1-    Kazaların sürekli yaşandığı bir yer ile ilgili niçin tedbir alınmaz, anlayabilmiş değilim. Yaklaşık 5 seneden beri bulunduğumuz mevkide kazaları bir film gibi seyretmekteyiz. Acaba ölümcül bir kazanın olmamışlığı mıdır yetkilileri bir şeyleri yapmaktan alıkoyan. Bahsettiğim yer Dünya Hastanesinin az ilerisi. Su Deposuna teğet bir yer. Doğa Sitesi ile Antik Apartman arasında çift şeritli otoyol. Öyle bir yer ki evlere şenlik. Doğa Sitesinden kaptıran koyveriyor ve ana yolda da ilerleyen taksiler hız limitlerini zorlamaktayken veeee sonra da güm.  Aracın araca çarpmasından hasıl olan kazalar belki çok engellenemez ancak aracın insanı ezeceği türden kazalar engellenebilir. Bir üst geçit yapılabilir. Yaya geçidi yapılabilir. En önemlisi trafik lambası konulabilir. Ama yok. Maalesef bunlar yok ve bizler balkonlarımızda çay sefası yaparken aşağıdaki kazaları izlemeye devam edeceğiz.

2-    Türkiye Gazeteciler Cemiyetinin bulunduğu konum belli. Yaklaşık bir haftadan beri Cemiyetin Doğu tarafında, cadde üzerinde bir su kaçağı var. Büyük ihtimalle Belediye çalışanları tarafından açılmış ve öylece de kalmış. Çukurun üç tarafında toprak var ancak bir tarafı açıkta. Bu açıklıktan çukura düşen bir çocuk kesinlikle boğulacaktır. Şimdi düşünüyorum da bir taraftan akan temiz suya mı üzüleceksin yoksa yarattığı olası tehlikeye mi? Etrafına acilen bir bant çekilmeli ve de çukur acilen kapatılmalı. Ama illa ki televizyonlardan izlediğimiz acı haberlerin olması bekleniliyorsa o başka tabii

3-    Mevzuatın ne olduğunu gerçekten bilmiyorum ancak beni rahatsız ettiği bir gerçek. Ben şahsen belinde silahla toplumsal hayata karışmış insanları görmek istemiyorum. Polis veya mit her ne ise silahını belinde sallandıra sallandıra dolaşanları sevmiyorum. Sen polissin ve görevin vatandaşı korumak. Ama ben senin bu durumundan ötürü rahatsızlık duyuyorum. Batman Emniyet Müdürüne de sormak istiyorum kendileri bu konuda ne düşünüyor diye. Çünkü bizler Halk olarak bu durumdan iki şekilde rahatsızız. Birincisi az önceki söylediğim nedenlerden ötürü yani rahatsızlık. İkincisi ise bu kişiye tırstığımızdan ne olduğunu soramıyoruz. Gerçekten polis mi, hırsız mı yoksa arsız mı diye? Çünkü çekiniyoruz. Peki görevi vatandaşın canını, malını, namusunu korumak olan Polis ile ne idüğü belirsiz psikopatın birbirlerine karıştırılması doğru mu? Televizyonlarda izledik bara, eğlence yerlerine polis kılığında girip bin türlü rezalet yapanları. Halbuki gelinen noktada Devlet ile vatandaşın kaynaşması gerekiyor. Bunun yolu da kolluk görevini yapanların eğer üniformalıysa saygımız sonsuz ancak sivil ise polis olduklarının bir emaresinin gösterilmesinin gerektiğidir. Sivil kıyafetli silahlı biri belki de bir Devlet büyüğüne suikastta bulunacaktır. Ama ben gördüğüm her silahlı kişiyi polis zannedersem polis ile polis olmayanı nasıl anlayacağım. Eğer Emniyet Müdürümüz bu konuda ispat isterse o zaman da bu tür kişilerin  resimlerini bir şekilde çeker hem kendisine gönderir ve hem de gazetemizde “bu kim?” diye de yayında yaparız. Ancak bu kişi gerçekten polis ise ve yasalar sivil iken silah teşhir etmek suçtur diyorsa o zaman da vebali kendilerinin boynuna.

4-    Park çevreleri uzun zamandan beri dikkatimi çekiyor. Özellikle de Kine Em Parkı. Burada neler dönüyor, kimsenin dikkatini çekiyor mu acaba? Araçlar park ediyor ve araçların içinde biralar içiliyor. Geçtik birayı resmen esrar partisi verenler de var. Nereden mi biliyorum? Yakınından geçerken dikkatimi çekti ve elden ele dolaşan geniş ağızlı sigara ateşi bunun en büyük göstergesi. Filmlerden biliyoruz tabii ki. Tarık Akan’ın 80’lerde çektiği polisiye filmlerde de hep benzer sahneler vardı. İşin ciddi kısmına dönecek olursak, bu tür yerler de gerçekten de bir denetime ihtiyaç var. Gerçi havalar soğudu ve kimse artık parklara, bahçelere gitmiyor. Ancak araç içinde esrar partileri kışında devam edebilecek bir durum. Bu tür kişilerin hem kendilerine ve hem de çevrelerine zarar vermemeleri için hem Belediye yönetimimize ve hem de Emniyet Müdürlüğümüze iş düşüyor. Lütfen ilgilenin.