Çok yoğun geçen bir seçim döneminin sonuna yaklaşmış bulunuyoruz. Dört gün sonra beş yıl görev yapacak Belediye Başkanımızı seçmek için sandık başına gideceğiz.
Propaganda döneminde insanların oluşan seçim atmosferinden olumlu veya olumsuz etkilenmeleri mümkündür. Kırgınlıklar, kızgınlıklar olabilir. Ancak inanıyorum ki, çok az da olsa propaganda döneminde yaşanan olumsuzluklar seçim günü tekrarlanmayacak. Çünkü Batmanlıların artık demokratik bir olgunluğa eriştiklerine ve basit nedenlerle seçime gölge düşürmeyeceklerine de inancım tamdır.
Herkesin içinde yatan bir aslan vardır misali, Batmanlılar da ellerine mührü ve oy pusulasını aldıklarında kendileriyle baş başa kalacaklar ve verdikleri oylarla beş yıl belediye yönetimine ortak olacaklar. Bu öyle bir ortaklık ki, tek taraflı feshedebilirsiniz ama bir beş yıl daha beklemeniz gerekecek bunun için.
Seçilen başkanın iyi ve kötü bütün icraatlarına ortak olmaktır, oy kullanmak. Caddelerde toplanmayacak çöplerin, diz boyu çukurların, toz bulutlarının, trafik keşmekeşliğinin, kirli havanın, işgal edilen kaldırımların hesabını beraber verebilmektir oy kullanmak. Aynı zamanda yapılan iyi hizmetlerin, temiz ve sağlıklı çevrenin, çocuk oyun alanlarının, araç parklarının, geniş ve temiz cadde ve sokakların yapımına da ortak olmaktır.
Ülke genelinde yerel seçimler genel seçim havasında geçtiğinden, adayların sundukları projelerle kimse fazla ilgilenmemektedir. Adayların hangi soruna nasıl bir çözüm bulacaklarını boy boy afiş ve reklamlarla açıklamaya çalışmakla birlikte, sanki halkımız bunlara fazla ilgi göstermemektedir. Nedeni de bu seçimin daha çok politize edilmiş olmasıdır.
Toplanan kalabalıklar üzerinden hesap yapmak bazen yanıltıcı olabilir. Çünkü kelle hesabına dahil edilmeyen çoğunluğun varlığı da unutulmamalıdır. Dolayısıyla hem AKP hem de DTP için bu seçim çantada keklik bir seçim olmayacağı baştan belliydi, ancak seçime yaklaştıkça bunun doğruluğu daha da ortaya çıkmaktadır.
DTP’ nin heyecanlı ve dinamik bir seçmen kitlesinin yanında AKP’nin kendini fazla açığa çıkarmayan sessiz bir seçmen kitlesinin olduğu seçim dönemi boyunca göze çarpan özelliklerden biridir. Bununla beraber her iki partiyi de uzaktan izlemekle yetinen bir kitle vardır ki, seçimin sonucunu belirleyecek olan da bu kitle olacaktır.
Sandık başında genelde duygulardan ziyade akıl ağır basar. Bizler vicdanımızla baş başa kaldığımızda ve kalbimizin sesini dinlediğimizde bize doğruyu gösterecek bir ölçüyü de yakalamış olacağız.
Next