Son günlerde “kimsenin namusu değiliz namusumuz özgürlüğümüzdür” sloganına gelen eleştiriler artmaya başladı. Eleştirinin başını çeken kişi ve siyasi anlayışların muhafazakâr kesimlerden olması da şüphesiz sürpriz değil. Saten mesajı doğru anlamaları gerekenler ve muhataplar da kendilerini keşfetmiş oluyorlar.
Öncelikle üzerinde tartıştığımız kavramlar toplumun hassas kavramları ise dikkatli davranmak gerektiğini belirtelim. Bu dikkatin yanında bir de kavramları anlamak gerekmektedir.
İki kavramı iyi değerlendirmek gerekmektedir. Özgürlük ve namus kavramlarını…
Namusu sadece cinsellik olarak görürseniz yapılacak tartışmalarda sağlıklı sonuçlara varmanız zorlaşır. Bakın namus ne anlamlarda kullanılıyor;(Vikipidi’den)
“Namus (Arapça: el-Namus el-ekber ??????? ??????, „en büyük sırlara hakim olan“) birçok oryantal toplumda saygı ve sevginin yanında, özellikle aile içindeki otorite ilişkileri için merkez değerlerden birisi. Özellikle Türkçedeki anlamı, İslam ile bağlantısı olan cinsellik kurallarına da değinir. Türk Dil Kurumu’na göre; "Bir toplum içinde ahlak kurallarına karşı beslenen bağlılık" ve "Dürüstlük, doğruluk" olarak tanımlanmıştır. Namus sözcüğünü sadece eski Arap kaynaklarında değil eski Yunan kaynaklarında da bulmak mümkündür. Ayrıca Tevrat’ın yunanca adı Tora Namus, "Düzen" anlamına geldiği için namus kelimesinin kökü Araplarda değil Yunanlarda olduğu düşünülür. Türkçenin haricinde Farsça, Kürt dillerinde ve Urdu dilinde de kullanılır."Namus anlayışı"na sahip kültürlerde, erkeğin namusu ailesine dair kızların cinsel çekimserliği ile korunur; Bir kızdan, ailesinin namusunu tehlikeye sokmaması için daima belli kurallara uyması beklenir. Bir kızın ve ailesinin namusu, ancak o kız bakire olarak evliliğe girmesi ile korunur. Bir erkeğin namusu, harama el uzatırsa bozulur."Başka bir anlamı ile "namus", ailenin kendi içine dönük dünyası ve dışarıdaki bekar erkeklerin dünyası arasındaki sınırdır. Bu sınırın aşılması namusun tehlikeye girmesine yol açabilir, ama bunun nedenleri ve derecesi net şekilde belirlenmiş değildir." Werner Schiffauer "Namus" geleneksel oryantal topluluklarda en önemli değer anlayışıdır. Günümüzde hızla ilerleyen şehirleşme, şehirlerde yaşayan insanlara daha çok anonim olma, ailenin kontrolünden uzak kalma ve eski sert kuralları gevşetme imkânı vermiştir. Ama kırsal bölgelerin kasabalarında ve köylerde eski kurallar hala çok canlı ve etkilidir. Tarihte oryantal toplumların üzerinde hüküm sürmüş olan kültürlerin ve bunların koruyucu güçlerinin bütün topraklarının her köşesine kadar her zaman varmadığı ve çok kez anarşi içinde kalındığı dikkate alınırsa, toplumun kültürüne işlenmiş olan bir namus anlayışının, sosyal düzeni dengede tutmakta büyük faydası olmuş olması gerektiği sonucuna varılır.
Namus anlayışı, aynı anda kadınların erkeklerden daha korumasız ve kendilerine hâkim olamayacak kadar zayıf olduklarının kabul edilmesi olarak da değerlendirilebilir. Bu anlayış bir kadının ailesinden fazla uzaklaşmasını veya mesleki kariyer yapmasını neredeyse imkânsız kılar. Bütün dünyada ve her toplulukta kadın oranı 3’te 2 olduğu dikkate alınırsa, kadınların kariyer yapması imkânsız olan topluluklarda sadece üçte birini oluşturan erkeklerin gayri safi milli hâsılada katkıda bulunduğu anlamına gelir. Böylece bu toplulukların, kadınların çalışabildiği toplulukların gelişme hızına yetişmesi imkânsız olduğu sonucuna varılır.Namus anlayışının en sıkı şeklini yaşayan toplumlarda ataerkil bir bakış açısı olduğundan, bir tecavüzün kurbanı olmuş bir kadın kurban olarak görülmez. Böylece namusunun kirlenmiş olduğuna inanan aile, tecavüze uğrayan kızlarını öldürerek namuslarının tekrar temizlediklerine inanırlar. Bazı ailelerde ise tecavüze uğramış olan kıza, intihar edene kadar sosyal baskı uygulanır. Bu şekilde namus yüzünden ölen kızların sayısı, Terre des Femmes adlı kadınları koruma kuruluşu tarafından yılda 5000 olarak tahmin edilir.”
Çağdaş toplumlarda artık kadınların da erkekler gibi yaşamın her alanında yer ve rol aldıklarını görmekteyiz. Kadını eve hapseden bir anlayışla toplumsal ilerlemenin ve kurtuluşun mümkün olmadığı görülmektedir. Namus anlayışını kadınların cinselliği ile algılamaya çalışanların topluma dönüp bakmalarında fayda bulunmaktadır. Kadınların namus tanımlamalarına karşı çıkarken namussuz erkeklere ne diyoruz acaba? Bir namussuzluk (!) yapılırken taraflardan erkek olanların oranı nedir? Bu güne kadar erkeklere tecavüz eden kaç kadına rastladınız? Özgür olmayanın namus kavramlarının sınırı nedir? Afganistan’da, Irak’ta, İran’da, Etopyada ki kadınların namuslarını ne kadar koruyabiliyoruz? Bu kadar namus hassasiyeti olan toplumlarda neden hassasiyetler korunamıyor. Sakın bunun özgürlükle alakası olmuş olmasın! Kadınlar kendilerine ait olan bir hassasiyeti sahiplenmek istiyorlar. Ne den bu kadar dokunuyor anlamıyoruz. Bir tartışmayı başlatıyorlar; biz özgür değilsek namusumuzu koruyamayız diyorlar. Aksini düşünen ispat eder. Diyarbakırda cinsel istismara uğrayan kadının namusunu kim koruyor? Dürüstlük ve doğruluk namus ise bunu kadınlar mı bozuyor sizce?
Next