Ortadoğu’nun bu yüzyılda yaşayacağı sıcak dönemin içerisinde bulunmaktayız. İster Büyük Ortadoğu Projesi olarak kabul edin isterseniz yenidünya düzeninin inşası ama şurası bir gerçektir ki bölgemiz sonuçlarının neyi doğuracağını bilmediğimiz bir dönem yaşamaktadır.
Etrafımızda olup bitene karşı ilgisiz durmamız elbette düşünülemez ama etrafımızdan olup bitenleri izlemek ve ona göre politika belirlemenin yanında kendimize de bakmamız gerekmektedir.
Tam da böylesi bir dönemde herkesin üzerine düşen görevi dürüstlükle yerine getirmesi gerektiğini düşünmekteyiz. Öncelikle kendimize sonra da yanımızda duran insanlara karşı dürüst olmak tarihi bir sorumluluğun gereğidir.
Söyleyecek lafı,atacak adımı olan insanların tam da bu sırada gereğini yerine getirmesi gerekmektedir. Bu nedenle Sayın başbakana hatırlatmada bulunmanın yurttaş olarak hakkımız olduğunu düşünmekteyiz.
Sayın Başbakan;
Size oy vermiş olalım veya olmayalım bir yurttaş olarak ülkenin içinde bulunduğu ve geçtiği dönemin hassasiyeti gereği ülke çıkarına olduğunu düşündüğümüz fikirlerimizi sizinle ve kamuoyu ile paylaşmayı görev biliyoruz.
Doğruya giden yolun tek olmadığının farkında olarak ve birlikteliğin ne büyük bir nimet olduğunun farkındalığı ve bilinci ile ülkemizin tarihi bir dönemeçten geçtiğini belirtmek istiyoruz. Bu dönemeci kazasız belasız atlatmak veya en az zararla atlatmak da bir bataklığa saplanıp bedelini yüzyıl boyunca çekmek de sizin vereceğiniz karara bağlıdır.
Ya doğru kararlar verip ülke yurttaşlarının tamamının kaderi ile birlikte ülkenin de kaderini iyi yola koyacak ve ilerleteceksiniz ya da yanlış karar verip hepimizi batan bir geminin yolcuları durumuna sokacaksınız.
Dikkat ederseniz komşularla sıfır problem hedefiniz uygulanan politikalardan ve uluslar arası konjektörden kaynaklanan sebeplerden dolayı komşularla sıfır iletişim noktasına gelmiş durumdadır. Bütün birleştiricilik politikaları ve sıcak ilişkiler deneme uygulamalarına rağmen etrafımızdaki bütün ülkelerle sorunların üst düzeye çıktığı bir konuma geldik.
Ancak buna rağmen bizi Ortadoğu’nun liderliğine taşıyacak potansiyele sahip olduğumuzu bilmemiz gerekir. Bu konudaki sihirli konu ise şüphesiz uygulayacağınız Kürt politikası olacaktır. Türkiye’ye Ortadoğu’nun liderliğini kazandıracak olan da kaybettirecek olan da sizin belirleyeceğiniz ve uygulayacağınız Kürt politikası olacaktır. Şimdiye kadar komşu ülkelerle el ele verip kendi kürdünü kontrol altında tutma politikalar mevcut durumda ortadan kalkmış görünmektedir. Yeni konjektörde kendi kürdüne sahip çıkan devlet kazanmaya gidecek olan devlet olacaktır.
Bu güne kadar Türkiye’deki Kürtler diğer ülke sınırları içerisinde kalan Kürtler için örnek olarak gösterilmekteydi. Ancak son dönemdeki değişimler sonucunda ülkemiz bu alanda geri kalan bir konuma düştü. Bu durum şüphesiz Türkiye’nin Kürtler için çekim merkezi olan konumunu değiştirmiyor. Aksine daha büyük bir birliktelik için zemin ve istek uyandırıyor. Ancak takdir edersiniz ki sizin de buna uygun politikalar üretmeniz ve hem ülkeyi hem de Kürt – Türk kardeşliği ve birlikteliğini sağlamanız gerekiyor. Bunun da mevcut politik yaklaşımlarla mümkün olmadığını kabul etmemiz gerekir.
Misak-ı Milli sınırlarının belirlendiği dönemi gözden geçiriniz. Fiziki olmasa bile beyinlerde bu sınırı bölen çizgilerin ortadan kaldırılması durumunda Türkiye’nin ortadoğunun lider ülkesi olmaması için hiçbir gerekçe kalmayacaktır. Bunu sağlamanın yolunun bir askere karşılık altı kürdün yaşamını çatışmalarda kaybetmesinin karlı bir iş olduğu söylemlerinden geçmediği açıktır.
Ülkeyi Kürt gerçekliğine ve özgürlüklere açın. Yasaklamalar ve çatışmalar yerine uzlaşma arayışına yönelin. Size uzatılan elleri görün. Size biçilen önem ve değerin farkına varın. Hakkın ve hakkaniyetin yolunda yürüyün ve hem bizi, hem ülkemizi, hem kardeşliğimizi selamete erdirecek adımlar atın. Sinirlenmeyin ve küsmeyin. Hak için hakkı hak edene teslim edin ve bu tarihi dönemeçte ülkeyi selamete erdirin. Bunu yapacak güce sahip olduğunuz biliyoruz. Ülkeyi düzlüğe çıkaracak adımları atacağınıza olan umudumuz zayıflamış olsa da devam ediyor.
Bize lazım olan çatışma ve ölüm değil sevgi ve barıştır. Herkesin beklediği şu adımı atın ve silahların susması için herkesin söz söylemesine olanak tanıyın. insayatif sahibi olanla görüşün ve görüştürün. Bir kelimesi bin toptan daha etkili olan insanları susturmanın ve topları patlatmanın ülkemizi düzlüğe çıkaracak olan doğru karar olmadığını görün. Bu adım sizin için zehir içmekten farksız olsa da bu ülke ve bu halklar için bunu yapın. Yapın ki herkesin artık söylenecek bir lafı olsun!
Next