Dinsel ideoloji erkek milletinin kaburgalarındaki eksik bir kaburgayı kadının var olma gerekçesi olarak kabul eder. Yani kadın erkekten var edilmiştir.
Yaşamın süregelen tarihi boyunca kadın hep insanlık neslinin devamını sağlayan “Ana” unsur olmuştur.
Ana erkil yaşamdan ata erkil yaşama geçiş süreci ile birlikte kadının yaşamdaki vazgeçilemez varlığı yavaş yavaş sosyal yaşamda geri plana atılmıştır.
Gücün mantığı yendiği ve temel belirleyici unsur olmaya başladığı süreçlerde, insanlar bir yandan idare erkinin güçlü olan erkekte temsiliyetini kabul ederken yada ettirilirken diğer yandan kadının karar verme sürecindeki gücünü giderek elinden almışlardır.
Yaban yaşamın güç dengeleri arasında Amazonlar dışında kadın çıkışını görememekteyiz.
Oysa üreten güçlü olmazsa, üreten özgür olmazsa, üreten bilgili olmazsa, üreten dünyayı bilmezse, görmezse, gezmezse üretilenler eksiklik yaşamaya devam ederler.
Modern yaşamda her ne kadar ;“ Her güçlü erkeğin arkasında güçlü bir kadın vardır” gerçeği kabul edilirse de dünyada kadınların hak etmedikleri bir sınırlama ile karşı karşıya kaldıkları yadsınamaz bir gerçekliktir.
Kadına yüklü olan “namus” kavramı bir yandan ona bir dokunulmazlık zırhı sağlarken öte yandan özgür davranması önünde bir engel olarak da durabilmektedir. Nedendir bilinmez ama kadın özgürlüğü de, kadın namusu da erkeğin korumasına bırakılmıştır. Kadının namusu kadından değil de erkekten sorulur. Bunun altında yatan gerçek ise erkeklerin kendileri ile kadınları eşit olarak görmemelerinden kaynaklanır. Kadın erkeğin malı olarak görülünce doğal olarak ona ait olan değerler de erkeğin onuru olarak kabul görmektedir.
Bu endişelerin tamamı kadını koruma ve kollama adına yapılırsa elbette alkışlanacak bir tavır olurdu. Ancak toplumların genel gidişatına bakıldığında bu anlayışın sadece kollama ve korumadan ibaret olmayıp sömürüden de ibaret olduğunu görmekteyiz. Kadını kollama anlayışı; kadının özgür bir kişiliğe sahip olduğunu ve kendini korumayı erkekten daha iyi becerebileceğine olan inancı ortadan kaldırıyor.
Egemen erkek anlayışı kadının kendi adına kendi kararlarını vermeye müsaade etmiyor, edemiyor.
Erkekler için normal olan yaşam özerkliği nedense kadınlar için mümkün olamıyor. Yetişme ve yetiştirilme tarzımız buna izin vermiyor. Kadınlar bu baskılar karşısında çoğu zaman temel varlıkları olan yaşamlarından vazgeçmek zorunda kalıyorlar.
Töreler, algılamalar, kurallar, sınırlar hep onlar için…
Son dönemde artık özgür kadın ilkesini benimseyen kadınların mücadelelerini azimle sürdürdüklerine tanıklık etmekteyiz. Zorumuza gitse de dünya gerçekleri karşısında ve dayattıkları kararlı mücadeleleri sayesinde saygı duymak zorunda kalıyoruz, erkek milleti olarak. Uygulanan şiddete ve baskıya yeter diyorlar artık.
25 Kasım BM Kadına yönelik şiddetle mücadele günü etkinlikleri çerçevesinde özgür kadın hareketinin düzenlediği miting ilimizde gerçekleştirildi. İzledik ve gururlandık.
Gururumuzun nedeni Kürt kadınlarının ülkemiz demokrasisine sağladıkları katkıydı. Anlamak istemeyenler anlamayacaklardır ama kadın mücadelesinin çıkışını ülkenin Batısından bekleyenler maalesef yanıldılar. Türkiye demokrasisinin vazgeçilmez temel taşını oluşturan Kürtler bu alanda da dünya âleme demokrasi dersi vermeye devam ediyorlar.
Demokrasi teoride olduğu kadar pratikteki uygulamalarla kendini gösterir, çağdaş medeniyetler seviyesine ulaşma çabaları despotlukla değil, özgürlüklerin çoğalmasıyla mümkündür. Eşitlik aynı zamanda eşit temsiliyetten geçer. Sembolik göstergeler dışında listelerinde kadınlara yer vermeyen siyasi partilerin demokrasiye verdikleri katkıyı gözden geçirmeleri gerekmektedir.
Her şeyde olduğu gibi siyasete de, özgürlüklere de kadın eli değince anlamı bir başka oluyor.
Şiddete hayır mitinginde sahnede sekiz parlamenter bulunuyordu. Sekizi de kadın, sekizi de al yazmalı, sekizi de özgürlük savaşçısı, sekizi de demokrasi havarisi, sekizi de anamız, bacımız kardeşimiz, sekizi de bizim temsilcilerimiz, sekizi de gurur kaynağımız.
Yanlarında binler vardı onlarda kızlarımız, eşlerimiz, arkadaşlarımız, yoldaşlarımız.
Bize, kadına yönelik şiddete hayır dediler.
Bize akıllı olun dediler.
Bizi döveceğinize sevin dediler.
Biz ananız, bacınız, eşiniz, sevdikleriniz, neslinizin sürdürücüleriyiz kıymetimizi bilin dediler. Sloganlarıyla, sesleriyle, türküleriyle…
Bize kadın özgürleşmezse toplum özgürleşmez dediler.
Next