Önümüzdeki yıl yapılacak olan yerel yönetim seçimleri için siyasi partiler çalışmalarını sürdürüyorlar. Bu seçimlerde şüphesiz herkesin üzerinde hassasiyetle durduğu adaylık Belediye Başkan adaylığıdır.
Gerek Büyükşehir Belediyelerinde gerekse il ve ilçe belediyelerinde en iyi adayı bulmak ve halkın tercihine sunmak için siyasal partiler potansiyellerini en iyi şekilde kullanma eğilimi göstermektedirler ki bu da en doğal hakları.
Lakin
Ortada anlaşılamayan bir durum söz konusu. Seçim çalışmalarını seçime altı ay kala başlatan siyasal partilerin aday adaylığı süresi konusunda ortaya koydukları tavır ve bu tavırda gösterdikleri esneklik ve kıvraklık endişe verici boyutlarda.
Ciddiyet!
Siyasal partilerin her şeyde önce halkın teveccühüne mazhar olmak için ciddi olmak gibi bir zorunlulukları bulunmaktadır. Bu ciddiyet ise siyasi partilerin yapmış oldukları açıklamalarda ve söyledikleri sözlerde ne kadar kararlı oldukları ile alakalı bir durumdur.
Bilindiği gibi her siyasi parti kendi stratejisine göre adaylığı için bir süre belirlemesine gitmektedir ki bu onların en doğal hakkı. Bu süre içerisinde başvurusunu yapan yapar yapmayan ise dışarıda kalmış olur. Ancak ne hikmetse son zamanlarda bu süre konusunda gösterilen anlaşılmaz değişkenlik insanların kafalarında soru işaretleri yaratmaktadır.
Süre uzatımlarını makul sebeplere ilişkin olarak algılamak mümkündür. Meydana gelen bir olay sebebiyle veya başvuru konusunda ortaya çıkacak veya çıkmış olan bir sıkıntı nedeniyle süreyi makul bir şekilde uzatmak çok doğaldır. Ancak hiçbir mantıksal gerekçe olmadığı halde başvuru sürelerini önce belirleyip ardından da süre bittikten sonra kezlerce uzatmaya kalkışmak ciddiyetle bağdaşır bir durum olmadığı gibi kaçak görüşmek gibi de algılanır.
İlimizde de iktidar mücadelesi veren partiler olan BDP ve AKP de bu konu ile ilgili eleştiriyi geliştirecek tavırlar görülmektedir. Bu siyasal partiler önce Belediye Başkan aday adaylığı için kamuoyuna bir tarih açıkladılar. Başvuruda bulunmak isteyenlerin bu tarihler arasında başvurmaları gerektiği açıklandı. Çünkü aday adaylarının başvurularından sonra bir eğilim yoklaması yapılacak ve isimler Genel Merkezlere bildirilecekti. Çok doğal karşılanması gereken bir durumdan bahsediyoruz. Ancak ne hikmetse belirlenen tarihler arasında başvurularını yapan aday adayları işlem tamam diyerek seçilmek için çalışmalara başlayacakları sırada alınan yeni kararla sürenin uzatıldığı açıklanıyor. Bu aslında başvuru yapan aday adaylarına açıkça sizi yeterli görmemekteyiz imasını yaratan bir tavır olarak karşımızda durmaktadır.
Başka bir bakış açısı ile aslında asıl aday olarak sunulmak istenenlerin durumunu daha iyi değerlendirmek ve konumlarını sağlamlaştırmak için diğer aday adaylarının deşifre edilmesidir.
Atletizm ile uğraşanlar bilirler. Yarışmalarda süre bakımından sporcuları hızlandırmak ve rekora yöneltmek için yarışmaya tavşan olarak adlandırılan kategori dışı atletler dahil edilir. Bu atletlerin amacı yarışı kazanmak değil hızlandırmaktır. Bu durumdan haberdar olanlar veya durumu bilenler kendi taktiklerinin dışına çıkmazlar ancak bu tavşanları tanımayanlar arkalarına takılınca kısa bir süre sonra güç kaybederek istedikleri sonuca ulaşamadan yarışı bitirmek zorunda kalırlar. Siyasal partilerin süre uzatımı konusunda takındıkları tavır yarışa tavşan koşturmaktan farklı görünmüyor.
Eğer dışarıdan aday empoze edecekseniz kimseyi yormadan da bunu yapabilirsiniz. Merkez ataması derseniz kimsenin itirazı olmaz ve adayınızı gelip halkın önüne korsunuz. Yok, bunu yapmayacaksanız veya böyle bir niyetiniz yoksa iyi niyetle aday adayı olmuş kişileri bu durum sokmanın da anlamlı olmadığını bilmeniz gerekir.
Öyle görünmektedir ki AKP ve BDP aday konusunda birbirlerini kollamaktadırlar. Ancak bu kollama meselesi süre uzadıkça kokmaya başlıyor. Bilinmelidir ki Batmanlılar dışarıdan aday getirtilmesi konusuna sıcak bakmamaktadırlar. Bu nedenle bu mesele ne kadar çabuk sonuçlanırsa o kadar iyi olacak. Parti içi iktidarı ellinde bulunduranların ömür billah bu konumlarını sürdürme gayretlerinin artık bir ihtirasa dönüştüğünü de dillendirenleri sayısı azımsanmayacak düzeye geldiğini de hatırlatalım.
Next