Batman’ın ilk günlük gazetesi Çağdaş’tan önce Batman Doğuş ve Yeni Zaman gazetelerinin kurucusu ağabeyim merhum Enver Arslan idi. 1970’li yılların sonunda henüz Batman Lisesi’ndeyken onunla birlikte Çağdaş’ın altyapısını oluşturan iki yayın organını çıkarmıştık. O yıllarda gazete Yazı İşleri Müdürlüğü görevini yapabilmek için lise mezunu olma ve askerliği bitirme zorunluluğu da vardı.
Batman Lisesi’nde olduğum dönemlerde, rahmetli Enver ağabeyim edebiyata olan ilgimin yakın tanığı olduğundan beni teşvik ederdi hep, “Vatani görevini yap, yeni bir yayın organı çıkaralım” diyerek beni motive ederdi. 1983 Yılında askerliğimi bitirip Batman’a döndüğümde, kafasında tasarladığı gibi Çağdaş’ın yayımlanabilmesiyle ilgili resmi izin belgelerini hazırlayıp bu belgeleri hemen daha önce bağlı olduğumuz Siirt Valiliği’ne sunmak olmuştu…

ÜÇ GAZETEYİ DE ÇIKARDIĞIMIZ CADDEYDİ
Ağabeyim Enver Arslan, 33 yıl önce bugün bizi bırakıp sonsuz bir yolculuğa çıktı. Oysa onunla başlamıştı yazın ve basın hayatındaki yolculuğumuz ama o, bizi kendinden yoksun bırakıp gitti bu koca dünyadan…
Onun olmadığı her gün, başladığımız her yazıda, elimize aldığımız her gazetede onun silueti geliyor gözlerimizin önüne…
Bir büyüğün ayrılığı çok acıdır, çünkü bu ayrılık acımasız bir yetimlik hissi bırakıyor geride.
1960-1970’li Yıllarda Tekel’in satış ve pazarlama binasının olduğu, Ergül ailesine ait 3 katlı sarı boyalı apartmanın bulunduğu cadde, liseli yıllarımızda çalışıp en fazla zaman geçirdiğimiz yerdi.
Günümüzde Gülistan Caddesi olarak bilinen güzergahta 10-15 civarında bilinen esnaf vardı:
Kıvırcıklar, Çalışkanlar, kuyumcular, Tereceler, eski banka şube müdürü Selahattin Atilla, Demir ailesi, Batman’da elektrik mesleğindeki ilklerden Kadaklar, Siverekli Görmüş ailesi, yine Siverek’ten Yalpı ailesi, Bismilli Pilatinler ve Borak’lara varana kadar şehrin dününe tanıklık yapan saygın ailelerin oturduğu yerdi eski Tekel Caddesi.
Yukarıda saydıklarım Batman’ın hoşgörülü ve tümüyle sıcak ilişkiler kurduğumuz, komşuluk yaptığımız, dost olduğumuz saygın ailelerdi.
İşte o sıcak ve dost atmosferin olduğu güzergahta 1970’li yılların başında merhum ağabeyim Enver Arslan’ın kurduğu o küçücük matbaanın bulunduğu Tekel Caddesi’nden söz ettiğimi anlamışsınızdır.
Şimdilerde, Tekel Caddesi’nin ilk sakinlerinin çoğu o güzergahtan göçeli yıllar olmuş belki de.
Merhum ağabeyim 1977 yılında o dönemlerin organizatörü Yılmaz Yerli ile birlikte Batman Doğuş Gazetesini kurdu.
Haftalık çıkan o yayın organının ömrü 1.5 yıl olmuştu.
Sonrasında ağabeyimin kurduğu Yeni Zaman Gazetesi de 12 Eylül 1980 Darbesi’nin katı duvarına çarpıp yayın hayatını sonlandırmak zorunda kalmıştı.
Liseyi yeni bitirmiştim ama askerliğimi tamamlamadığım için gazetede sadece muhabir olarak görev yapabiliyordum.
Bir el pedalı ve hurufat kasası ile el dizgisiyle ilkel koşullarda hazırladığımız gazeteyi gece yarılarına kadar güçlükle basardık.
Haftada iki gün çıkardığımız o yayın organı da 12 Eylül Darbesi’nin panzeri altında ezilmişti.
YEREL GAZETECİLİĞİN EN ZOR DÖNEMİYDİ
45-50 yıl öncesinden söz ediyorum.
O ilkel şartlarda gazete çıkarmak gerçekten “her baba yiğidin harcı değildi.”
Ağabeyim merhum Enver Arslan, o dönemler petrol kenti Batman’da çok sesli bir yayın organı çıkarabilmek için varını yoğunu, yani bütün ekonomik dinamiklerini ortaya koymuştu.
Hiç unutmuyorum; bu ekonomik ve zorlu basım koşullarına rağmen çıkardığımız gazete birilerinin konfor alanında rahatsızlık yaratmıştı.
Oysa tam tersi olmalıydı.
Sağlık olsun diyelim.
Hayat dediğimiz bir mücadele alanı değil mi zaten?
Bu alanda güçlenerek çıkabilmek de, zayıflayıp kenara çekilmek de vardır.
Şükür ki Batmanlıların teveccühüyle 43 yıldır bu alanda ilk günkü gibi aynı dirençle mücadeleye devam ediyoruz.
O dönemlerde, düşüp dizimizi kanatacağımız günü hin bir gülüşle bekleyenlere en güzel cevabı ağabeyim merhum Enver Arslan, vatani görevimi tamamlar tamamlamaz Yazı İşleri Müdürlüğü görevini üstlendiğim bugünlere getirdiğimi Batman Çağdaş’ı yayın hayatına sokmasıyla vermişti.
