KENTİÇİ ULAŞIMDA İNSAN ODAKLI YAYA ÖNCELİKLİ YAKLAŞIM

Şehir ya da kent yaşamı aynı zamanda nüfusun beli bir alanda yoğunlaşarak yaşamı sürdürmesi anlamına da gelmektedir.

Çağdaş teknolojinin geldiği seviye artık insanların oturdukları yerden birçok hizmeti talep etmelerine neden olmakta bu da çok maliyetli bir altyapı ihtiyacı doğurmaktadır.

Kentlilerin talepleri de kırsal kesimlerde yaşayan vatandaşların taleplerinden daha farklıdır. Temiz bir kent, rahat bir ulaşım olanağı, ihtiyaç duyulan barınma talebinin karşılanması, düzenli bir yapılaşma, düzgün ve planlı yollar, düzgün ve standartlara uygun yaya geçitleri ve sinyalizasyon sistemleri, standartlara uygun kavşak düzenlemeleri, bisiklet yolları ve rahat yürünecek kaldırımlar gibi talepler en belirgin olanlarıdır.

Kent yaşamında ki her alan ve faaliyetin planlı bir şekilde gelişmesi gerekmektedir. İmar alanlarının ve kent gelişim yönünün planlanmasından,  belirlenecek ana ve ara yolların yapımına kadar, sosyal alanlar ile yeşil alanların hesaplanmasına kadar, ihtiyaç duyulan suyun temini ve drenajının yönlendirilmesine kadar olan altyapı ve üst yapı hizmetlerinin tamamı detaylı bir çalışmayı gerektirmektedir.

Modern hayatın gereksinimlerinin sağlanması büyük bir maliyet ihtiyacını da beraberinde getirmektedir. Her ihtiyaç ve talep için gerekli finansmanın sağlanması kent idarecilerinin en fazla zorlandıkları konuların başında gelmektedir. Çünkü talepler sınırsız kaynaklar ise sınırlıdır. Arz ve taleplerin makul bir şekilde dengelenmesi için yapılması zorunlu olan çalışma ise planlı çalışmadır.

Kent yöneticilerinin ellerindeki kaynakların büyük bölümü vatandaşlardan alınan vergilerdir. Toplanan bu vergilerin düzenli birer hizmet olarak vatandaşlara geri döndürülmesi yetenek ve becerisi aynı zamanda kent yöneticisinin başarısını ya da başarısızlığını da göstermektedir. Son yıllarda gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin tamamında kaynakların etkin, verimli ve yerinde kullanılması, idarelerin şeffaflaşması yönünde büyük bir çaba sergilendiği ve kanunu düzenlemelerin yapıldığı izlenmektedir. Ülkemizde bu alanda 5018 sayılı yasa çıkarılmıştır.

Vatandaşların sonsuz talepleri karşısında ellerindeki kıt kaynaklarla cevap vermek zorunda olan kent yöneticilerinin planlama yaparken önceliklerini de belirlemeleri gerekli ve zorunlu hale gelmektedir. Öncelikli olarak hizmet alması gereken kent aktörlerinin belirlenmesi, öncelikli olarak yapılması gereken hizmetlerin belirlenmesi, öncelikli olarak ilişkide bulunulacak kurum, kuruluş yada kesimlerin belirlenmesi, önceliklerin planlanması bir vizyon oluşturmak zorunda olan kent yöneticisinin almak zorunda olduğu temel kararları oluşturur.

Talepleri iyi bir şekilde toplayıp değerlendirebilin, elindeki kaynakları iyi bilip değerlendirebilen, yaşadığı ya da yönettiği kentin özelliklerini iyi tanımlayabilen, önceliklerini iyi belirleyen ve planlı bir şekilde yaşama adapte etmeyi sağlayabilen kent yöneticileri başarıyı yakalayabilenlerdir.

Bu bakış açısı ile değerlendirildiğinde kentlerin ana gereksinimlerinden birisi de ulaşımdır. Kent üzerinden geçen transit geçişlerin düzenlenmesi, kentiçi yük ve yolcu taşımacılığının yönlendirilip yönetilmesi, araç ve yaya sirkülâsyonunun sağlanması, insanların dinlenme alanlarının araçların ise depolanma alanlarının belirlenip planlanması ve gerekli olan işaretleme metotları ile düzenlenmesi (İşaret levhası, sinyalizasyon sistemi, tek yön çift yön uygulamaları vb.) çalışmalarının yapılması gerekmektedir.

Kent yaşamında “önce insan” mantığı temel önceliğimizdir. Yapılan bütün çalışmalar, hazırlanan bütün planlamalar, yaşama geçilen bütün uygulamaların “insan odaklı” olması gerekli ve zorunludur.

İnsan öncelikli ve insan odaklı mantıkla hazırlanacak olan planlarda temel öncelikli kesim       “ yayalardır.” Çünkü kentimizdeki insan hareketliliğinin yaklaşık %70’lik bölümü yaya hareketliliği olarak gerçekleşmektedir. Bu durum aynı zamanda yaya sirkülâsyonunun rahat bir ortamda gerçekleştirilmesi için buna uygun planlar yapmamızı da gerektirmektedir. Büyük bir çoğunluğun ihtiyaçları ve talepleri yerine nispetten daha küçük olan grupların ihtiyaçları ve taleplerini ön plana aldığımızda hem kent içi ulaşımı yanlış yönlendirmiş olacağız hem de önceliğimiz olan yaya sirkülâsyonu yerine “araç öncelikli” bir yaklaşım sergilemiş olacağız.

Bu durum bize daha geniş kaldırımlar ve yürüyüş yolları, daha düzgün bisiklet yolları yerine daha geniş yollar, daha çok araç park alanı, daha yüksek maliyetli ulaşım, daha kirli görüntü ve gürültü ile daha kirli bir hava sunacaktır.

Kentlerdeki hızlı nüfus artışı ve ortaya çıkan ekolojik sorunlar yöneticileri kent içi ulaşım düzenlemeleri konusunda toplu taşıma çalışmalarına yönlendirmiştir. Bireysel araç kullanımı yerine toplu taşıma araçları ile ulaşım hizmetinin sunulmasına çalışılmaktadır. minibüsler, Halk otobüsleri, Metrobüsler, hafif raylı sistemler ve metro taşımacılığı nüfus yoğunluğuna göre uygulanan yöntemlerdir. Çok daha kalabalık olan kentlerde bisiklet ile ulaşım giderek yaygınlaşmaktadır. Çünkü artık araç öncelikli yaklaşımlar kentleri yaşanılamaz bir duruma getirmiştir.

Kent içi ulaşım konusunda oluşturulacak bir “ulaşım ana planı” çalışması ile önceliklerin belirlenip planlanması ve uygulamaya konulması gerekmektedir. Yapılan planlama ve uygulamalarda önceliğimiz “insan odaklı, yaya öncelikli” olmalıdır.

Bu yaklaşım bizi hem çağdaş dünyanın yaşam normlarına hem de rahat ve düzenli bir kentli yaşam imkânına kavuşturacaktır.