“Kürt mahallesi”ndeki siyaset konuşmalarını sürdürüyoruz.
Bu gün “Kürt toplumunda PKK’nin neden ve nasıl bu kadar kök salabildiği, buna karşılıkBDP dışı Kürt siyasetleri”nin neden bir türlü istenilen kitleselliğe kavuşmadığına dair tartışmaları konu edineceğiz.
Kadıköy Bahariye’de Nazım Hikmet Kültür evi.
Gidenleriniz varsa bilir; kafe diye alabildiğine geniş bir bahçe ama karnınız açsa her zaman ucuzundan bir de dabldotun da hazır olduğu bir yer. Sabah dokuz, akşam on iki’ye kadar her yaştan insanın devinim halinde olduğu bir mekan.. Ne ki, bazen dakikalarca ayakta kalma riski olan da bir yer çünkü en büyük sıkıntı boş masa bulmak.
Nazım Hikmet Kültür evi siyaseten müthiş bir renk cümbüşü: Kadınlı erkekli Türk, Kürt, eski tüfek, yorgun demokratlardan tutun, geçmiş fraksiyon ve siyasetlere bağlı yeni jenerasyona kadar ne ararsan var. Şeklen biraz Ankara’da Yüksel caddesindeki Mülkiyeliler Birliği bahçesini andırıyor ama orası kadar “ağırbaşlı” ve “bürokratik” değil tabii; sesli düşüncenin içtenlikle dile getirildiği, kısa bir zamanda kendinizi oranın kıdemli müdavimlerinden hissedebileceğiniz bir ortam..
İstanbul günlerimizde birkaç kez bu mekana da takıldık tabii. Hemen her siyasi kanadı seslendirecek karma bir grupla sohbet halindeyiz bu kez. İçimizde BDP’lisinden Hak-Par’lısına kadar küçük ölçekte de olsa Kürt siyasetlerini seslendirebilecek yedi sekiz kişilik bir grup yani.. Konu dönüp dolaşıpPKK/BDP’nin mevcut nicelik ve niteliğine karşılık diğer Kürt siyasetlerinin neden bu şekil güdük kaldığı meselesine gelince Hak-Par’lı arkadaş bunu her zamanki gibi PKK’nin daha kuruluş yıllarında kendi dışındaki diğer Kürt siyasetlerine ve özellikle kendi kadrolarına karşı gösterdiği “şiddet”in unutulmadığı, etkisinin hala sürmekte olduğu ve hala örgütlenmede de engellendiklerine bağlayınca BDP’li itiraz etti:
“Bu geçerli bir argüman değil. Siz asıl insan örgütlemedeki tembelliğinizi görmek yerine bütün gün kahvelerde oyun masalarında ömrünüzü PKK/BDP’ye küfretmekle geçirdiğinizin farkında değilsiniz. Sadece küfür ve hakaret etmek! Bu işin kolay tarafı, çünkü bununla karşılıklı tatmin oluyorsunuz. Ama yıllardır bu yöntemin sizi bir yere götürmediğinin farkında değilsiniz.. Evet,uzunca bir geçmişte, bir dönem PKK’nin “silahlı propaganda” yönteminden söz etmek mümkün belki ama, artık çok gerilerde kalan ve dilinize pelesenk ettiğiniz bu hadiselere takılıp ataletlerinize sebep aramanız bir şey kazandırmıyor. Örgütlenmede engellenme diyorsunuz, bu asla doğru değil; hepimiz izliyoruz, bu güne kadar içinizden hanginizin burnu kanatılmış, hangi örgüt binanızın camına taş atılmıştır? Tembelliğinize bahane arama- yın; tamam, ideolojik ve yöntem olarak bize karşısınız, ayrıca sizin dışınızda büyükçe bir Kürt kesimi de hala bize karşı ve gericiler safında, iyi ya, bari onları örgütleyin..” deyince, kamu sendikalarının birinde eğitimci olarak çalışan bir arkadaş BDP’linin bıraktığı yerden devam etti:
“Bakın, Türkiye’de Kürt nüfusunu 20 milyon olarak kabul ediyorsak bunun en azından 7-8 milyonu seçmen. Oysa genelde bir Kürt partisi olarak kabul gören BDP’nin aldığı oy daha 3 milyonu bulmadı. Demek ki Kürtlerin büyük bir kısmı AKP, CHP ve hatta MHP gibi sistem partilerine veriyor. HAK-PAR, KADEP gibiPKK/BDP karşıtı Kürt partileri neden bu Kürt oylarını kendilerine çekme konusunda bir strateji çizmiyorlar? BDP’nin her seçimde aldığı %6-7 oyla birlikte buna karşılık diğer Kürt partilerin de en azından %3-4 oy alabilselerdi fena mı olurdu. Güney Kürdistan’a baksanıza, ikili bir sistem ne güzel gidiyor.”
Bir inat biçiminde bu yanıtlara fazla sessiz kalmadıysa da HAK-PAR’lı, yine de bunlara karşı etkili bir karşı koyuş gösteremedi. Fakat meseleye asıl noktayı o zamana kadar konuşmaları sessizce dinleyen konfeksiyon işi yapan bir arkadaş koydu. HAK-PAR’lıya döndü ve gayet sakin “hevalê delal” diyerek söze başladı:
“Kürt toplumu içerisinde PKK neden bu kadar kök saldı biliyor musunuz? Anlatayım. PKK otuz yıllık bir örgüt, ama her ferdi birer peygamber olan bir örgüt değil ki. Neticede, bu kadar yıl içerisinde ve hareket halinde olan bir teşkilat elbette ki hatalar da yapmıştır, daha da yapacaktır, bu kaçınılmaz ve bu hataları dile getirmekten çekinmemeliyiz. Bu doğru. Fakat sizin asıl büyük yanlışınız (sendikacıyı kastederek) arkadaşın dediği gibi, PKK/BDP karşıtlığı üzerinde sizinle ortak paydada buluşan ve sistem partilerine oy veren Kürtlere yöneleceğiniz yerde, ille de PKK tarlasından medet ummaktasınız. Oysa oradan size asla ekmek yok. Niçin; çünkü o tarlada her ailede en azından ya bir “şehit” ya bir “gerilla” ya da bir “zindan” ferdi bulunmaktadır. Ve yüz binleri bulan bu aileler bu “değerler”inin izinde yürümekteler. Bunu göremiyor olamazsınız. Hiç kuşkusuz genişçe bir konu ama PKK’nin Kürt halkı içerisinde bu denli kök salmasının en önemli nedeni budur bence. İyisi mi, çok çalışın ve asıl diğer Kürtleri kazanmaya bakın. Katılıyorum arkadaşa, keşke biz de Güney’deki gibi ‘ikili’ sistemi biz de oturtabilsek. Demokratik sistemin sağlığına ne çok katkı yapar biliyor musunuz, bence düşüncelerinizi bu planda geliştirmelisiniz”
Bundan sonraki yazımız :Kemal Burkay, Orhan Miroğlu vakası.
Next