Geçen hafta haberleri izlerken Gercüş’e bağlı Mavan dağı eteğinde bulunan ve aralarında Hirbekur ve bizenka köylerin de bulunduğu büyük bir ormanlık bölgenin askerler tarafından yakıldığı iddia edilen görüntüler tv. Ekranlarına taşındı. Bu manzaralar karşısında bu haftaki yazımı bu konuya ayırdım. Ayrıca devam etmekte olan savaş nedeniyle de Şırnak ve Hakkari havzasında kalan dağlar da yanmaya devam ediyor. Mavan dağın eteğinde bizim doğduğumuz Botika (yemişli) köyü de bulunmaktadır. Bu köyün de bir kısım ormanları yanmıştır. Şimdi Botikaliler, bundan sonra hayvanlarımızı nerede otlatırız diye kara kara düşünüyorlar. Batı illerindeki bir ormanlıkta yangın olunca Devletin bütün kurumları seferber olmakta ve yangın sönünceye kadar olağanüstü bir durum uygulanmaktadır. Ama yangın Kürt coğrafyasında olunca iş değişiyor. Yangının sönmesi için devletin hiçbir teşebbüsü olmuyor ve yangın kendi haline bırakılıyor. Zaten senelerdir Orman Genel Müdürlüğü Kürt bölgesini ihmal edip ağaçlandırmamıştır. Bölgede tabii olarak yetişen meşe ve bazı meyve ağaçları da bombardıman nedeniyle yok edilince bölge siyaha bürünmeye doğru yol almaktadır. Bu manzaralar yöre halkının devlete karşı nefretini artırmaktan başka bir yararı görülmemektedir. Alimler şunu diyorlar: “Bir gemide bulunan on kişiden dokuzu suçlu biri de suçsuz ise, suçsuz olan bir kişinin hatırı için geminin batırırlması caiz değildir.” Herhalde ağaçlar, Kürt kimliği için gösteriler yaptıkları için terörist ilan edilip cezalandırılmakta ve idam edilmektedirler. Ağaçları yakmak hem uluslar arası tabiatı koruma prensiplerine ters olduğu gibi İslami değerlere de terstir.
Cenabı Allah bu dünyayı yaratırken en güzel bir biçimde yaratıp zengin bir sofra şeklinde insanların hizmetine sundu. Onu su, yeşillik ve gerekli oksijenle donattı. Çünkü bu dünya gezegeninde insan yaşayacaktı. İnsanın da bunlara ihtiyacı vardır. Bunlar olmadan insanın yaşamı da imkansızlaşır. Bu imkanlar ayda ve şimdiye kadar keşf edilen diğer gezegenlerde bulunmamaktadır. Çünkü oralarda insanın yaşaması Cenabı Allah tarafından programlanmamıştır. Oksijeni depolayıp yayan maddelerin başında da ormanlar gelmektedir.Çünkü ormanlar, oksijen toplamakla birlikte aynı zamanda dünyanın manzarasını güzelleştirmekte ve Yağmurun daha fazla yağmasına da vesile olmaktadırlar.İnsanlar stres atıp dinlenmek için yeşil alanlara koşmaktadırlar. Çünkü dünya yaratıldıktan sonra üzerine ağaç ve bitkisel tohumlar da yerleştirildi. Kur’an’da buyrulur ki: “Yeryüzünü de yaydık ve orada sabit dağlar yerleştirdik. Orada her türden iç açıcı çift bitkiler bitirdik.(Kaf: 7)
Dolayısıyla da Kur'ân ve Sünnet'te ağaç ve yeşilliğe büyük bir önem atfedildiği görülmektedir. Kur'ân'da bazı meyve ve sebzelerin isimleri zikredilmekte, çeşitli vesîle ve amaçlarla yer yer gökten suyun indirilerek toprağın yeşilliklerle, yani bağ, bahçe, meyve ve tahıl ürünleriyle canlandırıldığından bahsedilmektedir:
İşte ahlaki sahada olduğu gibi Allah’ın koyduğu nizam terazisine bağlı kalınmayınca yeryüzünde fitne ve fesat yaygınlaşacak, atom ve diğer kimyasal maddelerin kullanılmasıyla insanlar ve ormanlar yok edilecek, doğanın dengesini sağlayan kuşlar ve diğer hayvan türleri imha edilecek, seviyesiz ve kontrolsuz sanayileşmekle ozon tabakası delinecek, sular yerin merkezine çekilecek, dolayısıyla da yaşam zorlaşacak ve her yer çöl haline dönüşülecek. Hiroşima ve Nagazaki’ya atılan atom bombaları ve Halepçe’ye atılan kimyasal gazlar her şeyi yakıp yok etmedi mi? Bunun için Cenabı Allah Bu nimetleri kendisinin verdiğini hatırlatarak buyurur ki:
"Görmüyorlar mı ki, biz nasıl yağmuru, kuru/otsuz yere gönderiyoruz da onunla ekin bitiriyoruz?" (Secde:27)
"Görmedin mi Allah (nasıl) gökten su indirdi de, onunla renkleri çeşit çeşit meyveler çıkardık”(Fatır:27)
"Gökten bereketli bir su indirdik, onunla bahçeler ve biçilecek daneler bitirdik” (Kaf:9)
Peygamber (s.a.v) de ağaç dikmenin fazilet ve sevabı hakkında buyurur ki:
"Ağaç diken hiçbir kimse yoktur ki, Allah ona diktiği ağaçtan çıkan meyve kadar ecir ve sevâb yazmasın" (Ahmed ibn Hanbel).
