bu miktarın da %1.74´ü buzullarda katı halde bağlanmış bulunmaktadır. Geriye kalan sıvı
haldeki suyun %97´sini, “Aküfer” adı verilen yeraltı boşluklarında depolanan sular oluşturmaktadır (UNEP 1996´ya göre Sampat,2001).
Dünyada mevcut suyun ancak %3.5 kadarlık kısmı kullanılabilir durumdadır.
Okyanuslar, denizler ve kutuplardaki buzullar bir tarafta kalacak olursa kullanılabilir tatlı su miktarı göller ve akarsular olarak kalmaktadır.
Özellikle son 20 yıl içerisinde artan insan nüfusu ve bunun sonucu olarak artan su talebi,
küresel bir su krizini gündeme getirmiştir. Bunun yanı sıra, hızla artan dünya nüfusu ve su
talebiyle birlikte ekonomik, politik ve çevresel konulardaki mücadeleler ve çekişmeler çok
daha yaygın ve ciddi boyutlara ulaşmıştır. Su kaynakları; miktar, kalite ve tüm diğer sektörel
Kullanımlar açısından birçok ciddi sorunla karşı karşıyadır (Sevindi, 2005). Türkiye´de toplam su varlığının % 75´i sulamada kullanılmaktadır. AB´deki toplam su varlığının ise %33´ü tarımsal sulamada
Kullanılmaktadır (Şekil 1). Bu oran Güney Avrupa´da %75´e çıkmaktadır. Orta ve Batı Avrupa´da ise suyun büyük kısmı (%57) özellikle soğutma amaçlı olarak enerji üretimi ve kentlerde içme-kullanma suyu olarak kullanılmaktadır. Ülkemizde olduğu gibi AB´de de, sulamada kullanılan suyun miktarı, iklim, toprak yapısı, ürün tipi, su kalitesi ve sulama tekniklerine göre değişmekle birlikte, sulama
Teknolojilerinin kullanılmaması sebebiyle birçok çevresel ve ekonomik sorun ortaya çıkmaktadır
(Anonim, 2005). Su potansiyelinin paylaştırılmasında kullanım önceliği şu şekilde sıralanmıştır:
1) İçme ve kullanma ihtiyacı
2) Hayvanlar- ve doğal hayatın, devamı
için gerekli su ihtiyacı.
3) Tarımsal sulama suyu ihtiyacı
4) Enerji ve sanayi suyu ihtiyacı
5) Ticaret, turizm, balıkçılık vb. su ihtiyacı
Dünyada su kullanımı gelişmişliğin bir göstergesi olmaktadır. Az gelişmiş ülkelerde tarım amaçlı su kullanımı %70´ler düzeyinde iken gelişmiş ülkelerde tarım dışı ağırlıklı kullanım oranı %65´i bulmaktadır.
Sektörlerin su kullanımında bir diğer hususta mevcut su potansiyelinin kirletilmesinden kaynaklanmaktadır. Zaten çok kısıtlı olan ve değerli hale gelen tatlı su özellikle
sanayi ve evsel atıkların arıtılmaması sonucu geri dönülmez olarak kirlenmektedir.
Yukarıdaki tabloda da: görüldüğü gibi özellikle bölgemizde GAP Bölgesinde yapılan barajlar ve bazı göllerde de aynı durumlar söz konusudur. Sulak alan ve turizm potansiyeli oluşturan bu alanlar aynı anda değerli protein kaynağı olan balık üretimi için de iyi bir imkan bulunmaktadır. Bölgesel olarak sulamaya açılan Harran ´da bilinçsizce sulanmadan dolayı yer yer tuzlanma görülmektedir… Özelikle sulamaya açılmış olan alanlarda tuzlanma çok daha yüksek derecededir. Yeni sulamaya açılan Bozova ovasında böyle bir durum şimdilik görülmemektedir… Ekolojinin ve insanın gereksinim duyduğu suyu en iyi şekilde kullanmak ve gelecek nesillere daha yeşil bir dünya bırakmak için suyu en verimli şekilde kullanmak gerekir. İnsanoğlu gün geçtikçe artan bir hızla çevreyi kirletmekte su kaynaklarımızın kirlenmesine neden olmaktadır. Unutmayınız ki, bu tabiata verilen bir cezadır…
Tabiata verilen her ceza insanın kendisine geri döner. Eğer, tabiatı cezalandırırsanız tabiat da sizi cezalandırır. Eğer, kullandığınız bir pili toprağa atarsanız, zamanla pilin içerdiği zehirli ağır metaller, yağmurlarında yardımıyla sızarak kaynak sularına karışıp, yemek masanızın üzerinde içilmek için sizi bekleyen bardaktaki suyun içerisinde tekrar size geri dönecektir… Temiz bir geleceğin, kirletilmeden yarına bırakacağımız, yer üstü ve yer altı su kaynaklarından geçtiğini unutmamak gerekir. Temiz su kaynaklarını korumak için daha caydırıcı yasal düzenlemelerin yapılması gerekir.”
Next