Sağlık Bakanlığı’nın yayımladığı sağlık istatistiklerine göre polikliniklere müracaat sayısı her yıl gittikçe artmaktadır.
Dünya Sağlık Örgütü’nün tanımına göre sağlık; fiziksel, zihinsel ve sosyal açıdan tam bir iyilik halidir.
Bu müracaatları hangi yönden değerlendirmeli?
Sağlığa verilen önemden mi, yoksa rahatsızlıktan mı?
Muhtemeldir ki artışın bir kısmı yaşlı nüfus sayısında artış ve kronik hastalıklar.
Ayrıca mükerrer başvurular.
Aynı hasta, aynı şikayetlerle farklı doktorlara müracaat.
Sık başvurular hekim başına düşen hasta sayısını artırırken aynı zamanda muayene süresini de kısaltıyor.
Başka bir konu da hastalar düzenli sağlık kontrolleri için hastanelere mi koşuyor?
Koruyucu sağlık kontrolü (check-up); hastalıkları erken evrede tespit etmenin yanı sıra, risk faktörlerini belirlemeyi ve bunları en aza indirmeyi amaçlar.
Bazı insanlar acil bir durum ortaya çıktığında hastaneye müracaat ederler.
Bunun yerine koruyucu sağlık kontrolü (check-up) ile hastalıkları önleme, erken teşhis, takip ve uzun vadeli maliyet ve yaşam kalitesi sonuçları açısından avantaj sunar.
Komplikasyonlar ortaya çıkmadan önce belirti göstermeyen durumlar (hipertansiyon, şeker hastalığı, yüksek kolesterol, kronik böbrek hastalığı gibi hastalıklar) belirlenebilir.
Kronik hastalıkların daha iyi kontrolü, kronik durumların (diyabet, KOAH, kalp hastalığı) düzenli olarak izlenmesi, ilaç ayarlamaları, uyum kontrolleri ve komplikasyon taraması yoluyla komplikasyonları azaltılabilir.
En önemli konulardan bazıları da; dengeli beslenmek, egzersiz yapmak ve düzenli uyumak; masum görünen alışkanlıklardan – tütün, alkol, aşırı tuz ve şeker tüketiminden – kaçınmak büyük önem taşır.
Tam bir iyilik halini sağlamak adına gerekli tüm adımlar atılsa da insan hiçbir zaman tam anlamıyla emin olamaz.
Belirsizlikler her zaman mevcuttur ve ciddi bir hastalık her an kapıyı çalabilir.
Herkese uyan tek tip yıllık kontrol yerine, yaşa, cinsiyete ve risk faktörlerine uygun muayene ve tarama aralıkları izlenmeli.
Next