Seçim meydanları ateş topu gibi. Kürsüye çıkan mikrofonu eline geçiren kendini savaş meydanında eskerlerini savaşa hazırlayan komutan edasında görüyor. Gürlüyor, bağırıyor, saldırıyor ve karşısındakileri yok etmeye çalışıyor.
Oysa yönetim sistemlerinde en iyi sistem olarak kabul edilen demokrasilerde iktirdan çok muhalefetin varlığı önemlidir. Çünkü eğer bir yerde muhalefet yoksa sesi kısılmışsa o düzene demokratik düzen değil diktatörlük düzeni adını takarlar.
Başbakan bile artık kendisinden beklenmeyen ölçlülerde sert konuşmalar, sataşmalar, saldırılar gerçekleştiriyor. Hele hele Hopa olaylarından sonra yaptığı konuşma hem kendisine hem başbakanlık sıfatına yakışmayan bir yaklaşımdı. Umarız bütün bunların yanlışlığını erken fark eder ve bu yanlış politikasını sürdürmekten vazgeçer.
Seçim meydanlarında liderlerin birbirlerini eleştirmeleri, vatandaşın gözünden düşürmeye çalışmaları seçim mantığı çerçevesinde değerlendirildiğinde kabul edilebilir bir olgudur. Ancak eğer seçim meydanlarından konuşulanlar, söylenenler, ortaya konanlar toplumsal hafızalarda kolay kolay silinmeyecek şeylerse o gerçeklerle seçim sonrası da karşılaşmak gerekecektir. Çünkü bazı tavır ve sözler seçimlerin geçmesi ile unutulması gerekli olan gelişmeler iken bazılarının nedenleri ve niçinlerinin araştırılması ve kaynağının bulunması gerekebilir.
Bunca eleştiri ve vaadlerin aslı astarı seçimlerin tamamlanmasından sonra ortaya çıkacaktır. Kimin kimi ne kadar sevip sevmediği kimin meydanlarda gerçekleri söylediği kimin çark etmek için fırsat kolladığı seçimlerin ardından ortaya çıkacaktır.
Bütün bunları neden gündeme getiriyoruz?
Efendim liderlerin yapmış oldukları konuşmaların, sergiledikleri tavırların yanlışlıklarını hatırlatınca malum çevreleri bunların seçim atmosferinden kaynaklandığını seçimlerden sonra bu sözlenenlerin uygulamada yer bulmaycaklarını belirtiyorlar.
Bu söylemleri bile aslında olup biteni onaylamadıkları ve yapılanların yanlışlığını ortaya koymaktadır ancak yanlışı bu şekilde geçiştirmeye çalışma mantığının sonucunu görmeye fazla bir zaman kalmadı.
Seçimlerden sonra takke düşecek ve kel görünecektir diye yorumluyoruz.
Seçimlerden sonra değerlendirmemiz gereken başka konularda var elbette. Başta platformlar konusu olmak üzere kamu gücünün kullanılış yöntemi, bazı alanların kullanım nedeni, görülenler ve görülmek istenmeyenler ile açık açık desteklenen hareketlerin nedenlerini ve niçinlerini de irdelemek gerekecektir. Şimdilik bunları kayıt altına almakla yetinmek gerekiyor çünkü adı üstünde bir seçim süreci yaşıyoruz ve buradaki hassasiyeti bilen bazıları boşlukta iyi at koşturma derdindeler.
Biz başından beri her söz söylediğimizde, her kelimeyi yazdığımızda hep diyalog ve barış eksenli bir çizgi takip etmeyi yeğledik. Bu çizginin doğru bir çizgi olduğunu söylemeye ve sürdürmeye de devam edeceğiz. Bunu en rahak koşullarda da en zor koşullarda da ifade etmekten çekinmedik ve çekinme gibi bir niyetimiz de yok. Çatışma ve kargaşanın sorunların çözümüne değil katlanarak arttığına inanıyoruz. Ancak bu anlayımızın doğru olması elbette yeterli olmuyor. Yeterli olması için her taraftan benimsenmesi ve desteklenmesi de gerekmektedir. Bu nedenle ulaştığımız her yerde ayın şeyleri tekrarlamaktayız. Bütün taraflardan ve kendini taraf görenlerden beklentimiz diyalog sürecinin geliştirilmesi ve pekiştirilmesi için çaba içeresine girmeleridir. Diyalog fikrinin savunanların çoğalması durumunda barış ve huzur ortamını yakalamamız mümkun olabilecektir.
Seçimlerden sonra bizleri çok kararlı olmayı gerektiren bir süreç beklemektedir. Çünkü bu ülke ya demokratik kurallar zinciri içerisinde kendini yenileyecek ve hak ettiği konuma gelecek yada kendini harap, bitap ve darmadağın ederek ayaklar altında ezdikten sonra bir yol tercihinde bulunacaktır.
Biz meseleye kimin güçlü olup olmadığı noktasından değil neyin doğru olduğu kimin haklı olduğu noktasından bakarak en iyi çözümün nasıl bulunabileceğini tartışmak zorundayız. Timsah gözyaşları dökmenin bir anlamı yok. Gözyaşı dökeceğimize çözüm ve uzlaşı konusunda elimizden geleni yapmak durumunda olmak zorundayız. Dileriz seçimlerden sonra gerçeklerimizle yüzleşiriz.