Son günlerin üzerinde en çok tartışılan konularından biri şüphesiz Oda Tv baskını ile boyutlanan tutuklamalar zinciri. Cuma günü itibariyle gözaltına alınanların sayısı 11 kişi. Çoğunluğu Türkiye kamuoyu tarafından tanınan ve bilinen kişiler.
Olay karşısında değişik çevreler değişik yorumlamalarda bulunuyorlar.
Bekleyelim ne çıkacak diyenler.
Beklersek sıra bize gelir diyenler.
Girişimi basına sansür olarak yorumlayanlar.
AKP ve CHP çatışması diye yorumlayanlar.
Yeni strateji ve eski ideolojini çatışmasıdır diyenler.
Muhalefeti susturuyorlar diyenler.
Yargını işidir karışamayız diyenler, ler ler ler……….
Bütün bu konuların elbette tartışılması gerekir ancak bunlardan daha önemlisi Prof. Yalçın Küçük’ün gözaltına alınması sırasında söylediği “Savaş başladı” sözüdür. Küçük kapıda bekleyenlere hitaben ‘Faşistler işgal etti ülkeyi, savaş başladı’ diyor haberi yazanlar.
Gözaltına alınanlara bakalım.Nedim Şener, Ahmet Şık, Yalçın Küçük, Eski MİT’çi Kaşif Kozinoğlu, Doğan Yurdakul: Oda tv Koordinatörü…Mümtaz İdil: Oda tv Ankara temsilcisi..Sait Çakır: Oda tv yazarı, Müyesser Yıldız: Oda tv yazarı gazeteci, Coşkun Musluk, İklim Bayraktar: Oda tv muhabiri…
Bu gözaltlılardan sonra Yalçın küçüğün savaş başladı demesi boş olarak yorumlanmamalı çünkü Prof. Yalçın Küçük, 7 Ocak 2009’daki operasyonda 15 gün tutuklu kalmış 2’nci Ergenekon davasında ‘örgüt yöneticiliğinden’ müebbet hapisle yargılanıyor.
Bu genel belirlemelerden sonra gelelim asıl meseleye yani Ergenekon bağlantılı olaya nasıl bakılması gerekir konusuna.
Türkiye’deki bu duruma iktidar muhalefet çatışması veya sağ sol etkinlik mücadelesi ya da biraz daha derine giderek ulusalcı ve İslamcı algılayış çatışmaları olarak mı bakmalıyız yoksa biraz daha geriye giderek avrupada yıllarca ortaya çıkarılan ve devletin kendini temizleme operasyona olarak da nitelendirilebilecek olan “Gladyo” türü yapılanmayı ortadan kaldırma girişimi olarak mı?
Mesele işte tam da bu noktada döğümleniyor. Yoksa olay sadece kamuoyuyla paylaşıldığı gibi darbe planı yapmaya kalkışmaktan ibaret olarak görülemez. Bu devlette bırakalım planlamayı darbeyi gerçekleştirenler bile yargılanmazken kuvvet komutanları düzeyindeki tutuklamaları sadece görünen boyutu ile ele alıp değerlendirmek biraz saflık olacak sanırız.
Bu ülkede artık gerçek demokrasiye geçmek için zaman içerisinde halı altına atılan meselelerden kurtulmak gerektiği aşikârdır. Yani başka bir deyişle devleti korkulan bir öğe olarak görme algılayışı değişmelidir. Gizli saklı ne kadar örgütlenme varsa ortadan kaldırılmalı ve devlet milletin emrine konulmalıdır.
Bu hususta dikkatle izlenmesi gereken konu ise devlet temizlensin diye olgunlukla karşılana girişimlerin arkasında başka planların yapılmasına müsaade edilmemesi meselesidir. Ülkeyi peşkeş çekme, rejimi tehlikeye sokacak düzenlemelere girişme, muhalefeti susturarak ülkede demokrasiye göstermelik hale getirme gibi girişimlerden bahsediyoruz.
Hazır savaş başlamışken bari ülkeyi selamete götürecek bir barışla noktalansın.
Next