Son dönemde Tıp alanındaki gelişmeler insanın göğsünü kabartan türden. İki türlü övünç söz konusu biricisi insanlık adına elde edilen başarının, ikincisi ise bu başarının bizim ülkemize ve insanımıza ait olması.
Akdeniz Üniversitesinde başlayan ve Hacettepe Üniversitesi ile devam eden başarılı yüz nakli ve kol ve bacak transferleri herkesin ilgisini çeken başarılar. Bu gelişmeler tıp alanında kaydedilen ilerlemelerin göstergeleri. İslami bir inanç sistemine sahip bir ülkenin tıp alanında kazandığı bu başarının göz ardı edilmeyen, edilmemesi gereken bir başarı olduğunu belirtelim. Neden bu tabiri kullandığımızı da belirtelim. Anadolu’da yaşayan insanlarımızın birçoğunun evindeki resimlerin üzerinin hala örtülü olduğunu belirtirsek, İslam âleminde bırakın yüz nakli, organ naklini resim çektirmenin bile haram kabul edildiğini hatırlarsak elde edilen başarının ne kadar önemli olduğunu daha iyi kavramamıza yardımcı olabilir. Yani operasyonun başarılı bir şekilde gerçekleştirilmesi kadar organ bağışlama anlayışının gelişmesi de insanlarımızın hızla bir anlayış değişikliğine yöneldiğini göstermektedir ve bu olumlu bir gelişmedir.
Ancak ülkemizin Doğusu ve Batısı arasında uygulanan politikalar ve yapılan çalışmalar o kadar farklı ki insanın başarıların tadına çıkarma şansı bulunmamaktadır.
Neden mi?
Şunun için; ülkenin batısında doktorlarımız bir insanın yaşamını düzeltmek için dünyanın en başarılı operasyonlarına imza atarken, doğusunda devletin güvenlik güçleri insanların üzerlerine yağdırdıkları bombalarla kol ve bacaklarını koparmaktadırlar. Farzı misal Uludere Robozkê olayı. Robozkê de savaş uçakları 34 insanımızın üzerine yağdırdıkları bombalar ile ortada ne yüz bıraktılar ne de kol ve bacaklar. Bir yüz nakli için 8,5 saat ayakta kalıp emek sarf eden doktorların çabasını ve havada bir saat uçarak insanları yok eden pilotların yaptıklarını karşılaştırdığınızda aradaki farkı da anlayıveriyorsunuz zaten.
Kayıplarımız sadece Robozkê deki 34 insanımız değil ki. Bir savaş yaşanıyor ülkemizin doğu yakasında. Radyolar söylemese de, Televizyonlar göstermese de, gazeteler yazmasa da her gün insanlar ölüyor, öldürülüyor. Bırakın eksi 20 derecede başarılı operasyon yapıldı haberlerini eksi 20 derecede Kızılay’ın yazlık çadırları altında kalmak zorunda kalan Van depremzedelerine bakarsanız anlatmamız gereken başarının(!) neresi ve nasıl olduğu daha iyi ortaya çıkacaktır.
Olup bitenler bu kadar değil elbet. Daha geçen hafta başlayan ve hala devam eden Mardin Dargeçit kazılarında insanların kemikleri ölüm kuyularından çıkarılmaya başlandı ve çıkarılmaya devam ediliyor.
Bu ülkeyi seven, insanlarını seven, kendisine karşı dürüst olan bilinçli, aydın, demokrat daha doğrusu ben insanım diyen yurttaşın rahat uyuma imkânı kalıyor mu? Bütün bunlara ek olarak yurttaşın bu olumsuzlukta taraf olmaya zorlanması da işin cabası olmaya devam ediyor.
Bütün bunlara karşın Ana muhalefet partisinin ben devrimciyim diyen mensupları Televizyon ekranlarında boy gösterip kendi yönetimlerini “Andımızı” savunmadığı gerekçesi ile eleştirmeye kalkmaktadırlar.
Aslında Doktorlarımız tıp alanında emekleri ile kazandıkları başarılı operasyonla aynı zamanda politikacılarımıza da bir yol göstermiş olmaktadırlar. Politika artık bu ülkede değişmelidir. Yüz naklini kendi kuralları çerçevesinde gerçekleştirmelidir. Bu kadar yüzsüzlükle, bu kadar vurdumduymazlıkla, bu kadar duyarsızlıkla yaşayan politik yüz ve çehre değişmek zorunda. Bu değişiklik için bir operasyona maruz kalmadan harekete geçmezim gerekiyor. Operasyona tabi tutulan ülkelerin durumuna bakılırsa nasıl sonuçların yaşandığı da ortada. Ortadoğu yeniden dizayn edilirken kimse kendisini bulunmaz Hint kumaşı görmemeli! Komşuda pişer bize de düşer atasözünde olduğu gibi.