Referanduma tarihi adım adım yaklaşırken, referandum ile ilgili değerlendirmeler de hız kazanmaya başladı. Türkiye’nin gelecek yüzyılda bir bakıma yol haritasını belirleyecek olan bu referandum, aynı zamanda demokratikleşme yolunda kimin ne kadar katkı sunduğunu da göstermiş olacak.
Olayı sadece Ak Parti’ye mal ederek, seçim havasına sokmak bu ülkenin insanlarına yapılabilecek en büyük kötülüktür. Hiç kimse Ak Parti’yi sevmek zorunda değildir, ancak bu ülkenin demokratikleşmesini isteyen, gelecekte barış ve huzurun hâkim olmasını arzulayan herkes kanımca “Evet” demesi gerekir. Yani moda tabirle söyleyecek olursak,sorun demokrasi ise gerisi teferruattır.
12 Eylül darbesi ürünü anayasanın tabii ki tümünün değiştirilmesi gerekir. Öncelikle demokrasi ile bağdaşmayan başlangıç maddeleri olmak üzere bütün maddelerinin özgürlükleri genişletecek ve bütün ülkede yaşayan bütün insanları mutlu edecek ve kuşatacak bir anayasanın yapılması elzemdir.
Ancak tümünün değişmesi mümkün olmaması durumunda, özellikle iktidarda hangi parti olursa olsun önünü tıkayacak maddeler olan anayasa mahkemesi ve HSYK ile ilgili maddelerin değişmesi demokratikleşme açısından küçümsenmeyecek imkanlar sunduğu da bir gerçektir. Bu değişikliğe karşı çıkarak “Hayır” diyecek olan CHP ve MHP ile sandığı boykot edeceğini açıklayan BDP de gayet iyi bilmektedirler ki, kendileri de bu durumda anayasanın tümünü değiştirmeleri mümkün değildir.
Bu partiler herhalde Ak Parti’ye karşı olmayı demokratikleşmeye karşı olmakla karıştırıyorlar. Ya da seçmenlerinden böyle inanmalarını istiyorlar. Tabii ki, Ak Parti’nin doğruları olduğu kadar yanlışları da vardır. Bunları saymanın anlamı yok. Ama bu aşamada bu değişiklikler hepimizi tatmin edemese de, 30 yıldır süren darbe anayasasını ve buna dayanarak yeni darbeler tezgâhlamaya kalkışan zihniyetleri mahkum etmesi bakımından çok önemlidir.
Konuştuğumuz bir esnaf “12 Eylül döneminde askerlik yaptığını, insanlara hangi işkencelerin yapıldığını gözleriyle gördüğünü, o günleri unutamadığını, hatta bir eski milletvekilinin (ismi bizde saklı) kendisini ziyarete gelen eşiyle Kürtçe konuştuğu için askerler tarafından nasıl dipçiklerle dövüldüğüne şahit olduğunu” söyleyerek bu referandumun o zulmü işleyenlerin hesap vereceği bir referandum olacağından mutlaka “Evet” diyeceğini belirtmiştir.
Merak ediyorum oylanacak bu 26 maddeden hangisi ülkenin geleceği ve özellikle Kürt halkının zararına olacak hükümler içeriyor? Sandığı boykot etmek gerçekten çözüm olacak mı? Farzedelim ki, “Hayır” oyları “Evet” oylarından fazla çıktı ve paket reddedildi. Ne olacak? Bu değişikliği istemeyen Ergenekoncu zihniyet, hukukçu diktatörler daha güçlenmeyecekler mi? O zaman şimdiye kadar yapılan olumlu gelişmeler de heba olmayacak mı? Bunun da adı darbe olmayacak mı? Bu darbeden kimler karlı çıkacak? Baskı ve zulüm rejiminin devamını kimler arzu eder?
Hayır oyunu verecekler ile boykot kararı alanların ortaya koyacakları argümanların çok sağlam olduklarına halkı inandırmaları zordur. Özellikle halkın iradesine ipotek koyarak sandığa gitmelerini engellemenin demokrasi ile bağdaşır hiçbir yanı yoktur. Türkiye’de demokrasinin gelişmesine olumlu katkıları olan Kürt halkı, bir kez daha bu olumlu tavrını göstereceğine inanıyorum.
Next