Ulus devlet yapılanmaları veya toplu bir hak talebinin yerine getirilmesi talepleri gerçekleştirilirken gücün ve sözcülüğün tek elde bulundurulması çabaları olmazsa olmaz önemli bir konu olarak değerlendirilir.
Bunun birçok nedeni var elbet. Güçlü olanın gücüne güç katarak mücadeleyi sürdürmesinden tutun da iktidar gücünü elinde bulundurmaya kadar birçok neden saymak mümkün. Kimine göre bu bir gereklilik, kimine göre bu bir zorunluluk, kimine göre güç dayatması, kimine göre doğal olarak gerçekleşmiş olan ve bin bir emek ve bedelle oluşturulmuş bir yapı.
Gerekçe ve sonuç ne olursa olsun zor geçiş süreçlerinde gücün tek elde toplanması hep öncelikli hedef olmuştur. Çünkü sonuca ancak güçlü ve birlik içerisinde gidilebileceğini herkes biliyor. Zor dönemlerde zaten ortada kalanlar yükü sırtlanmak durumunda kalıyor. Ancak durum normalleşince doğal olarak sessiz kalanlar veya alanı güce bırakanlar da yavaş yavaş kendi fikirsel yaklaşımları ile ortaya çıkmaya başlıyorlar.
Demokratik yaşam açısından olması gereken elbette çok renkli ve çok sesli yapılardır. Ancak bu yapıların mantığında çatışma değil çözüme katkı sunma ve uzlaşı anlayışını olması gerekiyor. Farklılıkları zenginlik olarak görürseniz uzlaşmaya doğru farklılıkları ayrımcılık olarak görürseniz çatışmaya doğru evrilirsiniz. Bu yaşamın vazgeçilemeyen ve inkar edilemeyen gerçeği.
Son dönemlerde Kürtlerin hak taleplerinin yerini bulması konusunda önemli adımların ve kazanımların sağlandığını biliyoruz. Bu Güneyde yada diğer adlandırma ile Kuzey Irak’ta da, Rojava da diğer adlandırma ile Kuzey Suriye’de de Kuzeyde Diğer Adıyla Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde de ve Rojhelat’ta diğer adıyla Güney Batı İran’da da böyle.
Bu parçaların her birinde de sonuçta Kürt halkının haklarını savunmaya çalışan güçlü partilerin yanı sıra farklı düşünce ve kimlik sahibi partiler de bulunmaktadır. Mesela Güneyde KDP,YNK ve GORAN hareketi önemli üç parti olarak tanınırlar ama en güçlü parti Barzanilerin partisi olan KDP’dir. İran egemenliğindeki alanda da tanınan parti KDP ve PKK yanlısı güçlerdir. Suriye’de KDP ve PKK etkinliğinin varlığı malum. Bunu oluşturdukları konseyde eşit götürmeye çalışsallarda YPG çatışan güç olarak daha etkin. Ama sonuçta birçok parti varlığını koruyor. Türkiye sınırları içerisinde etkili olan parti BDP ya da yeni adıyla HDP. Sandık sonuçlarına göre parlamentodaki dördüncü parti.
Peki, bütün bu partilerin etkinlik ve çalışma yürüttükleri bölge neresi? Elbette tarihsel olarak varlıklarını sürdürdükleri Mezopatamia, subartu veya Kürdistan olarak tanımlanan topraklar.1639’daki anlaşmayı saymazsak bu alan son dünya savaşından sonra yapılan pergelli cetvelli bölme çalışmaları sonucunda dörde bölünmüş oldu. Akraba ve komşu olan kavim başka devletlerin egemenliğine verilerek aralarına teller ve mayınlar dikilerek ayrıştırılmak istendi. Şimdi herkes bulunduğu alanda toparlanarak günün koşullarına göre temel insani haklarını almaya çabalıyor. Bin bir emek ve bin bir eziyet çekerek.