Bu süreçte başarısız olacağımızı el ovuşturarak bekleyenleri biraz üzerek ama umursamadan yolumuza devam etmiştik.
12 Eylül darbesi sonrasında çıkarmayı kararlaştırdığımız Batman Çağdaş, yayın izni alabilmesi için Siirt Valiliğinde tam 1 yıl süreyle beklemeye alınmıştı.
O dönemlerde gazete çıkarmanın koşullarından biri de matbaa kurma zorunluluğuydu.
Ağabeyim merhum Arslan, matbaayı kurarken kapasitesinin üstünde borçlanmasına rağmen bir gün olsun yaşadığı sıkıntıları kimseye hissettirmeden o yayın organını Batmanlılarla buluşturmuştu.
Batman Çağdaş’ı çıkardığımızda gece ve gündüzümüz birbirine karışırdı.
İmkânlarımız çok kısıtlıydı.
Şimdiki jenerasyon bilmez; kurşun harflerin bulunduğu kasalarda bazen harf yetersizliği olurdu.
Örneğin A harfini ters çevirip E diye kalıba dizerdik.
Şimdilerde sağlık sorunu yaşayan mesai arkadaşlarımdan Veysi Uzunboylu ve Faruk Erten’le gece yarılarına kadar gazetenin basımını yapardık.
Ne çileli günlerdi ama biz mesleğimizde mutluyduk.
Elimize aldığımız her gazete ile o çileyi unuturduk.
İki sayfa da olsa Batman’a soluk veren bir yayın organını çıkarmayı başarıyorduk.
İddia ediyorum; şimdiki kuşak olsa hiçbiri bu mesleği yapmaz.
Çünkü günümüzde kimse dikenli yollarda çıplak ayakla yürümez, belki de yürüyemez.

ARAMIZDAN AYRILIRKEN ÇAĞDAŞ 9 YAŞINDAYDI
Tarih 29 Kasım 1992.
Soğuk bir kış günüydü.
Ağabeyim Enver Arslan Ankara’dan Batman’a geliyordu. O
uğursuz gün bir hafta sonuydu.
O zamanlar Batman Belediyespor 2. Ligdeydi.
Batman’ın profesyonel ekiplerinden Belediyespor, Adanaspor’u eski 16 Mayıs Şehir Stadında konuk etmişti.
Daha maçın ilk yarısı bitmeden acı bir haber ulaşmıştı bizlere…
Cep telefonlarının henüz olmadığı yıllardı.
Eski şehir stadında beni arayan dönemin Valisi Zeki Şanal, teselli etmeye çalışıyordu:
“Ağabeyiniz Dövecik-Male Gir’de kötü bir kaza geçirdi. Batman Devlet Hastanesine kaldırıldı. Durumuna müdahale ediliyor.”
O zaman hastaneye beni apar topar ulaştıran eski basın emekçilerinden arkadaşım İlyas Ekinci idi.
Hastaneye vardığımda ağlama seslerini duyunca içime kor bir ateş düştü.
‘Eyvah…’ dedim.
Hastanenin kapısında beni karşılayan Vali Şanal “Başımız sağ olsun” deyince o buz gibi havada yanmıştı yüreğim.
Ağabeyim merhum Enver Arslan ile 35-40 yıl öncesinde yaşadığımız sıkıntılı günleri anlatamam.
Gazetemizin hemen karşısında Batman’ın saygın ailelerinden Kadakların aile reisi merhum Mehmet Kadak amca, ağabeyimin yanına gelir hep moral verirdi:
“Sakın bu meslekten kopmayın. Siz bu mesleği seviyorsunuz. Dürüst insanlarsınız. Yıllar geçse de bu işi sürdüreceksiniz. Ailem ve çocuklarım hep yanınızda olacak.”
Şimdi de sağ olsunlar, var olsunlar Kadak ailesi hep yanımızda oldu.
Evet, 33 yıl önce ağabeyim merhum Arslan aramızdan ayrıldığında gazete 9’uncu yıldan 10’uncu yıla geçmenin hazırlığındaydı.
10 Yılı dolmadan Çağdaş’ın kurucusu ağabeyim Arslan’ı kaybettiysek de o hep yanı başımızdaydı.
Ondan sonra ardından bayrağı devraldığım Çağdaş’ı 32 yılı aşkın süredir ekibimizle en iyi yere taşımaya çalışıyoruz.
Önümüzdeki yılın 2 Mart’ında Çağdaş 43’üncü yayın yılına girecek.
Bu yayın organının kuruculuğunu yapan Enver ağabeyimi rahmet ve saygıyla anıyorum.
Onu son yolculuğuna uğurladığımız Seyitler Mahallesi’ndeki Bozoğulları mezarlığında toprağa verildiği mezarı üzüntüyle kazanlardan biri de eski Esnaf ve Kefalet Kooperatifi Başkanı merhum Şevki Taş idi.
İkisi de aramızda yok.
Allah rahmet eylesin.
Mekanları cennet olsun.
Maalesef Enver ağabeyimin ayrıldığı günden bugüne hep eksildik.
“Kardeşliğin yeri doldurulamaz dünyasında biri eksilmeye görsün kararır dünya” diye yazmıştı yazar bir arkadaşım.
Evet, Enver ağabeyimin gidişiyle o aydınlık yavaş yavaş karardı.
Nur içinde uyu Enver ağabeyim…
Next