Batman Kültür ve Sanat Derneğinin Fotoğraf kulübü aktivistleri olarak bu kez ki hedefimiz Nemrut Dağıydı. Kafilemiz ile birlikte iki araçtan oluşan bir konvoy ile Batmandan Adıyaman’a doğru yola çıktık. Yolda ilk uyarı kafilenin çocuk üyelerinden geldi. 13 yaşındaki oğlumun ilk sorusu; baba neden yolda hiç asker yok oldu?

Olağanüstü yaşam tarzının çocuklarının beyninde oluşturduğu manzara ne kadar düşündürücü değil mi?

Yolumuza devam edip feribotla Hedefimize kestirmeden ulaşmaya çalıştık. Fazla yorucu olmayan bir yolculuktan sonra Nemrut Milli Parkı alanına vardık.İlk uğrak yerimiz yeni kale oldu. Eski Kâhta yakınında Kocahisar Köyü civarında sarp kayalar üzerine kurulmuştur. Kale ortaçağ etkileri taşırsa da geç devre aittir. İçinde su depoları, hamam, cami ve Kahta Çayı’na inen gizli su yolu bulunmaktadır. Gelen Turistlerin etkisi ile olsa gerek köylüler dinlenme için yapılarını oluşturmuşlar.

Yüksek kayalar üzerindeki bu yapıdan sonra yolumuza devam ettik. İkinci hedefimiz park sınırları içerisinde bulunan Cendere köprüsüydü. Köprünün başına vardığımızda adının neden cendere konulduğunu da yukarısında bulunan kayalıklardan esinlenerek tanımlamaya çalıştık. Köprü mimarı şekli açısından Malabadi köprüsüne benzer ancak daha büyük bir yapı.

Bu alanlardan sonraki hedefimiz artık Nemrut zirvesi idi. Nemrut milli Parkının girişinde ücret ödemek zorundasınız. Büyükler 6, öğrenciler 3 TL ödeyerek antik alana girebiliyor. Basın mensuplarının ancak çalışma belgeleri varsa beleş girme hakkı var. Kapıdaki görevlilerin talimatlarında öyle yazıyor.

Ekip yöneticilerimiz ödemeleri yaptıktan sonra tırmanmaya başlıyoruz. Son kamp alanına araçla varıyorsunuz. Buraya bir tesis kurulmuş. yiyecek (Gözleme,Melemen vb.),içecek gibi ihtiyaçlarınızı buradan sağlamanız mümkün ancak? Buradaki fiyatların kendisine en yakın kamp alanı olan Karadut köyündeki kampın iki katı olduğunu belirtelim. Nemrut palasta(!) çay 1 TL. Gözleme 4 TL. Bir kişiyseniz göze çarpmaya bilir ama 26 kişilik bir kafileyseniz Sabri ve Barış hocaların durumuna düşersiniz çünkü onlar ekip sorumlularımızdı.Nemrut tepesindeki Tümülüs 2150 metre yüksekliğinde.Buraya ilk tırmanmayı yaptıktan sonra fotoğraf çalışması yaptık ve akşam döndük.İkinci tırmanma gece gerçekleşti amaç sabah güneşinin doğuşunu izlemek ve görüntülemek.Gece üçte başlayan tırmanmadan sonra hayatımızın en sert rüzgarı ve soğuk havası ile karşılaştık.Sıkı giyinme ve bataniyelere rağmen birbirimize kenetlenerek dayanabildik.Orada sadece bizler yoktuk tabi Fransız,Çinli,İngiliz dahil olmak üzere bilmem kaç düvelden insanlar vardı.Memleketimin güzel insanları çoğunluktaydı tabi.Üç saatlik dondurucu soğuk sonunda bulutlar güneşin doğuşunu engelledi.

Amaçlarımızdan birisi gerçekleşmemiş oldu ama arkadaşlarla olan sıcak, içten samimi duygular bulutların azizliğini unutturdu. Bart’lı olma ayrıcalığına sahip tüm arkadaşlarımız ile yorucu ve mutlu bir gezi daha gerçekleştirdik. Memleketimizin güzel yerlerini gezmeyi ve sizlerle paylaşmaya devam etmeyi dilerken alanı da tanıtalım;

“Nemrut Dağı Milli Parkı, Adıyaman ili; Kahta ilçesinde bulunan ve içinde Kommagene Krallığı’nın bir antik kentini barındıran milli park ve ören yeri. Adıyaman il merkezinde Kahta’ya bağlantı sağlayan karayolu ile ulaşım sağlanmakta olup, Milli Park alanı Kahta’ya 54 km, Adıyaman’a 107 km uzaklıktadır.

Nemrut Dağı ve Kommagene Kralı Antiochos’a ait Tümülüs ve kutsal alanlar, Milli Park’ın ana özelliğini teşkil etmektedir.

Antiochos’un tümülüsü ve dev heykelleri, Arsameia(Eskikale),Yenikale, Karakuş Tepe ve Cendere Köprüsü Milli Park içerisinde kalan kültürel değerlerdir. Eski çağlarda Komagene olarak anılan bu bölgede, I.Mithradates tarafından bağımsız bir krallık kurulmuş, krallık onun oğlu I.Antiochos (MÖ 62-32)un egemen olduğu yıllarda önem kazanmıştır. MS.72 yılında da Roma’ya karşı yapılan ve kaybedilen savaş ile krallığın bağımsızlığı sona ermiştir.

Nemrut Dağı doruğundaki kalıntıları yerleşme yeri olmayıp Antiochos’un Tümülüsü ve kutsal alanlardır. Tümülüs, 2150 metre yüksekliğinde, Fırat Nehri geçitlerine ve ovalarına hakim tepe üzerinde bulunmaktadır. Kralın kemiklerinin ya da küllerinin anakayaya oyulmuş odaya konulduğu ve 50 metre yüksekliğinde ve 150 metre çapındaki tümülüs ile örtüldüğü düşünülmektedir. Girişi kuzeyden olup doğuda ve batıda dini törenlerin yapıldığı teras şeklindeki avlular yer almaktadır.

Her iki terasta da aslan ve kartal heykelleri arasında yüksekliği 7 metreye ulaşan oturur vaziyette dev heykeller sıralanır, bunlar yazıtları ve kabartmaları olan ortostad (dik olarak konulan büyük taş bloklar)’la çevrilmiştir. Eski Kahta Köyü yakınında Kommagene’nın başşehri Arsameia yer alır. Burada, Mithridates’in kutsal alanı bulunmaktadır.

Yine Kahta Çayı’nın bir kolu olan Cendere Çayı’nın daraldığı yerde iki ana kaya üzerinde tek kemerli olarak yapılan Cendere Köprüsü yer almaktadır. Köprü sütunları üzerindeki kitabeye göre Kommagene şehirleri tarafından Roma İmparatoru Septimus Severus (MS 193-211)ile karısı ve oğulları onuruna yaptırılmıştır. Arsameia’nın 10 km güneybatısında 21 metre yüksekliğinde krallık kadınlarının gömüldüğü Karakuş Tepe Tümülüsü bulunmaktadır.” (vikipedi)