Nihayet bir yerel seçimi daha kazasız belasız atlattık. Hem Batman hem de Türkiye geneli için seçimle ilgili değerlendirmeleri birçok yerde okumuşsunuzdur. Aynı veya benzer şeyleri tekrar etmek bana pek mantıklı gelmediği için seçimle ilgili yazılmayan ve dikkatlerden kaçtığına inandığım birkaç hususu dile getirmeye çalışacağım.
AK Partinin seçimde beklediğinin çok altında oy aldığı hatta hayal kırıklığına uğradığı bir gerçektir. Oy beklediği kesimler adeta sandıkta sırtını dönmüştü. Oy düşüşü Belediye Başkan adayına duyulan güvensizlikten kaynaklanmıyordu. Çünkü AK Parti aday seçiminde isabetli davranmıştı. Ancak referandum havasına dönüştürülen yerel seçimde, kimse Başkan adayının yapacağı işlerle ilgilenecek vakti de yoktu.
AK Partinin ülke genelindeki ve bölgeye yönelik politikalarının etkisi de bu sonucun alınmasında etkisi vardır. Ülke genelinde neden böyle bir sonucun alındığını sorgulamak her ne kadar Başbakana ait bir görev ise de, Batman’daki oy kaybının nedenlerini de il milletvekilleri il yöneticileri yapmak zorundadırlar.
Bölge milletvekillerinin iki yıl boyunca halka ve Batman’a yönelik kayda değer bir hizmette bulunmamaları, kamu kurumlarında yönetici atamalarındaki isabetsizlikler, onları kuşatan çevrenin onların gerçekleri görmelerini engellemeleri bu yenilginin alınmasında payı vardır. İnsanlar yaptıklarınıza her an cevap veremeyebilirler, ama yaptığınız her şeyin doğru olduğunu göstermez.
Sandık başına geldiğimizde ise durum daha vahimdi. Sandık müşahitleri sandık başında değillerdi adeta. Açıkçası sandığa sahip çıkılmamıştı. Acaba bizim bilmediğimiz başka nedenler mi vardı, sandık müşahitlerinin bu kadar pasif olmalarının? Anlayacağınız, eğer bu bir organizasyon eksikliği değilse, içten gelen bir yıkımın diğer adıydı.
AK Parti’ ye oy vermesi beklenen kesimler de bu seçimde oy kullanmamışlardır. Acaba AK Parti bu kesimlere yeterince hitap edemedi mi? Yoksa onları çantada keklik mi sandı?
Seçimden önceki son yazımızda aşiretlerin seçimdeki rollerine değinmiştik. Sonuçlar bizi haklı çıkardı. Umarım bundan sonra partiler bu konularda daha dikkatli davranır, aşiretlere fazla bel bağlamazlar.
Bunun aksine DTP’ de adeta sandığı esir almıştı. Bu sahiplenme çoğu yerde demokrasiye gölge düşürecek düzeydeydi. Hatta tehdit derecesine varan olaylardan bahsediliyor. Bu da DTP’ nin özeleştiri yapması gereken bir konudur. Çünkü seçimden önce fakir ailelere para dağıtmak ne kadar etik değilse, seçmen tercihlerini etkileyecek hareketlerde bulunmak da o kadar etik değildir.
Hiç kimse aldığı oy oranına bakarak dediğim dedik havasına girmemeli. Bu durum AK parti için ne kadar geçerli ise, yeni dönemde DTP için de geçerlidir. DTP, beş sene sonrasının şimdiden görebilmeli, % 70 oy oranına bakarak kendini rahat ve hesap sorulamaz görmemelidir.
Şimdilik değerlendirmelerimizi burada bitirelim. Yeni döneme ilişkin beklentilerimizi de baş bir yazı konusu yapalım. Seçim sonuçlarının Batman’ımıza hayırları vesile olmasını temenni ediyoruz. Seçimden önce “kim kazanırsa kazansın, kazanan batman olsun “ demiştik.
Next