Yenilenmesi gerektiği toplumun bütün katmanlarınca genel kabul gören ve ne hikmetse bir türlü yenilenemeyen Anayasamıza göre devletimiz “…. Demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti” olarak tanımlanmaktadır. Bu tanımın bir gereği olarak ta yürütme, yargı ve yasama alanlarında zaman zaman sosyal devlet olmanın gerekleri tartışılmakta ve sosyal devlet olmanın gereklerinin yerine getirilmesi konusunda bazı tartışmalar yaşanmaktadır.

Sosyal devlet olma kavramının iyi anlaşılması gerekmektedir. Sosyal devlet demek aç olan bir insanına ya da genel deyim ile vatandaşına bir tas çorba dağıtmaktan ibaret değildir. Zaten sosyal devleti sadece sosyal boyutu ile ele almak da bir eksikliktir. Demokratik sosyal devlet vatandaşlarına demokrasinin gereklerini yerine getirerek hizmet sunan devlet olarak algılanmalıdır. Bütünü görmeyip parçaları teker teker ele alırsanız sonuca varmanız mümkün olmaz.

Konuyu işlememizin nedeni son zamanlarda vatandaşlara valilikler tarafından dağıtılan yardımların seçimlere yönelik bir çalışma değil de sosyal devlet olmanın gereği olarak yapıldığının yansıtılmasıdır.Bir kere başta belirtmeliyiz ki vatandaşlarımıza devlete tarafından sosyal yaşantılarını geliştirecek yardımların yapılmasına karşı değiliz.Ancak kaynakların heba edilmesine karşıyız.Eğer gerçekten sosyal devlet olmanın gereği olarak yardım yapılacaksa ki bu kamu kaynaklarının kullanılmasından ibaret olacaktır o zaman bu yardımların hazırlanan planlar çerçevesinde bölgenin ekonomik ve sosyal kalkınmışlık ve coğrafi yapılanması dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.Mesela insanlara kış ortasında kar üstünde kaya kaya buzdolabı ikramı yerine birer keçi koyun,inek yada geçimlerini sağlayabilecekleri, emek vererek büyütebilecekleri türden bir yardımın yapılması daha yerinde olmaz mı?

Beyaz eşya kampanyaları ile harcanan trilyonlarca liralık paralarla kurulacak fabrika ya da atölyelerde insanlara meslek edindirme çabası sergilenemez mi?

Sosyal devlet vatandaşlarının açlıktan ve açıkta kalmaktan ölmelerine seyirci kalamaz oysa hepimiz biliyoruz ki binlerce sokakta yaşayan ya da yaşamak zorunda kalan çocuğumuz mevcut.

Sosyal devlet anlayışını komşu Arap ülkelerinin sosyal devlet anlayışı ile aynı tutarsanız sonuç şimdiki gibi olur. Yanı başımızda ki Irakta her ay her aileye tüketeceği miktarda temel gıda malzemesi ile birlikte bir miktar da par yardımı yapılmaktaydı. Bu çalışma insanların üretimden kopmalarına ve tembelleşmelerine neden oldu. Sonuçta ülke bugünkü durumlara kadar geldi. Bugün ırakta çocuklarının karınlarını doyurmak için Fahişelik yapan annelerin haberleri gazete manşetlerinde yer almaktadır. Bugün bizim ülkemizde de anneler çocuklarını büyütmek için onlara baka bilmek için fahişelik yapmaktadırlar. Sosyal devletin buzdolabı dağıtımından önce bu insanlara kucak açması daha yerinde bir çalışma olmaz mı?

Yeryüzünün belki de en tehlikeli yaklaşımı insanların önce aç ve açıkta bırakılmaları ardından da bu durumlarının kullanılarak sırtlarından bir yerlere gelmeye çalışmaktır. Bu anlayış önceleri her ne kadar sosyal sorunların çözümü olarak gösterilse de sonucu diktatörlüğe giden bir siyasal zihniyeti ortaya çıkarır.

Sosyal devlete yapılacak en büyük kötülük sosyal devleti aşhane, yatakhane veya ticarethaneye dönüştürme yaklaşımıdır. Sosyal devlet devletin sosyal imkânlarının insanların çalışarak çabalayarak ekmeklerini kazanmaları için harcanmasıdır. Sosyal devlet vatandaşlarını koruyan çalışmalarını teşvik eden ve çıkardığı yasalarla emeği koruyan ve kollayan bir anlayışın ürünü olarak görülmelidir. Sosyal devlet anlayışının temel mantığı budur. Emeğe saygı göstermeyen, emeğin gücünü görmezlikten gelen, emeğin örgütlülüğünü istemeyen bir anlayışın sosyal devlet anlayışı ile alakası olamaz.

Sosyal devlet anlayışının hakim olup olmadığını açılan aşevlerinden dağıtılan buzdolaplarından değil emeğin yasal olarak ne kadar koruma altına alındığından geçer. Gayri safi milli hâsılanın kaçta kaçının çalışanlara gittiğinden geçer. İnsanların iş bulup bulmamalarından geçer. İşsizlik oranının yüksekliğinin oranından geçer. Yoksa kamu kaynaklarının yandaşların zenginleştirilmek için kullanılıp, bunun oy potansiyeline dönüştürmek için seçim zamanlarında dağıtmanın adına sosyal devlet anlayışı derseniz kimseleri inandıramazsınız.

Sosyal devlet anlayışı memura yüzde 4 zam verip doğal gaza %130 zam yapan anlayış olabilir mi?

Kar üstünde buzdolabı dağıtın bir anlayışa kamu kaynağının etkin verimli ve yerinde kullanıldığı tespiti yapılabilinir mi?

Dağ köyüne inek, ovalık köylüye keçi dağıtan anlayışa sosyal devlet anlayışı mı diyeceğiz?

Sosyal devlet anlayışını öğrenmek isteyen varsa açsın birazcık okusun Allah aşkına ….

Bu tür tavırlarla gerçekten doğru yapılan çalışmalar da arada heba oluyor hatırlatalım.

Sosyal devlet üreten devlettir. Parazitliğin adına sosyal demek doğru bir tanımlama olmaz. Biz demokratik sosyal bir hukuk devleti istiyoruz? Anlayan anlamıştır sanırız.