Başbakanlığa bağlı Özürlüler İdaresi Başkanlığı`nın kurulmasına, ilişkin 571 sayılı Kanun Hükmünde Kararname 1997 yılında yürürlüğe girmiş ve Başkanlık Ankara’da faaliyete geçmiştir.                                
    Özürlülere yönelik hizmetlerin düzenli, etkin ve verimli bir şekilde yürütülmesini temin etmek için; ulusal ve uluslararası kurum ve kuruluşlar arasında işbirliği ve koordinasyonu sağlamak, özürlüler ile ilgili ulusal politikanın oluşmasına yardımcı olmak, özürlülerin problemlerini tespit etmek ve bunların çözüm yollarını araştırmakla görevli bir kurumumuz var.
   Ancak bu başkanlığın varlığı özürlülerin sorunlarının çözümlendiği anlamına gelmiyor. Ülkemizde 8,5 milyon civarında özürlü insan bulunduğunu hesaba kattığımızda bu alandaki sıkıntının ne kadar büyük olduğunu da anlayabiliriz.
   Üstelik bu insanlarımızın istihdam edilmesine yönelik yapılan yasal düzenlemeler ne yazık ki uygulanmamaktadır. Devlet kadrolarında bile özürlülere ayrılmış olan kadroların %79’luk oranı boş durumdadır. Bu nedenle bu konuya duyarlılıkla yaklaşmak gerektiğini belirtmek gerekmektedir.
    Özürlülerin bu genel durumunun yanında medeniyet merkezleri dediğimiz kentlerdeki durumları da iç açıcı değildir.
Ulaşım,
Barınma,
İş,
Geçim,
Bakım gibi bir dizi sorun yaşamaktadırlar.
     Özürlü insanların kentsel yaşama katılım alanındaki ihtiyaçları özürlü olmayanlarla farklı olmakla birlikte benzerdir. Özürlü olarak tanımlanan bireyleri, toplumun ayrı bir kesimi olarak niteleme yerine bütünleşmiş bir parçası olarak algılayabilmek ve mekânlarda da buna olanak sağlayabilmek amacıyla fiziksel çevreye ulaşılabilirliğini sağlamak gerekmektedir.
   Tüm insanlar gibi, özürlü insanların da ulaşım hizmetlerinden eşit fırsatlarda yararlanması işine, okuluna, alışverişe, spor alanlarına, parklara, özürlü olmayan insanların kullandığı yollarla ve taşıtlarla gidebilmesi gerekmektedir.
 Yerel yönetimler, yaptıkları sosyal ve teknik alt yapı yatırımlarıyla kent mekânının şekillenmesinde önemli role sahiptir. Kentsel ulaşım hizmetlerinin, kentteki her türlü açık alan ve yapının özürlüler için ulaşılabilirliğinin yerel yönetimlerce sağlanıyor olması, özürlülerin sosyal yaşama katılmasında fırsat eşitliğini sağlayan en önemli unsurdur.
Ulaşılabilirlik ve kullanım açısından;
. Kamusal binalara (kamunun kullanımına açık resmi ve özel tüm yapılar) erişim,
. Açık alanlar (sokak, cadde ve meydanlar, parklar, rekreasyon alanları v.b.),
. Konutlar,
. Toplu taşımacılık ve
. Trafik düzenlemeleri konularında,
 Yönetimlerin yasal sorumlu ve yetkili olarak çözüm getirmesi önem arz etmektedir.
Bu saydıklarımız erişilebilirlik açısından önemli konuların başında gelmektedir. Aynı duyarlılıkla ortak mekânların yaratılarak özürlülerin kendi grupları arasında iletişim sağlamaları. Eğitilmeleri, beceri sahibi yapılmaları ve istihdam edilmeleri konularında da duyarlılık gösterilmesi gerekmektedir.
Bütün bunların yanında kanımca yapılması gereken işlerden biri de örgütlenme açısından ilerleme kaydeden bu insanlarımızla diyalog sağlanmasıdır. Yöneticilerin özürlülerin örgütlü oldukları derneklere veya sendikalara ziyaretlerde bulunmaları, onların sorunlarına duyarlı olduklarını kamuoyuna duyurmaları durumunda aynı hassasiyetin toplumun geri kalan kesimlerde de sağlanabilme ihtimalinin güçleneceği ve herkesin ve kesimin bu konuda üzerine düşen görevleri yerine getirmek için duyarlılık göstereceğini ummaktayız.