"Ağaç diken herbir kimseye o ağaçtan yenilen mahsûl muhakkak bir sadaka olur. O ağaçtan çalman da yine onun İçin bir sadaka olur. Vahşî hayvanların yediği de o kimse hesabına bir sadaka olur. Kuşların yediği de bir sadakadır. Her insanın ondan yiyip eksilttiği mahsûl de onu diken için bir sadakadır" (Müslim,).
Yukarıda da ifade edildiği gibi Yüce Allah, önce kâinatı yaratmış ve onu beşer unsurunun yaşayabileceği hale getirdikten, yani her şeyi ile mükemmel bir şekle soktuktan sonra insanı var etmiştir. Yarattığı her şeyi de insanoğlu için yaratmış, onun hizmetine vermiştir. İşte, insanların istifadesine sunulan unsurlardan biri de ağaç, daha genel bir ifadeyle yeşilliktir. Hz. Resulullah’ın yeşilliğe ve ağaca ne kadar önem verdiği aşağıdaki hadisten de anlaşılmaktadır. Buyrulur ki: "Birinizin elinde bir fidan olduğu halde kıyâmet kop[maya başla]sa ve kıyâmetin kop(ması gerçekleş)inceye kadar o fidanı dikmeye imkanı olursa onu diksin."
Yeşilliğin ölülere bile faydasının olduğunu bildiren Resûlullah Sallallahu (s.a.v), konuya verdiği önemin bir sonucu olarak da Kabe ve çevresindeki belli bölgeyi bazı kurallar koyarak koru (yani yasak bölge) ilan etmiştir ve ihramlı iken o bölgenin yeşilliğine zarar verene veya hayvanlarını avlıyana, ağırlığına göre ceza olarak infak yapmasınının gerekli olduğu bizlere bildirmiştir.
Allah Resûlü diğer canlı varlıklara faydasından dolayı olmalı ki meyveli ağaçların dikilmesinin ise daha sevaplı olduğunu bildirip buyururki: "Müslüman bir adam bir fidan diker veya ekin eker de ondan bir yabani hayvan, kuş yahut başka bir canlı yerse, muhakkak o yenilen şey onun için –kıyâmete kadar– sadaka olur."
Hz. Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in hayatta iken hazırlattığı, ancak vefat ettiği için gönderemediği Üsâme komutasında Şam'a sevkettiği orduya hitaben söylediği şu sözler oldukça manidardır: "Haddi tecâvüz etmeyiniz... Çocukları, ihtiyarları ve kadınları öldürmeyiniz. Hurma ağaçlarını kesip yakmayınız. Meyve veren ağaçlara dokunmayınız. Koyun, sığır ve deve gibi hayvanları, gıdalanmak dışında başka bir maksatla kesmeyiniz...
Uzmanların bildirdiklerine göre, “dünyada her yıl 16 milyon hektar alan yanmaktadır. (Bu da 82 defa Nijerya kadardır).Son 30 yılda dünya orman örtüsünün beşte biri yok oldu.Yetişmiş bir ağaç günde 17 kişinin oksijen ihtiyacını karşılamakta ve 22.5 kilogram karbondioksiti yok etmektedir.Dünyadaki kağıt tüketimin yarısı geri kazanılsa her yıl 8 milyon hektar orman alanı korunabilir.” Avrupa kullanılnış kağıt ve diğer atık maddeleri ekonomiye geri kazandırmaktadırlar. Örneğin Almanya’da her evin önünde dört çöp bidonu bulunmnaktadır. Birincisine yemek artıklar,ikincisine kağıt ve kartonlar, üçüncüsüne naylonlar dördüncüsüne kesilen otlar konulmaktadır. Demir ve cam parçaları da belediyenin belirlediği alana götürülmektedir.Bunların hepsi de ham maddeeye dönüştürüldükten sonra ekonomiye geri kazandırılmaktadır.Bu örnekten, onlardan ne kadar geride olduğumuz açık bir şekilde anlaşılmaktadır.
İşte biz diyoruz ki: ormanları yakmakla kürt sorunu çözülmez belki nefreti arttırır. Ormanlardaki ağaçlar da Allah’ı zikretmektedirler. Çünkü Kur’an’da buyrulur ki:”Yedi gök,yer ve bunlarda bulunan herkes onu tesbih eder.Onu övgü ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur.Ne varki siz onların tesbihini anlamazsınız. O, halimdir,bağışlayıcıdır.”( İsra:44) Bunları susturmak kimseye yararı olmaz, Biz Allah’ı zikr edemiyorsak, bari onları rahat bırakalım. Onlar yaratılış amaçlarına göre hareket etsinler. Yoksa ahirette onlar da davacı olup bizi mahkeme önünde perişan ederler. Allah’a emanet olun!
Next