Şimdilerde iki temel konu var memleket evlatları tarafından konuşulan;
1- 29 Martta yapılacak olan yerel yönetim seçimlerinin sonuçları
2- Seçimlerden sonra toplanacak ve seçim sonuçları ile doğrudan bağlantılı olacak olan Kürt konferansı.
29 Mart seçimlerine sayılı saatler kaldı artık. Kararlarını verenler çoktan verdiler bile arada kalanlar da son birkaç saat içerisinde vicdanları ile bir muhasebe yaparak “Vicdan- cüzdan” ikilemi doğrultusunda bir karar vermek durumunda kalacaklar. Tercihleri ne olur bilemeyiz ancak sağduyumuz ve yargılarımız bu seçimde insanların doğru yerde olacağı yönündedir. Cüzdan azabından kısa sürede kurtulmak mümkün olabilir ama Allah kimseyi vicdan azabıyla karşı karşıya getirmesin diyoruz.
29 Mart seçimlerinin sonucu ne olur sorusuna yanıtımızı daha evvel vermiştik. Son yıllardaki istatistikler incelendiğinde ve ortamın havası koklandığında bize göre bu seçimin galibi Necdet Atalay olacaktır. Seçimin iddialı adayı olan ziver Özdemir’in gayretlerini görmezlikten gelemeyiz ancak ne yazık ki yanlış zamanda yanlış yerde olduğu için sonuçlar onu, şahsiyetinin hak etmediği bir kulvarda üzecektir. Daha evvel de yazdık çizdik. Bu bir seçimdir. Sonucu ne olursa olsun herkesin sonucu büyük bir erdemlilik ve sağduyu içerisinde kabul edip ona göre davranmasında büyük bir fayda bulunmaktadır. Eminiz ki adaylarımızda bu yetenek mevcuttur.
Seçimlerden sonraki sürece tekabül edecek olan ikinci önemli konu ise Erbil’de düzenlenmesi planlanan Kürt konferansıdır.
Amerika Birleşik Devletleri ile AB’nin dikkatle izledikleri ve destekledikleri bu konferans Kürtlerin yaşadığı coğrafyada sınırları olan Türkiye, Irak, İran ve Suriye’den de çok yakından takip edilmektedir.
Celal Talabani ve Mesut Barzani’nin açıklamaları, son günlerde artan diplomatik ziyaretler, Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül’ün İran ve Irak gezileri taraf olan tüm kesimlerin konferanstan büyük bir beklenti içerisinde olduklarını göstermektedir.
Topluma enjekte edilen genel hava “ PKK’nın silah bırakılmaya ikna edilip edilemeyeceğidir”
Irak Devlet Başkanı ve YNK Genel Başkanı Celal Talabani böylesi bir isteğin konferans çerçevesinde gündeme getirileceğini vurgulamış olması beklentiyi daha da dikkatle izlemeye yöneltmektedir.
Kürt konferansında konuşma salahiyeti olan tüm tarafların bir araya gelme imkânlarının oluşturulması durumunda çözüm konusunda beklenti umuduna girmenin de imkânı olabilecektir. Toplantıda Türkiye’deki Kürtleri kimin temsil edeceği en merak edilen konuların başında gelmektedir. Bu temsiliyetin gücü ise 29 Martta ortaya çıkacak seçim sonuçları ile çok yakından ilintilidir.
Sahip oldukları siyasi güçle barış çabalarına katılacak olan güçlerin söz ve karar sahibi olmaları için milletten yetki almış olmalarının büyük önemi vardır. Halk adına konuşanların halk tarafından destekleniyor olması olmazsa olmaz kurula olarak kabul görmesi gerekmektedir.
Bu nedenle pkk’nın silah bırakma çağrısına olumlu yanıt vermesi ya da silah bırakmaya ikna edilmesi için ortaya konulan çözüm paketinin taraflar tarafından iyice benimsenmesi gerekmektedir. Böylesi önemli ve can alıcı bir karar için çaba gösterenlerin altyapıyı çok iyi hazırlamalarında büyük fayda bulunmaktadır. Silah bırakma çağrısı sırf bu çağrıda bulunmuş olmak için yapılmamalıdır.
30 yıldır silahlı olarak mücadele eden bir gücün siyaset sahnesine çekilmesi için kapsamlı bir planın hazırlanmış olması gerekir.
Toplumun genel beklentisi silahların susması ve sorunların siyasi kabullenme ve diyalog yoluyla çözülmesi yönündedir. Sanırız bunu bütün taraflar görmektedir. Ancak en az bunun kadar görünen önemli bir hadise de kimsenin kendisini kurbanlık koyun gibi kasabın eline teslim etmeyeceği gerçeğidir.
Bu nedenle Kürt konferansında yer alan tüm kesimlerin hesapları ince eleyip sık dokumasında yarar görünmektedir. Bin bir emekle hazırlanan bu konferansın da güme gitmemesi için tüm tarafların ellerinden gelen çabayı göstermelerini beklemek bu toplum bireylerinin temel beklentisidir.
Next