Ülkemizde su kaynaklarının debisi biraz yükselince kontrol Devlet Su işlerinin tekelindedir. O su kaynağı ile de, o su kaynağının geçeceği yer ile de bu teşkilatımız ilgilenir, ilgilenmesi gerekir. Bu gün sizlerle Devlet Su işlerinin görev sahasında olan bir çalışmayı ele almak istiyorum. Yazımıza başlamadan önce de belirtmeliyiz ki yazdığımız yazılarda amaç bağcıyı dövmek değil, üzüm yemektir. Buna rağmen konuyu başka yöne çekmeye çalışan varsa da dilediği gibi anlama hakkına sahiptir.
Erozyon bir ülkenin doğal toprak yapısına zarar veren en büyük tehlikelerden biridir. Her yıl erozyondan dolayı kaybedilen toprak miktarı oldukça yüksektir. Erozyonun önlenmesi için bir dizi çalışmanın yürütüldüğü de herkesin malumudur. Ağaç dikme çalışmaları, sekileme çalışmalara bunlara örnek gösterilebilir. Bir de çay ve dere sularının taşmaları sonucu oluşan toprak erozyonu mevcuttur ki bu daha da tehlikeli boyutlar oluşturmaktadır. Bu konunun somut örneğini Batman çayının çay yatağının genişliğinden anlamak mümkündür. Malumlarınız olduğu üzere, toprak öyle kısa sürede oluşmuyor. Bir kaç santim toprak oluşması için onyılların geçmesi gerekiyor. Oysa bir su taşkını ve sel ile sular aktıkları yataklarının kenarındaki toprakları bir çırpıda sürükleyip götürüveriyor. Batman çayının yatağının bu kadar geniş olmasının sebebi de budur. Sular kontrol altına alınmadığından sağdan sola soldan sağa gide gele yatağı genişletmiş ve binlerce dönümlük arazi çay yatağı haline gelip kumluk alanlar oluşturmuş.
Batman Barajının yapılması ile birlikte çay yatağının düzgün bir hale getirilmesi de gündeme gelmişti. DSİ yetkililere bir takım çalışmalar yürüterek çay yatağının geçeceği yerleri belirlemişlerdi. Çok adil olmasa bile yatağın belirli bir güzergahı izlemesi kalan toprak kısımlarının çay kenarındaki köylü vatandaşlar tarafından değerlendirilerek tarım arazisi ve benzeri konularda kullanımı söz konusu olmuştu. Ancak gelin görün ki bu çalışma bir türlü tamamlanamıyor. Her sene başlar gibi olur ama bir türlü ilerleme kaydedilmez. DSİ yetkilileri çalışmaların Sinan’dan başlayarak kuzeye doğru yani Malabadi köprüsüne doğru sürdürüleceğini beyan etmişlerdi. Ne hikmet ise yıllardır bir türlü başlanılan bölgeden ileriye gitmek mümkün olamıyor. Çalışmayı yürütün kurum açısından konu nasıl izah edilecek bilemiyoruz ama vatandaş konuya farklı bir duyarlılıkla yaklaşıyor. Vatandaşın kanısına göre çalışmanın tamamlanmamasındaki en büyük engel yöredeki toprak zenginleri. Binlerce dönümlük tarım arazilerine sahip oldukları halde çay kenarında konumlanan toprak zenginleri çay yatağından da istifade ederek topraklarının alanını biraz daha genişletmek istiyormuşlar. Bu konuda da nüfuzlarını kullanarak iktidar ve bürokrasi üzerinde etkin oluyorlarmış. Dileğimiz böylesi bir kanının yanlış olduğunun DSİ yetkilileri tarafından beyan edilmesidir.
Çay yatağının belirlenmesi esnasında Diyarbakır Batman il sınırının da bu yatak olacağı şüphesizdir. DSİ Bölge Müdürlüğünün Diyarbakır’da bulunması ve Batmanın şube olması demek Batman tarafında kalan köylere ve köylülere haksızlık yapılması gerektiği anlamına gelmez. Pek ilgi çekici görünmese bile bu konu oldukça hassas bir konu ve Sayın Valimizin bu konuya duyarlılık göstermesi gerektiğini hatırlatmak gerekir. Konunun şimdilik sürüncemede kalması beklentilerin yatışması anlamında yararlı görünse de su yatağının belirlenmemesi her geçen gün farklı sorunların da doğmasına neden olmaktadır. Sorun köylüler arası bir tartışma boyutuna getirilmeden çözümlenmelidir. Çözüm getirilirken de sosyal devlet anlayışı ve adil dağılımın unutulmaması gerekir diye düşünüyoruz.
Tabi bu çalışmanın gecikmesi de pek yararlı olmuyor. DSİ yetkilileri artık bu çalışmanın ne zaman başlayıp ne zaman biteceğini halkımıza izah etmelidirler. Yapmayacakları bir çalışma ise bunu da halkla paylaşmakta fayda bulunmaktadır.
Seçim çalışmalarının bu kadar yoğun sürdürüldüğü bir ortamda Batman Çayının yatağından söz etmek ilgi çekici görünmeyebilir. Buna rağmen seçimlerin de sorunların çözümüne katkı sunması gerektiğini hatırlatmak gerekir. Mesele sorun çözümü ise bir sorunu da biz hatırlatalım dedik. Hep politik konuları yazacak değiliz her halde memlekette olup bitenlere de duyarlı olanlar hangi alanda ne gibi sorunlar yaşandığını da bilmek zorundadırlar. İl Genel Meclisi alanına da giren bu konuya herkesin ve kesimin duyarlı davranması dileğiyle…
Next