Şıvan Perwer Kürt müziğinin herkesçe kabul gören ustalarının başında gelen bir isim. Sadece Müziği ile değil siyasi bakış açısı ile de kendisine kulvar seçen ve bu kulvarda yürümeye çalışan biri.

Şıvan Perwer otuz yıla yakındır ülkeyi siyasi baskılar nedeniyle terk etmek zorunda kaldı. Aldı sazını “kraliçesini” ve ülkeyi terk etti. Avrupa’yı mesken tutu.

Kürtler ne zaman kültürel alanda bir adım attıysa gözlerin aradığı isimlerden bire de Şıvan Perwer oldu ama ne yazık ki etkinliklerde kendisini görmek mümkün olmadı.

Ne zamanki Bölge Belediyeleri tarafından Kültür ve sanat festivalleri yapılmaya başlandı o zaman herkesin kafasında Şıvan Perwer ne zaman gelecek sorusu da çakmaya başladı.

Aylar geçti yıllar geçti ama yürekleri yakan, kulakların pasını atıran, insanı ayağa kaldıran Kürt hozan ülkeye gelmedi, gelemedi!

Şıvan Perwer’in, ülkeye gelemeyişinin hem Kürt hem de Türk cephesinden kaynaklanan nedenleri var elbette. Bu nedenlerin haklı mı haksız mı olduğunu tartışacak değiliz elbette. Bunlar çok tartışıldı. Ancak açılımların yapıldığı bir dönemde elinde sazı ile Avrupa’da müzik yapmak zorunda olan bu değerin de düşünülmesi gerektiğini düşünmekteyiz.

Şıvan’ın neden ülkeye getirilmesi gerektiğini öğrenmek isteyen birileri varsa buyursun getirsin ve ülkenin herhangi bir yerinde bir konsere konuk etsin. Bakın bakalım mahşeri dinleyici kitlesi nasıl olur muş?

Şıvan Perwer ve onun gibi sanatla, müzikle uğraşanlar ülke dışında barınmak zorunda kaldıkları sürece demokratik açılımdan, kültürel özgürlüklerden, serbestliklerden söz etmek mümkün mü? Sanatçılarını kovan bir ülkede özgürlük olduğunu kime nasıl anlatacaksınız?  Elinde bağlaması olanı bile ülkeye sokmadığınız zaman inandırıcılık düzeyiniz ne olur?

Sanatçının ölüsünden de korkar hale gelen bir yönetim anlayışının kendini gözden geçirmesi gerekmez mi?

Ünlü müzik ustası Aram Tigran, dünya ülkeleri arasında seçim yaparken ebedi makamı için ülkemizi seçti.

Beni Diyarbakır’a gömün dedi.

Bakanlar kuruluna kadar gitmesi gereken izin meselesi ret edildi.

Nazım Hikmeti ülke dışında ölmeye iten anlayış ne yazık ki değişmedi.

Ahmet Kaya’nın yaşadıklarından ders alınmadı.

Aram Tigran’ın naaşı ülkeye getirilemedi!

Bu ülkenin sanatçılarının mezarları elbet bir gün bu ülkeye dönecektir. Onlar dönmeyene kadar bu ülke değerlerinin, (siyasi düşüncesi ne olursa olsun) ülke dışında mezarları olduğu sürece insanlık değerlerini ön palana alan mücadele sürecektir.

Nazımı dışarıda kaybettik.

Ahmet Kaya’yı dışarıda kaybettik.

Aram Tigran’ı dışarıda kaybettik.

Şıvan Perwer’i de dışarıda kaybetmek istemiyoruz artık.

Hozanları, sanatçıları, siyasetçileri velhasıl ülke dışında kalmak zorunda kalan hiçbir vatandaşımızı başkasının ülkesinde ölmeye terk etmek istemiyoruz. Bunu yöneticilerimizin de politikacılarımızın da sürgüne gönderdikleri insanlar kadar bu ülkeyi sevmeyen sahte memleket sevdalılarının da bilmesini istiyoruz.

Sözümüz sadece devlete değil elbet. Devlet için söylediklerimiz millet için mücadele edenler içindir de. Bu millet için bu halk için mücadele eden herkesin artık bu halkın bütün değerlerini kapsayacak politikalar üretmesi lazım. Özgürlük ve demokrasi isteyenlerin herkesin özgür düşünmesine de müsaade etmeleri gerekir. Bütünlüğü bozmadıkça insanları dışlamamak gerekir. Herkesin doğuştan asker olduğu zihniyetine karşı mücadele ediliyorsa o zaman herkesi asker yapmamak gerekir.

Bu yıl Kürt açılımı konusunun gündemleştiği bir yıl olacak, bu açılımı gerçekten hayatın olağan akışında da görmek istiyoruz. Bunun en görkemli görüntüsü ise kamuoyunun sevilen sanatçılarının da ülkeye dönmelerini sağlamak olabilir. Bunların başında da Şıvan Perwer gelebilir.

1 Eylülde Diyarbakır’da büyük bir etkinlik düzenlenecek. Ardından da festivaller düzenlenecek bölgemizde. Bu yıl hem devletin açılımını, hem parti açılımının göstergesi olarak Şıvan Perwer’i Diyarbakır’a bekliyoruz.

Bu halk için ülke dışına çıkan büyük hozanın da ülkeye bedeli ne olursa olsun dönüş yapmasını bekliyoruz.