Önceleri tek parti ile başlayan hak arama mücadelesi şimdilerde çok partili ve çok sesli olarak sürüyor. İslamcısıda var, Muhafazakârı da var, sosyalisti de var sosyal demokratı da. Herkes bildiği ve inandığı yolda yürümeye çabalıyor. Bazıları düne kadar bu hak arama mücadelesine karşıyken şimdi ortamın da etkisi ile balıklama atlıyor. Kimisi bu mücadelenin kendileri ile başladığını ve ahde vefa gösterilmesi gerektiğini hatırlatarak geliyor kimisi de emek ve bileğinin hakkıyla bu aşamaya gelindiğini belirterek azimle mücadele vermeye çabalıyor. Değişik parçalarda farklı olan tek şey isimlerin yer değiştirmesi.
Çözüm süreci ile birlikte AKP ve Kürdistan Bölgesel Yönetimi veya Güney Kürdistan yönetimi arasında sıkı ilişkilerin sürdürülmekte olduğunu biliyoruz. Son olarak Mesut Berzani’nin Diyarbakıra davet edilmesi de bunu göstergesi. Bu gelişmelerin paralelinde süren diğer bir çalışma da Berzanilerin denetiminde olan Kürdistan Demokrat Partisinin Türkiyde de bölgemizde örgütlenmesi. Bu sayede BDP veya HDP’nin alternatifsizliğine son verilmek istendiği izlenimi yaratılıyor. Tek başına bunun mümkün olamayacağı gerçeği de görüldüğünde biraz da kıyak geçiliyor tabi. Ancak sorun yalnız devletin bakışında değil. KDP tabanını oluşturan çevreler de uzun bir dönemde kendi aralarında uyuşmazlık yaşıyor. Eski toplar bir türlü anlaşmaya varamıyorlardı. Kimisi tabela hakkı peşinden gitti. Kimisi tabanın sesine yöneldi kimileri de emeklerinin görülmesini bekledi. Sonuçta Bir KDP kurulması fikrini somutlaştırdıkları görülüyor.
Batmanda yapılan açıklama ve çalışma ile KDP (Platforma Kurdên Demokrat) veya PDK (Demokrat Kürt Platformu) adıyla 17 Mayısta büro açılıyor. Bu girişimin halkımıza ve çok partili siyasi yaşamımıza hayırlı olmasını diliyoruz. Ancak Kürt bir yurttaş olarak bir uyarı ve hatırlatmayı da yapmaya uygun görüyoruz. Her ne kadar değişik açılıma sahip olsa da bu çalışmanın aslında KDP (Kürdistan Demokrat Partisi) çalışması olacağı açık. Bu çalışmanın Kürtlerin hak arama mücadelesinde köstekleyici, engelleyici, bölücü ve sorun çıkarıcı güç yerine uzlaşmacı, katkı verici, ön açıcı bir yapıya büründürülmesinde fayda var. Her yerin öznel bir yapısının olduğunu unutmamak gerekiyor. Yazıyı Ehmedî Xanî’nin SAQÎ Şiiri ile bitirelim.
“…………………………..
Ger dê hebûya me padişahek
La‘iq bidiya Xwidê kulahek
Te‘yîn bibûya ji bo wî textek
Zahir vedibû ji bo me bextek
Hasil bibûya ji bo wî tacek
Elbette dibû me jî rewacek
Xemxwarî dikir li me yetîman
Tînane derê ji destê le‘îman
Xalib nedibû li ser me ev Rûm
Nedibûne xirabeyê di dest bûm
Mehkûmi ‘eleyhî û se‘alîk
Mexlûb û muti‘ê tirk û tacîk
Emma ji ezel Xwidê wisa kir
Ev rûm û ‘ecem li ser me rakir.
Namûs e li hakim û emîran
La‘iq bidiya Xwidê kulahek
Te‘yîn bibûya ji bo wî textek
Zahir vedibû ji bo me bextek
Hasil bibûya ji bo wî tacek
Elbette dibû me jî rewacek
Xemxwarî dikir li me yetîman
Tînane derê ji destê le‘îman
Xalib nedibû li ser me ev Rûm
Nedibûne xirabeyê di dest bûm
Mehkûmi ‘eleyhî û se‘alîk
Mexlûb û muti‘ê tirk û tacîk
Emma ji ezel Xwidê wisa kir
Ev rûm û ‘ecem li ser me rakir.
Namûs e li hakim û emîran
Tawan çi ye şa‘ir û feqîran
…………………………….”
Next