Şehiriçi yolculuk yaptığımızda en çok duyduğumuz sözlerden biridir,”Müsait bir yer”. Ulaşımda taşların yerine oturmadığı, insanların ulaşım için tek tip araçlara mahkum edildiği ortamlarda buna benzer kelimeleri daha çok duyarız.

 

            Üzülerek belirtmek gerekir ki, Batman bu konuda da hak ettiği yerde değildir. Bir türlü oturtulmayan durak sistemi nedeniyle, yolun her tarafı durak haline gelmiştir. Bu durum herhalde hem sürücülerin hem de vatandaşın kolayına gelmektedir ki, kimse alternatif bir şey üretemiyor.

 

            Sürücülere sorarsanız, vatandaşlara kolaylık sağlamak için böyle yaptıklarını söyleyecekler. Vatandaşa sorarsanız, sürücüler işine böyle geldiği için bu şekilde hareket etmektedirler. Zaten dar olan caddelerde her 50-100 metrede duran dolmuşlar nedeniyle trafik daha da çekilmez hale gelmektedir.

 

            Üstüne üstlük yol kenarına, kaldırımların yollarla kesiştiği kısımlarda park eden özel araçlar da işin cabası. Yol ortasında duran dolmuşlar, dolmuşlardan inen yolcular, her tarafı yaya geçidi olan bulvarlar. Daha ne zamana kadar böyle görüntülerle birlikte yaşayacağız? Bununla beraber aldıkları fazla yolcular nedeniyle ceza yememek için yolcuları başka dolmuşlara transfer eden sürücüleri alkışlamak lazım!

 

            Çoğu kez dikkatimi çekmiştir. Kaldırımlar varken neden insanlar yol ortasında yürürler diye. Araçlar insanların yollarını işgal ederse, yayalar da intikam için yolları kullanıyor herhalde! Ne yazık ki, çoğumuz halkın kullanımına açık olan kaldırımları işgal etmekten hiç çekinmeyiz. Kıraathaneler sandalyelerini kaldırımlara bırakmakta hiç beis görmezler, esnafımız da sağ olsunlar kaldırımları vitrin olarak kullanırken, bazıları da kaldırımları park yeri olarak görürler. Allah aşkına söyler misiniz bu insanlar nerde yürüsünler? Bazı yerlerde yarım metre yüksekliği bulan kaldırımlara çıkmak için ise “yüksek atlama” kurslarına gitmek gerekir.

 

            Ekmeklerini satacakları birkaç kilo domatesten kazanan seyyar satıcılarımıza ise, kızsak mı üzülsek mi gerçekten bilemiyorum. Sonuç ne olursa olsun bir şehirdeki düzensizlik, o şehirde yaşayan herkesi bir şekilde etkiliyor.

 

            Yaya geçitlerinin sadece birkaç noktada belirgin olduğu, kimsenin yaya geçitlerinden geçme gibi bir alışkanlığı, derdi veya lüksünün olmadığı da ayrı bir tartışma konusu. Söz açılmışken Basın Bulvarında Mem Parkından  Gülistan Caddesi”ne geçişin de tam bir facia olduğunu belirtmekte fayda var.  Kenarda park eden araçlar, iki taraflı akan trafik, karşıdan karşıya geçmek isteyen yayalar ve 10 metre ilerideki trafik ışıkları. Şehrin etkili ve yetkililerinin yolu hiç bu kavşaktan geçmiyor mu acaba?

 

            Anlaşılan o ki, düzenli ve trafiği düzelmiş bir Batman’a kavuşmak için daha çok bekleyeceğiz. Oysa bu şehri yaşanabilir bir hale getirmek hiç de zor değil.

 

            Dolmuşları özel araç gibi görmekten vazgeçip belirlenecek duraklarda inip binersek, araçlarımızı gelişigüzel park etme alışkanlığından vazgeçerek başkalarının hayatını da kolaylaştırırsak ve kaldırımları da insanların kullanımı için ayırırsak sorun çözülmüş olacak.

 

            Daha güzel ve düzenli bir şehirde yaşamak hepimizin ihtiyacı ve görevidir.