İnsan Hakları Derneği genel Merkezinin ve bölgemizdeki insan hakları dernekleri şubelerinin katılımı ile 23 Şubat 2009 tarihinde Silopi’deki Botaş kuyuları önünde yapılan basın açıklamasında gözaltında kaybedilen vatandaşlarımızın akıbetleri sorulmuştu. Açıklamada Botaş kuyularının açılması ve gerçeklerin gün yüzüne çıkarılması talebi dile getirilmişti.

Basın açıklamasına katılan kayıp yakınları “Ölülerimizin kemikleriyle yüzleşeceksiniz” yazılı bir pankart açmıştı.

Silopi Cumhuriyet savcısı, Baronun da gözetiminde Pazartesi gününden başlayarak Botaş tesislerinde şüpheli yerlerin kazısını başlatmış bulunmakta. İlk günkü kazılarda iki adet kemik ve bazı bez parçaları bulunmuşken önceki gün devam eden kazılarda da kemik ve giysi parçalarına rastlandı. Adli tıbba gönderilen kalıntıların akıbeti buradan gelen raporlarla aydınlığa kavuşacaktır. Ancak ne acı bir gerçektir ki ölülerin kemikleriyle yüzleşmek o kadar da uzak bir ihtimal değil. Kamuoyunun vicdanında çoktan kemikler bulundu bile.

 Katiller beli,  kemiklerin sahipleri meçhul maalesef.

 O kemiklerin sahiplerini oralarda meçhul hale getirenler bugünlerde tek tek intihar etmeyi tercih ediyor!

O günlerin devlet üstün hizmet madalyası sahipleri, ulusal kahramanları,  bugünlerde gazete manşetlerinde karıştıkları illegal olaylarla anılıyor.

Görkemli günlerde hak, hukuk, adalet dinlemeyenler bugün bu kavramlardan medet umuyor. Ummayanlar ise kafalarına birer kurşun sıkıyor.

Ölenlere de, öldürenlere de yazık değil mi?

Ölenler de öldürenler de bugün ölürken onları kahraman ilan edenler ne yapıyor acaba?

“Devlet için kurşun atan da kurşun yiyen de şereflidir” diyenler bugün neden kurşun atanlara sahip çıkmıyor acaba?

Bana verilen her oy …….   Sıkılan kurşundur, diyenler neredeler?

Onlar kendi koltuklarında, kendi yalılarında keyif sürmeye devam ederken bu ülkenin vatandaşlarının bir bölümü kemiklerini kuyularda arıyor diğer bölümü ise intihar ediyor ya da hapislerde sorgulanıyor.

Verdikleri siyasi desteklerle ülkeyi bu duruma getirenlerin hiçbir şey olmamış gibi ortalıkta cirit atmalarını nasıl yorumlamak gerekir?

Botaş kuyularında çıkan ölülerin kemikleri ile yüzleşmek nasıl bir duygudur biliyorlar mı?

Hiç evlat acısı tattılar mı?

Sarp dağların başında askerlik yapan yoksul vatandaşların çocukları psikolojik sarsıntı yaşarken onların çocukları sahillerde askerlik yapmadılar mı?

Onyıllardır bu ülkenin vatandaşları kaybedilen evlatlarının mezarlarına bile sahip olamamanın üzüntüsünü, acısını yaşıyor. Bu ülkede binlerce aile kaybedilen efradının cesedinin yerini bulamadığı için başını rahat yastığına koyamıyor. Bu ülkede binlerce çocuk babasının nerede olduğunu bilmiyor.

Kadınlar kocalarının,

Anneler, babalar evlatlarının,

Kardeşler kardeşlerinin kemiklerini arıyor.

Ve bugün devlet bu töhmetin ezikliğinden kurtulmak için kepçelerle kemik arıyor.

Bu vatandaşlara, bu devlete bunları reva görmek hakkaniyetle bağdaşıyor mu?

Bunu yapanlar, bunun sorumluluğunu taşıyanlar, başlarını huzurlu bir şekilde yastığa koyabiliyorlar mı?

Bulunan her kemikle yüzleşiyorlar mı?